Sakarya'nın Zaman Bekçisi: 61 Yıldır Saatlere Hayat Veriyor

Sakarya'da yaşayan 75 yaşındaki Necip Can, ortaokulda bıraktığı eğitiminin ardından 1963 yılında başladığı saat tamirciliğini 61 yıldır sürdürüyor.

Haber Giriş Tarihi: 05.02.2026 08:30
Haber Güncellenme Tarihi: 05.02.2026 08:30
Muhabir: Yasin Köz
Sakarya'nın Zaman Bekçisi: 61 Yıldır Saatlere Hayat Veriyor

Sakarya'da yaşayan 75 yaşındaki Necip Can, ortaokulda bıraktığı eğitiminin ardından 1963 yılında başladığı saat tamirciliğini 61 yıldır sürdürüyor. Mekanik saat ustalığının yanı sıra eski bir "piyanist şantör" olan Can, mesleğin inceliklerini öğretecek sabırlı bir çırak bulamamaktan yakınıyor.

Sakarya Adapazarı'nın sembol noktalarından Çark Caddesi'ndeki küçük dükkanında, gün boyu büyüteci gözünde, cımbızı elinde bir tarih yaşıyor. 75 yaşındaki Necip Can, dijitalleşen dünyaya ve "kullan-at" kültürüne direnerek, tam 61 yıldır bozulan saatlere, duran zamana yeniden hayat veriyor.

Hikayesi 1963 yılında İstanbul'da başlayan Necip Usta, o yıllarda saatlere duyduğu merakın okul sıralarından daha ağır bastığını söylüyor. Ortaokul ikinci sınıfta eğitim hayatını noktalayıp kendini saat çarklarının, yayların ve millerin büyüleyici dünyasına bırakan Can, o günden beri elinden tornavidayı düşürmedi.

"Eskiden Kapaklara Fotoğraf İşlerdik"

Yarım asrı aşkın meslek hayatında teknolojinin değişimine bizzat şahitlik eden Necip Can, mekanik saatlerin ruhunu özlemle anlatıyor. Pilli ve dijital saatlerin olmadığı dönemlerde ustalığın çok daha kıymetli olduğunu vurgulayan Can, o günleri şöyle yad ediyor: "Bu iş tamamen zevk işi. Eskiden her şey mekanik üzerineydi. İnsanlar cep saatlerine çok kıymet verirdi. Kapaklarına sevdiklerinin fotoğraflarını koydurmak isteyenler olurdu, biz de o kapaklara ince ince fotoğraf işlerdik. Şimdi o zarafet de o ince işlere heves eden gençler de kalmadı."

Gençlere Sitem: "Sabır Yok, Heves Yok"

Sektörün kanayan yarası olan "çırak yetişmemesi" sorunu, Necip Usta'nın da en büyük derdi. Saat tamirciliğinin sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda büyük bir sabır, dikkat ve el hassasiyeti gerektirdiğini belirten Can, yeni neslin bu zorluğa gelemediğini ifade ediyor. Tecrübelerini toprağa götürmek istemediğini belirten usta, "Saatçilik zor zanaat, herkes yapamaz. Ama kapım açık; gerçekten hevesi, sabrı olan gençler varsa tezgahıma gelsin, yetiştirelim. Bu meslek ölmesin" diyerek gençlere açık çağrıda bulundu.

Tezgahta Usta, Sahnede Piyanist

Necip Can'ı sadece bir saat tamircisi sananlar, onun diğer yeteneğini duyduklarında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. O, aynı zamanda profesyonel bir müzisyen. Gençlik yıllarında İstanbul Beyoğlu'nun ışıltılı gecelerinde "piyanist şantör" olarak sahne alan Can, parmaklarındaki hassasiyeti hem saat parçalarına hem de piyano tuşlarına aktarmayı başarmış. Yıllarca sahnelerin tozunu yutan Can, "Müzik benim diğer tutkum. Hâlâ hobi olarak ara sıra piyano çalmayı sürdürüyorum" diyerek, sanatçı ruhunun zanaatına kattığı estetiği de gözler önüne seriyor.

Editörün Notu: "Saat tamirciliği ve piyano çalmak... İlk bakışta alakasız görünse de ikisi de 'ritim, hassasiyet ve sabır' ister. Necip Usta'nın parmakları, yıllarca hem zamanın tik-taklarını hem de müziğin notalarını yönetmiş. Bu tür 'sandık içi' kalmış insan hikayeleri, kaybolmaya yüz tutan zanaatkarlık kültürümüzün son kaleleridir. Adapazarı'na yolunuz düşerse Çark Caddesi'nde Necip Usta'ya bir selam verin; belki saatinizi, belki de ruhunuzu tamir eder."

HABER ÖNERİSİ: Atıklardan Mona Lisa’ya: Erzurum’da Sanat Yeniden Yazıldı

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.