Safranbolu'nun Tarihi Çarşısı'nda Bir Ömür: 7 Metrekareye Sığan 54 Yıl

Safranbolu Tarihi Çarşı'da 7 metrekarelik dükkanında 54 yıldır terzilik yapan 68 yaşındaki Mehmet Belder, mesleğin son temsilcilerinden biri olarak direniyor.

Haber Giriş Tarihi: 05.02.2026 17:05
Haber Güncellenme Tarihi: 05.02.2026 17:05
Muhabir: Yasin Köz
Safranbolu'nun Tarihi Çarşısı'nda Bir Ömür: 7 Metrekareye Sığan 54 Yıl

Safranbolu Tarihi Çarşı'da 7 metrekarelik dükkanında 54 yıldır terzilik yapan 68 yaşındaki Mehmet Belder, mesleğin son temsilcilerinden biri olarak direniyor. Çırak yetişmemesinden ve hazır giyimin yaygınlaşmasından yakınan Belder, "Eskiden takım elbise dikerdik, şimdi ufak tefek tamiratlarla günü kurtarıyoruz" diyor.

Safranbolu’nun Arnavut kaldırımlı sokaklarında, tarihi arastaların gölgesinde zamanın yavaş aktığı sanılır; ancak Mehmet Belder için zaman, dikiş makinesinin tıkırtısı kadar hızlı geçti. 68 yaşındaki Mehmet Usta, Tarihi Çarşı bölgesindeki 7 metrekarelik mütevazı dükkanında tam 54 yıldır iğneyle kuyu kazıyor.

İlkokulu bitirdikten sonra, henüz çocuk yaşta "eti senin kemiği benim" denilerek terzi Şahin Özalp’in yanına çırak verilen Belder, 7 yıllık zorlu bir eğitimin ardından ustalığa adım attı. Askerlik dönüşü kendi dükkanını açan ve o günden beri makasının sesini susturmayan Belder, terziliğin sadece bir iş değil, bir "aşk" olduğunu söylüyor.

"Müşterinin Üzerinde Görünce Gururlanıyorum"

Bağ-Kur emeklisi olmasına rağmen dükkanını kapatmaya gönlü elvermeyen Mehmet Usta, mesleğine duyduğu tutkuyu şu sözlerle anlatıyor: "Bu meslek merak ve sevgi ister. En azından işine saygın olacak. Diktiğin bir kıyafeti müşterinin üzerinde jilet gibi oturmuş halde gördüğünde, 'Bunu ben yaptım, bu benim eserim' diyerek tarif edilemez bir zevk alıyorsun. 68 yaşındayım ama hala meraklıyım, hala severek yapıyorum."

"Oğluma Takım Dikiver" Devri Bitti

Ancak Mehmet Belder’in sesinde, kaybolan bir devrin hüznü var. Hazır giyim sektörünün (konfeksiyon) devleşmesi ve fabrikasyon üretimin artması, el emeği göz nuru terziliği bitirme noktasına getirdi. Eski günleri özlemle yad eden Belder, "Zamanında terzilik çok revaçtaydı. Babalar gelir, 'Oğlum liseye başladı, üniversiteye gidiyor ya da evlenecek; ona güzel bir takım elbise dikiver' derdi. Gece gündüz takım elbise dikerdik. Günümüzde bu işler bitti. Artık dikim yaptıracak vatandaş kalmadı, sadece paça kısaltma, sökük dikme gibi ufak tefek tamiratlarla meşgul oluyoruz" diyerek sektörün acı tablosunu çizdi.

Çırak Yok, Gelecek Yok

Mesleğin en büyük sorununun "arkadan gelen nesil olmaması" olduğunu vurgulayan Belder, çırak yetişmediği için terziliğin kendi kuşaklarıyla birlikte tarihe karışacağını belirtti. 54 yıl boyunca bu dükkanın geliriyle çocuklarını okutup meslek sahibi yaptığını söyleyen usta, "Alnımızın akıyla bugünlere geldik ama meslek artık son demlerini yaşıyor" ifadelerini kullandı.

Editörün Notu: "Mehmet Usta'nın 'Bunu ben yaptım' duygusu, günümüzün 'kullan-at' tüketim alışkanlığında unuttuğumuz bir tatmin. Hazır giyim ucuz ve hızlı olabilir ama bir terzinin vücut ölçülerinize, duruşunuza göre diktiği, provasında sizinle sohbet ettiği o kıyafetin ruhu bambaşkadır. Dolabınızda tadilat bekleyen bir kıyafet varsa, bugün mahallenizdeki terziye uğrayın. Hem kıyafetiniz kurtulsun hem de bir zanaatkarın yüzü gülsün."

HABER ÖNERİSİ: Hem Terapi Hem Kazanç Kapısı: Kursiyerler Ürettikçe Mutlu Oluyor

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.