Kurumuş ağaç dalları ve kökleri ellerinde yeniden hayat buluyor
Kurumuş ağaç dalları ve kökleri ellerinde yeniden hayat buluyor
Haber Giriş Tarihi: 30.09.2026 09:58
Haber Güncellenme Tarihi: 30.09.2026 09:58
Kaynak:
İHA
Kastamonu’da emekli olduktan sonra babasından öğrendiği marangozluk mesleğine dönen usta, ormanlık alandan topladığı ağaç dalları ve köklerini ev dekorasyon ürünlerine dönüştürüyor.
Kastamonu’nun Abana ilçesinde yaşayan Ahmet Çelik (64), çalıştığı Abana Belediyesi’nden emekli olduktan sonra babasından öğrendiği marangozluğu yapmaya karar verdi. 12 yaşındayken Halk Eğitimi Merkezi tarafından açılan ahşap el sanatları kursuna katılan ve bir süre babasıyla marangozluk yapan Çelik, Abana Belediyesi’nde işe başladıktan sonra baba mesleğine ara verdi. Emekli olduktan sonra evinin altında bir atölye açan Ahmet Çelik, hobi amaçlı marangozluk yapmaya başladı. Ormandan, dere kenarlarından, sel sularıyla taşınan ağaç parçalarını toplayan Çelik, ağaç dalları ve köklerini sanat eserlerine dönüştürüyor. Topladığı ağaç parçalarını çeşitli figürlere dönüştüren Ahmet Çelik, baston, abajur, sehpa, biblo gibi süs eşyalarının yanı sıra, kurt ve geyik gibi hayvan figürleri yapıyor.
Son 5 yıldır atölyede kurumuş ağaç dalları ve kökleri sanat eserlerine dönüştüren usta, yaptığı dekorasyon ürünlerini hem atölyesinde sergiliyor hem de talep eden vatandaşlara satıyor.
"Deniz veya ormandan topladığım bir objeyi çeşitli el aletleriyle objeye döndürmeye çalışıyorum"
Deniz kıyısına sürüklenen ağaçları topladığını söyleyen Ahmet Çelik, "13 yaşımda ilçemizde bir kurs açıldı. Bizim de merakımız vardı, bizleri kursa aldılar. 3 tane obje yapınca bir tanesini biz alıyorduk. Kursta eğitim görünce hevesimiz başladı. Deniz kıyısındaki bir ağacı veya ormandaki bir objeyi çeşitli cisimlere döndürmeye çalışıyorum. Bir makine olayı yok. Sadece el takımları, zımpara, el zımparası, el testeresi kullanıyorum. Bu yüzden çalışması uzun sürüyor. Bir de evim atölyemin üstünde, küçük bir yer. Hobi amaçlı yaptığım ürünler çoğalınca da satış amaçlı bir yerlere getirmemiz icap ediyor. Festivallere, fuarlara gidiyorum, oralarda satıyorum" dedi.
Yaptığı ürünlere vatandaşların ilgi gösterdiğini kaydeden Çelik, "Abana ilçemiz, Karadeniz’in küçük bir kasabası. Gelen kişilerin maddi açıdan potansiyeli belli. Bizim yaptığımız ürünlerin fiyatları da biraz yüksek geliyor. İsteyene yarı fiyatına da veriyorum. O zaman satış oluyor. Almanya’ya daha dün ürünler gönderdim" diye konuştu.
"14 yaşında parmağımı kaybettim"
Emekli olduktan sonra baba mesleğini yeniden yapmaya başladığını kaydeden Çelik, "Babam rahmetli oldu. Biz de babamızdan marangozluğu öğrendik, bu işlere merak sardık. Emekli olduktan sonra da daha rahat bir şekilde bu mesleği sürdürmeye başladık. 12 yaşımdan beri ben marangozum. Zaman zaman marangozların yanında çıraklık yaptık. Makara fabrikalarımız vardı, onların yanında çalıştık. 14 yaşımda da bir parmağımı marangozhanede çalışırken yitirmiş bulunuyorum. Biz de bu ağacın hatırası çok" şeklinde konuştu.
"Atölyeme gelince huzur buluyorum"
Atölyeye geldiğinde huzur bulduğunu söyleyen Çelik, "Atölye benim, çünkü yer benim. Bir beklentim yok. Hobi amaçlı yapıyorum. Şu anda para kazanıyoruz ama aynı zamanda atölyede huzur da buluyorum. Huzurluyum yani, çok huzurluyum. Kimse karışmıyor. Başımda bir usta yok. Amir yok. Belediyede vardı. Amirimiz, ustamız vardı. Buradaki her şey benim. Ağaç da benim. Makine de benim. Yaptığım iş benim. Mutluluk duyuyorum" ifadelerini kullandı.
"Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor"
Emekli olmadan önce Abana ilçesindeki Yeşilyuva Tabiat Parkının 13 yıl boyunca işletmeciliğini yaptığını belirten Çelik, "Mesire alanına insanlar ellerindeki ağaçları yakacak olarak getiriyordu, ben ellerinden kapıyordum. Yerine farklı odun veriyordum. Bu şekilde büyük bir çiçeklik yaptık. Biri tam güzel bir ağacı keserlerken yakaladım. Elinden almasaydım odun olacaktı, yanacaktı. Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor. Biz ağacı tanıyoruz" dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kurumuş ağaç dalları ve kökleri ellerinde yeniden hayat buluyor
Kastamonu’nun Abana ilçesinde yaşayan Ahmet Çelik (64), çalıştığı Abana Belediyesi’nden emekli olduktan sonra babasından öğrendiği marangozluğu yapmaya karar verdi. 12 yaşındayken Halk Eğitimi Merkezi tarafından açılan ahşap el sanatları kursuna katılan ve bir süre babasıyla marangozluk yapan Çelik, Abana Belediyesi’nde işe başladıktan sonra baba mesleğine ara verdi. Emekli olduktan sonra evinin altında bir atölye açan Ahmet Çelik, hobi amaçlı marangozluk yapmaya başladı. Ormandan, dere kenarlarından, sel sularıyla taşınan ağaç parçalarını toplayan Çelik, ağaç dalları ve köklerini sanat eserlerine dönüştürüyor. Topladığı ağaç parçalarını çeşitli figürlere dönüştüren Ahmet Çelik, baston, abajur, sehpa, biblo gibi süs eşyalarının yanı sıra, kurt ve geyik gibi hayvan figürleri yapıyor.
Son 5 yıldır atölyede kurumuş ağaç dalları ve kökleri sanat eserlerine dönüştüren usta, yaptığı dekorasyon ürünlerini hem atölyesinde sergiliyor hem de talep eden vatandaşlara satıyor.
"Deniz veya ormandan topladığım bir objeyi çeşitli el aletleriyle objeye döndürmeye çalışıyorum"
Deniz kıyısına sürüklenen ağaçları topladığını söyleyen Ahmet Çelik, "13 yaşımda ilçemizde bir kurs açıldı. Bizim de merakımız vardı, bizleri kursa aldılar. 3 tane obje yapınca bir tanesini biz alıyorduk. Kursta eğitim görünce hevesimiz başladı. Deniz kıyısındaki bir ağacı veya ormandaki bir objeyi çeşitli cisimlere döndürmeye çalışıyorum. Bir makine olayı yok. Sadece el takımları, zımpara, el zımparası, el testeresi kullanıyorum. Bu yüzden çalışması uzun sürüyor. Bir de evim atölyemin üstünde, küçük bir yer. Hobi amaçlı yaptığım ürünler çoğalınca da satış amaçlı bir yerlere getirmemiz icap ediyor. Festivallere, fuarlara gidiyorum, oralarda satıyorum" dedi.
Yaptığı ürünlere vatandaşların ilgi gösterdiğini kaydeden Çelik, "Abana ilçemiz, Karadeniz’in küçük bir kasabası. Gelen kişilerin maddi açıdan potansiyeli belli. Bizim yaptığımız ürünlerin fiyatları da biraz yüksek geliyor. İsteyene yarı fiyatına da veriyorum. O zaman satış oluyor. Almanya’ya daha dün ürünler gönderdim" diye konuştu.
"14 yaşında parmağımı kaybettim"
Emekli olduktan sonra baba mesleğini yeniden yapmaya başladığını kaydeden Çelik, "Babam rahmetli oldu. Biz de babamızdan marangozluğu öğrendik, bu işlere merak sardık. Emekli olduktan sonra da daha rahat bir şekilde bu mesleği sürdürmeye başladık. 12 yaşımdan beri ben marangozum. Zaman zaman marangozların yanında çıraklık yaptık. Makara fabrikalarımız vardı, onların yanında çalıştık. 14 yaşımda da bir parmağımı marangozhanede çalışırken yitirmiş bulunuyorum. Biz de bu ağacın hatırası çok" şeklinde konuştu.
"Atölyeme gelince huzur buluyorum"
Atölyeye geldiğinde huzur bulduğunu söyleyen Çelik, "Atölye benim, çünkü yer benim. Bir beklentim yok. Hobi amaçlı yapıyorum. Şu anda para kazanıyoruz ama aynı zamanda atölyede huzur da buluyorum. Huzurluyum yani, çok huzurluyum. Kimse karışmıyor. Başımda bir usta yok. Amir yok. Belediyede vardı. Amirimiz, ustamız vardı. Buradaki her şey benim. Ağaç da benim. Makine de benim. Yaptığım iş benim. Mutluluk duyuyorum" ifadelerini kullandı.
"Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor"
Emekli olmadan önce Abana ilçesindeki Yeşilyuva Tabiat Parkının 13 yıl boyunca işletmeciliğini yaptığını belirten Çelik, "Mesire alanına insanlar ellerindeki ağaçları yakacak olarak getiriyordu, ben ellerinden kapıyordum. Yerine farklı odun veriyordum. Bu şekilde büyük bir çiçeklik yaptık. Biri tam güzel bir ağacı keserlerken yakaladım. Elinden almasaydım odun olacaktı, yanacaktı. Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor. Biz ağacı tanıyoruz" dedi.
Kaynak: İHA
ÇOK OKUNAN