Dikiş Aşkı Sınır Tanımıyor: 65 Yaşındaki Kursiyer Sınıfta Kalmak İstiyor!
Dikiş Aşkı Sınır Tanımıyor: 65 Yaşındaki Kursiyer Sınıfta Kalmak İstiyor!
Sakarya'da yıllarca çocukları için çalışan 65 yaşındaki Remziye Demir, sevdiği dikiş kursundan ayrılmamak adına sınıfta kalmak istiyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.05.2026 14:00
Haber Güncellenme Tarihi: 15.05.2026 14:00
Kaynak:
İHA
https://www.haberxr.com/
Sakarya'nın Adapazarı ilçesi, azmi ve yaşam enerjisiyle gençlere taş çıkartan sımsıcak bir başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Adapazarı Halk Eğitim Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren dikiş nakış kursu, her yaştan kadına sadece yeni bir meslek öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara sosyalleşebilecekleri ikinci bir yuva sunuyor. Bu kursun en dikkat çeken isimlerinden biri ise 65 yaşındaki Remziye Demir. Yıllarını ailesine adayan ve emeklilik günlerini üreterek değerlendirmek isteyen Demir, dikiş makinesinin başında adeta yeniden doğuyor. Öğrenme arzusu o kadar yüksek ki, bu güzel ortamdan kopmamak adına başvurduğu yöntem herkesi hem şaşırtıyor hem de gülümsetiyor.
FEDAKAR BİR ANNENİN EMEKLİLİK GÜNLERİ
Remziye Demir’in hayatı, aslında Anadolu kadınının fedakarlıklarla dolu klasik bir özeti gibi. Çocuklarının eğitimi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ve onları Almanya'da üniversitede okutabilmek için yıllarca çabalayan Demir, o zorlu günleri büyük bir gururla anımsıyor. Evlatlarının dershane masraflarını karşılayabilmek adına dükkan işleten, yeri geldiğinde başkalarının çocuklarına bakıcılık yapan vefakar anne, görevini başarıyla tamamlamanın huzurunu yaşıyor. Çocukları okuyup evlendikten sonra hayatında yepyeni bir sayfa açan Demir, "Şu anda tamamen kendi hayatıma bakıyorum. Yalnız yaşıyorum ve kendimi eve kapatmak istemediğim için burayı tercih ediyorum" diyerek üretime katılmanın mutluluğunu paylaşıyor.
KURSTAN KOPMAMAK İÇİN SINIFTA KALMAK İSTİYOR
Halk Eğitim Merkezi'ndeki dikiş nakış kursu, Remziye Demir için dünyadan ve günlük streslerden tamamen koptuğu özel bir terapi merkezi işlevi görüyor. Çarşamba günleri semt pazarından özenle seçip aldığı kumaşları, çocukları ve torunları için birbirinden güzel kıyafetlere dönüştüren Demir'in en büyük korkusu ise bu eğitim sürecinin sona ermesi. Kursa duyduğu büyük tutkuyu samimi sözlerle dile getiren Demir, "Dikişi ve tüm el sanatlarını çok seviyorum. Sırf seneye de gelebilmek için kendimi sınıfta bıraktırmaya çalışıyorum. Bazen hocama 'Hocam beni bırakır mısın, seneye tekrar geleyim' diye yalvarıyorum" diyerek dikiş aşkının sınır tanımadığını gözler önüne seriyor.
ÜRETMEK PSİKOLOJİYE VE EKONOMİYE CAN VERİYOR
Kursun yalnızca bir el becerisi atölyesi olmadığını vurgulayan usta öğretici Gül Esin Balık ise sürecin kadınlar üzerindeki derin psikolojik etkilerine dikkat çekiyor. Öğrencilerin ev ortamının monotonluğundan kurtularak kendilerine veya sevdiklerine bir şeyler üretmesinin büyük bir moral kaynağı olduğunu belirten Balık, "Tüketme temelli toplumumuzda üretici konumuna geçmek onlara psikolojik açıdan çok iyi geliyor. İnanın bazen sadece sohbet etmek için bile geliyorlar" ifadelerini kullanıyor. Ayrıca bu eğitimlerin ekonomik bir kapı da araladığını hatırlatan Balık, modülleri başarıyla tamamlayan kadınların ustalık belgesi alarak kendi iş yerlerini açabileceklerini veya usta öğretici olarak görev yapabileceklerini belirtiyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dikiş Aşkı Sınır Tanımıyor: 65 Yaşındaki Kursiyer Sınıfta Kalmak İstiyor!
Sakarya'da yıllarca çocukları için çalışan 65 yaşındaki Remziye Demir, sevdiği dikiş kursundan ayrılmamak adına sınıfta kalmak istiyor.
Sakarya'nın Adapazarı ilçesi, azmi ve yaşam enerjisiyle gençlere taş çıkartan sımsıcak bir başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Adapazarı Halk Eğitim Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren dikiş nakış kursu, her yaştan kadına sadece yeni bir meslek öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara sosyalleşebilecekleri ikinci bir yuva sunuyor. Bu kursun en dikkat çeken isimlerinden biri ise 65 yaşındaki Remziye Demir. Yıllarını ailesine adayan ve emeklilik günlerini üreterek değerlendirmek isteyen Demir, dikiş makinesinin başında adeta yeniden doğuyor. Öğrenme arzusu o kadar yüksek ki, bu güzel ortamdan kopmamak adına başvurduğu yöntem herkesi hem şaşırtıyor hem de gülümsetiyor.
FEDAKAR BİR ANNENİN EMEKLİLİK GÜNLERİ
Remziye Demir’in hayatı, aslında Anadolu kadınının fedakarlıklarla dolu klasik bir özeti gibi. Çocuklarının eğitimi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ve onları Almanya'da üniversitede okutabilmek için yıllarca çabalayan Demir, o zorlu günleri büyük bir gururla anımsıyor. Evlatlarının dershane masraflarını karşılayabilmek adına dükkan işleten, yeri geldiğinde başkalarının çocuklarına bakıcılık yapan vefakar anne, görevini başarıyla tamamlamanın huzurunu yaşıyor. Çocukları okuyup evlendikten sonra hayatında yepyeni bir sayfa açan Demir, "Şu anda tamamen kendi hayatıma bakıyorum. Yalnız yaşıyorum ve kendimi eve kapatmak istemediğim için burayı tercih ediyorum" diyerek üretime katılmanın mutluluğunu paylaşıyor.
KURSTAN KOPMAMAK İÇİN SINIFTA KALMAK İSTİYOR
Halk Eğitim Merkezi'ndeki dikiş nakış kursu, Remziye Demir için dünyadan ve günlük streslerden tamamen koptuğu özel bir terapi merkezi işlevi görüyor. Çarşamba günleri semt pazarından özenle seçip aldığı kumaşları, çocukları ve torunları için birbirinden güzel kıyafetlere dönüştüren Demir'in en büyük korkusu ise bu eğitim sürecinin sona ermesi. Kursa duyduğu büyük tutkuyu samimi sözlerle dile getiren Demir, "Dikişi ve tüm el sanatlarını çok seviyorum. Sırf seneye de gelebilmek için kendimi sınıfta bıraktırmaya çalışıyorum. Bazen hocama 'Hocam beni bırakır mısın, seneye tekrar geleyim' diye yalvarıyorum" diyerek dikiş aşkının sınır tanımadığını gözler önüne seriyor.
ÜRETMEK PSİKOLOJİYE VE EKONOMİYE CAN VERİYOR
Kursun yalnızca bir el becerisi atölyesi olmadığını vurgulayan usta öğretici Gül Esin Balık ise sürecin kadınlar üzerindeki derin psikolojik etkilerine dikkat çekiyor. Öğrencilerin ev ortamının monotonluğundan kurtularak kendilerine veya sevdiklerine bir şeyler üretmesinin büyük bir moral kaynağı olduğunu belirten Balık, "Tüketme temelli toplumumuzda üretici konumuna geçmek onlara psikolojik açıdan çok iyi geliyor. İnanın bazen sadece sohbet etmek için bile geliyorlar" ifadelerini kullanıyor. Ayrıca bu eğitimlerin ekonomik bir kapı da araladığını hatırlatan Balık, modülleri başarıyla tamamlayan kadınların ustalık belgesi alarak kendi iş yerlerini açabileceklerini veya usta öğretici olarak görev yapabileceklerini belirtiyor.
ÇOK OKUNAN