32 Yıllık Ustanın Çırak İsyanı: Zanaatımız Yok Oluyor
32 Yıllık Ustanın Çırak İsyanı: Zanaatımız Yok Oluyor
Van’da 32 yıldır mülki amirlere ayakkabı diken usta Fikret Kaya, gençlerin ilgisizliği yüzünden el emeği mesleğinin yok olmasından dert yandı.
Haber Giriş Tarihi: 06.05.2026 10:00
Haber Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 10:00
Muhabir:
Yasin Köz
https://www.haberxr.com/
Van’da 32 yıldır mülki amirlere ayakkabı diken usta Fikret Kaya, gençlerin ilgisizliği yüzünden el emeği mesleğinin yok olmasından dert yandı.
VAN'IN İPEKYOLU İLÇESİNDE YARIM ASIRLIK ÇINAR
Türkiye'nin doğusunda, el emeğinin ve zanaatkarlığın giderek azaldığı bir dönemde, Van’ın İpekyolu ilçesi anlamlı bir meslek mücadelesine sahne oluyor. Yarım asrı geride bırakan ömrünün tam 32 yılını deri kokulu küçük bir ayakkabı tezgahının başında geçiren usta Fikret Kaya, seri üretim fabrikasyon ürünlere karşı adeta tek başına direniyor. Çıraklıktan başlayarak ustalık mertebesine ulaşan Kaya, değişen ve gelişen teknolojiye rağmen, mesleğini ilk günkü heyecan, titizlik ve aidiyet duygusuyla icra etmeye devam ediyor. Bir yandan kentteki mülki amirler ve üst düzey bürokratlar için tamamen el işçiliğine dayalı, kişiye özel sipariş ayakkabılar üreten tecrübeli usta; diğer yandan da yıpranmış, eskimiş ayakkabıları ustalıkla onararak hem aile ekonomilerine hem de geri dönüşüm zincirine ciddi bir katkı sağlıyor.
TEKNOLOJİYE KARŞI EL EMEĞİNİN ZORLU DİRENİŞİ
Geçmişten bugüne ayakkabıcılık sektöründe yaşanan köklü değişime bizzat tanıklık eden Fikret Kaya, el emeğinin yavaş yavaş nasıl yok olduğunu derin bir hüzünle anlatıyor. Üretim bandından çıkan yüzlerce ayakkabıya kıyasla el dikişinin ruhunu savunan usta, teknolojinin getirdiği kolaylıkları inkar etmese de eski günlere olan özlemini şu sözlerle dile getiriyor:
"Teknoloji ve modern makineler çıkınca hem biz ustalar hem de müşterilerimiz büyük bir rahatlık yaşadı. İşler hızlandı, süreler kısaldı. Ama yine de biz o eski çıraklık dönemlerimizi, el emeğiyle ilmek ilmek işlediğimiz günleri özlüyoruz. Keşke o eski günler olsaydı da o zorlukları, o tatlı sıkıntıları yine yaşasaydık. Maalesef zamanı geriye alamıyoruz; bugünün dijital ve mekanik yapısı bunu gerektiriyor, biz de mecburen bu yeniliklere ayak uydurarak yolumuza devam ediyoruz."
"ELİ KİRLENMEYENİN KARNI TOK OLMAZ"
Ancak usta ismin asıl isyanı ve yüreğini yakan en büyük dert, mesleği devredecek yeni bir nesil bulamaması. Eski yıllarda zanaate duyulan saygının ve ilginin çok yüksek olduğunu, dükkanında en az 3-5 çırağın harıl harıl çalıştığını hatırlatan Kaya, bugün gelinen noktayı sektörün kanayan yarası olarak tanımlıyor. Yeni neslin "elim kirleniyor" gerekçesiyle zanaattan kaçtığını belirten Fikret Kaya, usta-çırak ilişkisindeki büyük kopuşu şu çarpıcı ifadelerle özetliyor:
"Şu an dükkanımda çalıştıracak bir tane bile çırak bulamıyorum. Mesleğe zerre kadar rağbet yok. Gelen gençler en fazla 3-5 gün dayanıp, 'Usta, bu benim işim değil' diyerek önlüğünü bırakıp gidiyor. İşin daha da acı tarafı, ailelerin tutumu. Çocuğun babasını arayıp durumu sorduğumda, 'Benim oğlum bu işi yapmayacak, eli boya oluyor, kirleniyor' cevabını alıyorum. Oysa bizim kültürümüzde 'eli kirlenmeyenin karnı tok olmaz' diye bir düstur vardır. Çırak bulamadığımız için bildiklerimizi aktaramıyoruz. Korkarım ki bu gidişle asırlık mesleğimiz ölüyor."
BÜROKRASİYE ÖZEL İŞÇİLİK VE GERİ DÖNÜŞÜM
Tüm bu imkansızlıklara ve çırak krizine rağmen pes etmeyen Kaya, mütevazı dükkanında harikalar yaratmaya devam ediyor. Özellikle ekonomik tüketim alışkanlıklarının değiştiği günümüzde tamiratın öneminin altını çizen tecrübeli zanaatkar, "Yaptığımız onarımlarla adeta çöpe gidecek milli serveti kurtarıyoruz. Öyle ince bir tadilat yapıyoruz ki, işlem gören yer kesinlikle belli olmuyor; ayakkabıyı aslına uygun onarıp ilk günkü orijinal haliyle müşterimize teslim ediyoruz. Bunun yanı sıra mülki amirlerimize ve büyüklerimize sıfırdan özel sipariş ayakkabılar dikmeyi sürdürüyoruz" diyerek 32 yıllık mesleğine olan sarsılmaz bağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
32 Yıllık Ustanın Çırak İsyanı: Zanaatımız Yok Oluyor
Van’da 32 yıldır mülki amirlere ayakkabı diken usta Fikret Kaya, gençlerin ilgisizliği yüzünden el emeği mesleğinin yok olmasından dert yandı.
Van’da 32 yıldır mülki amirlere ayakkabı diken usta Fikret Kaya, gençlerin ilgisizliği yüzünden el emeği mesleğinin yok olmasından dert yandı.
VAN'IN İPEKYOLU İLÇESİNDE YARIM ASIRLIK ÇINAR
Türkiye'nin doğusunda, el emeğinin ve zanaatkarlığın giderek azaldığı bir dönemde, Van’ın İpekyolu ilçesi anlamlı bir meslek mücadelesine sahne oluyor. Yarım asrı geride bırakan ömrünün tam 32 yılını deri kokulu küçük bir ayakkabı tezgahının başında geçiren usta Fikret Kaya, seri üretim fabrikasyon ürünlere karşı adeta tek başına direniyor. Çıraklıktan başlayarak ustalık mertebesine ulaşan Kaya, değişen ve gelişen teknolojiye rağmen, mesleğini ilk günkü heyecan, titizlik ve aidiyet duygusuyla icra etmeye devam ediyor. Bir yandan kentteki mülki amirler ve üst düzey bürokratlar için tamamen el işçiliğine dayalı, kişiye özel sipariş ayakkabılar üreten tecrübeli usta; diğer yandan da yıpranmış, eskimiş ayakkabıları ustalıkla onararak hem aile ekonomilerine hem de geri dönüşüm zincirine ciddi bir katkı sağlıyor.
TEKNOLOJİYE KARŞI EL EMEĞİNİN ZORLU DİRENİŞİ
Geçmişten bugüne ayakkabıcılık sektöründe yaşanan köklü değişime bizzat tanıklık eden Fikret Kaya, el emeğinin yavaş yavaş nasıl yok olduğunu derin bir hüzünle anlatıyor. Üretim bandından çıkan yüzlerce ayakkabıya kıyasla el dikişinin ruhunu savunan usta, teknolojinin getirdiği kolaylıkları inkar etmese de eski günlere olan özlemini şu sözlerle dile getiriyor:
"ELİ KİRLENMEYENİN KARNI TOK OLMAZ"
Ancak usta ismin asıl isyanı ve yüreğini yakan en büyük dert, mesleği devredecek yeni bir nesil bulamaması. Eski yıllarda zanaate duyulan saygının ve ilginin çok yüksek olduğunu, dükkanında en az 3-5 çırağın harıl harıl çalıştığını hatırlatan Kaya, bugün gelinen noktayı sektörün kanayan yarası olarak tanımlıyor. Yeni neslin "elim kirleniyor" gerekçesiyle zanaattan kaçtığını belirten Fikret Kaya, usta-çırak ilişkisindeki büyük kopuşu şu çarpıcı ifadelerle özetliyor:
"Şu an dükkanımda çalıştıracak bir tane bile çırak bulamıyorum. Mesleğe zerre kadar rağbet yok. Gelen gençler en fazla 3-5 gün dayanıp, 'Usta, bu benim işim değil' diyerek önlüğünü bırakıp gidiyor. İşin daha da acı tarafı, ailelerin tutumu. Çocuğun babasını arayıp durumu sorduğumda, 'Benim oğlum bu işi yapmayacak, eli boya oluyor, kirleniyor' cevabını alıyorum. Oysa bizim kültürümüzde 'eli kirlenmeyenin karnı tok olmaz' diye bir düstur vardır. Çırak bulamadığımız için bildiklerimizi aktaramıyoruz. Korkarım ki bu gidişle asırlık mesleğimiz ölüyor."
BÜROKRASİYE ÖZEL İŞÇİLİK VE GERİ DÖNÜŞÜM
Tüm bu imkansızlıklara ve çırak krizine rağmen pes etmeyen Kaya, mütevazı dükkanında harikalar yaratmaya devam ediyor. Özellikle ekonomik tüketim alışkanlıklarının değiştiği günümüzde tamiratın öneminin altını çizen tecrübeli zanaatkar, "Yaptığımız onarımlarla adeta çöpe gidecek milli serveti kurtarıyoruz. Öyle ince bir tadilat yapıyoruz ki, işlem gören yer kesinlikle belli olmuyor; ayakkabıyı aslına uygun onarıp ilk günkü orijinal haliyle müşterimize teslim ediyoruz. Bunun yanı sıra mülki amirlerimize ve büyüklerimize sıfırdan özel sipariş ayakkabılar dikmeyi sürdürüyoruz" diyerek 32 yıllık mesleğine olan sarsılmaz bağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
ÇOK OKUNAN