Patara Antik Kenti Neden Likya’nın Kalbi Sayılıyor?
Patara Antik Kenti Neden Likya’nın Kalbi Sayılıyor?
Likya Birliği’nin başkenti Patara, antik çağlardan Bizans’a uzanan tarihi, anıtsal yapıları ve Caretta caretta sahiliyle dikkat çekiyor.
Haber Giriş Tarihi: 31.01.2026 03:59
Haber Güncellenme Tarihi: 31.01.2026 03:59
Muhabir:
Saliha Kara
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Gelemiş köyünde, Fethiye ile Kalkan arasında yer alan Patara Antik Kenti, Likya Uygarlığı’nın en eski ve en önemli şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Xanthos Vadisi’nin denize açılan tek noktası olması, Patara’yı tarih boyunca stratejik, siyasi ve ticari açıdan vazgeçilmez bir merkez haline getirdi.
Kentin adı, MÖ 13. yüzyıla ait Hitit metinlerinde “Patar”, Likya yazıtları ve sikkelerde ise “Patara” olarak geçiyor. Demir Çağı öncesine uzanan yerleşim geçmişiyle Patara, MÖ 3. yüzyılda Ptolemaios egemenliğine girerek Likya’nın önder kentlerinden biri oldu. MÖ 167–168 yıllarında Roma’ya karşı özerkliğini kazanan Likya’nın başkenti olarak Likya Birliği’nin merkezi haline geldi.
Bu siyasi konum, kentte inşa edilen meclis binası (bouleuterion) ve tiyatro gibi anıtsal yapılarla somutlaştı. Roma egemenliği döneminde de önemini koruyan Patara, hem Roma valiliklerinin adli merkezi hem de doğu eyaletleriyle bağlantı kuran önemli bir deniz üssü olarak kullanıldı. MS 43’te Likya’nın Roma eyaleti olması ve MS 74’te Pamphylia ile birleştirilmesi, Patara’nın başkent statüsünü değiştirmedi.
Antik kaynaklara göre Patara, Tanrı Apollon’un doğduğu yer ve önemli bir kehanet merkezi olarak ün kazandı. Aynı zamanda Anadolu’dan Roma’ya gönderilen tahılların depolandığı büyük bir liman kenti olarak da işlev gördü. MS 2. yüzyılda İmparator Hadrian ve eşi Sabina tarafından yaptırılan tahıl ambarı (granarium), bu rolün en somut kanıtları arasında yer alıyor.
Bizans döneminde de önemini sürdüren Patara, Hıristiyanlık tarihi açısından da ayrı bir yere sahip. “Noel Baba” olarak bilinen Aziz Nikolaos’un Pataralı olması, Aziz Paul’ün Roma yolculuğuna Patara’dan başlaması ve MS 325 İznik Konsülü’nde Patara Piskoposu Eudemos’un Likya adına tek imza yetkilisi olması, kentin dini ve siyasi ağırlığını gözler önüne seriyor.
1988 yılından bu yana süren arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılan kentte, ziyaretçiler antik kente iyi korunmuş Roma Zafer Takı’ndan giriş yapıyor. Likya tipi lahitlerin yer aldığı nekropol, MS 147’de yeniden inşa edilen tiyatro, meclis binası, Roma İmparatoru Nero döneminde yapılan ve bugün ayağa kaldırılan dünyanın en eski deniz fenerlerinden biri, Patara’nın öne çıkan yapıları arasında bulunuyor.
Antik kentin hemen yanında yer alan 12 kilometrelik Patara Plajı ise, Caretta caretta kaplumbağalarının üreme alanı olmasıyla da uluslararası öneme sahip. Patara, bu çok katmanlı tarihi ve doğal mirasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday “Likya Uygarlığı Antik Kentleri” arasında yer alıyor.
Editör Notu
Patara, yalnızca taş yapılardan ibaret bir antik kent değil; demokrasi fikrinin erken örneklerinden biri olan Likya Birliği’ne başkentlik yapmış, ticaret, inanç ve doğayla iç içe geçmiş eşsiz bir tarih sahnesi. Patara’yı gezerken, bir kentin binlerce yıl boyunca nasıl ayakta kalabildiğini adım adım hissetmek mümkün.
Kaynak: Saliha Kara
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Patara Antik Kenti Neden Likya’nın Kalbi Sayılıyor?
Likya Birliği’nin başkenti Patara, antik çağlardan Bizans’a uzanan tarihi, anıtsal yapıları ve Caretta caretta sahiliyle dikkat çekiyor.
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Gelemiş köyünde, Fethiye ile Kalkan arasında yer alan Patara Antik Kenti, Likya Uygarlığı’nın en eski ve en önemli şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Xanthos Vadisi’nin denize açılan tek noktası olması, Patara’yı tarih boyunca stratejik, siyasi ve ticari açıdan vazgeçilmez bir merkez haline getirdi.
Kentin adı, MÖ 13. yüzyıla ait Hitit metinlerinde “Patar”, Likya yazıtları ve sikkelerde ise “Patara” olarak geçiyor. Demir Çağı öncesine uzanan yerleşim geçmişiyle Patara, MÖ 3. yüzyılda Ptolemaios egemenliğine girerek Likya’nın önder kentlerinden biri oldu. MÖ 167–168 yıllarında Roma’ya karşı özerkliğini kazanan Likya’nın başkenti olarak Likya Birliği’nin merkezi haline geldi.
Bu siyasi konum, kentte inşa edilen meclis binası (bouleuterion) ve tiyatro gibi anıtsal yapılarla somutlaştı. Roma egemenliği döneminde de önemini koruyan Patara, hem Roma valiliklerinin adli merkezi hem de doğu eyaletleriyle bağlantı kuran önemli bir deniz üssü olarak kullanıldı. MS 43’te Likya’nın Roma eyaleti olması ve MS 74’te Pamphylia ile birleştirilmesi, Patara’nın başkent statüsünü değiştirmedi.
Antik kaynaklara göre Patara, Tanrı Apollon’un doğduğu yer ve önemli bir kehanet merkezi olarak ün kazandı. Aynı zamanda Anadolu’dan Roma’ya gönderilen tahılların depolandığı büyük bir liman kenti olarak da işlev gördü. MS 2. yüzyılda İmparator Hadrian ve eşi Sabina tarafından yaptırılan tahıl ambarı (granarium), bu rolün en somut kanıtları arasında yer alıyor.
Bizans döneminde de önemini sürdüren Patara, Hıristiyanlık tarihi açısından da ayrı bir yere sahip. “Noel Baba” olarak bilinen Aziz Nikolaos’un Pataralı olması, Aziz Paul’ün Roma yolculuğuna Patara’dan başlaması ve MS 325 İznik Konsülü’nde Patara Piskoposu Eudemos’un Likya adına tek imza yetkilisi olması, kentin dini ve siyasi ağırlığını gözler önüne seriyor.
1988 yılından bu yana süren arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılan kentte, ziyaretçiler antik kente iyi korunmuş Roma Zafer Takı’ndan giriş yapıyor. Likya tipi lahitlerin yer aldığı nekropol, MS 147’de yeniden inşa edilen tiyatro, meclis binası, Roma İmparatoru Nero döneminde yapılan ve bugün ayağa kaldırılan dünyanın en eski deniz fenerlerinden biri, Patara’nın öne çıkan yapıları arasında bulunuyor.
Antik kentin hemen yanında yer alan 12 kilometrelik Patara Plajı ise, Caretta caretta kaplumbağalarının üreme alanı olmasıyla da uluslararası öneme sahip. Patara, bu çok katmanlı tarihi ve doğal mirasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday “Likya Uygarlığı Antik Kentleri” arasında yer alıyor.
Editör Notu
Patara, yalnızca taş yapılardan ibaret bir antik kent değil; demokrasi fikrinin erken örneklerinden biri olan Likya Birliği’ne başkentlik yapmış, ticaret, inanç ve doğayla iç içe geçmiş eşsiz bir tarih sahnesi. Patara’yı gezerken, bir kentin binlerce yıl boyunca nasıl ayakta kalabildiğini adım adım hissetmek mümkün.
Kaynak: Saliha Kara