Beyaz Bir Mucize ve Kutsal Bir Kent: Pamukkale Neden Dünyayı Büyülüyor?

Her yıl yaklaşık 2 milyon ziyaretçiyi ağırlayan Pamukkale, travertenleri ve Hierapolis Antik Kenti ile doğa ve tarihin eşsiz birlikteliğini sunuyor.

Haber Giriş Tarihi: 02.02.2026 03:04
Haber Güncellenme Tarihi: 02.02.2026 03:04
Muhabir: Saliha Kara
Beyaz Bir Mucize ve Kutsal Bir Kent: Pamukkale Neden Dünyayı Büyülüyor?

Türkiye’nin en çarpıcı doğal ve kültürel miras alanlarından biri olan Pamukkale, yalnızca travertenleriyle değil, hemen yanı başında yükselen Hierapolis Antik Kenti ile de dünya çapında ilgi görüyor. Denizli’nin 17 kilometre kuzeyinde yer alan bu eşsiz alan, binlerce yıldır şifa, inanç ve estetik arayışının merkezinde bulunuyor. Termal suların yeryüzüne çıkarak hava ile temas etmesi sonucu oluşan bembeyaz traverten terasları, Pamukkale’yi adeta donmuş bir şelaleye dönüştürüyor.

Pamukkale’nin büyüleyici etkisi Antik Çağ’da da fark edilmişti. Bergama Krallığı döneminde kurulan Hierapolis, travertenlerin hemen yanına inşa edilerek bölgenin bir termal sağlık merkezi haline getirildi. Roma Dönemi boyunca şifalı sularıyla ünlenen kent, Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen ziyaretçileri ağırladı. Günümüzde de antik havuzlar, binlerce yıl önce bu sularda yıkanan insanların izlerini taşıyor.

Travertenler ve Hierapolis Antik Kenti, sahip oldukları evrensel değer nedeniyle UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde yer alıyor. Ancak binlerce yılda oluşan bu hassas yapı, korunması gereken bir miras olarak sınırlı alanlarda gezilebiliyor ve yalnızca belirli bölümlerde suya girilmesine izin veriliyor.

Hierapolis: Şifa, İnanç ve Gücün Kenti

Hierapolis Antik Kenti, Helenistik dönemde kurulmuş olmasına rağmen, MS 60 yılında yaşanan büyük deprem sonrası tamamen Roma mimarisiyle yeniden inşa edildi. Antik tiyatro, agora, hamamlar, anıtsal çeşmeler ve tapınaklar bugün hâlâ büyük ölçüde ayakta. Özellikle Roma Tiyatrosu, mimari ihtişamıyla kente gelen ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken yapılardan biri.

Kentte yer alan Büyük Hamam Kompleksi günümüzde Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak kullanılıyor. Kazılarda ortaya çıkarılan heykeller, lahitler ve mimari parçalar burada sergileniyor. Apollon Kutsal Alanı ve Ploutonium ise Antik Çağ’da kutsal kabul edilen alanlar arasında yer alıyor. Özellikle Ploutonium, Roma Dönemi’nde “cehennemin girişi” olarak anılmasıyla dikkat çekiyor.

Hristiyanlık Açısından Kutsal Merkez

Hierapolis, yalnızca pagan dönemleriyle değil, Hristiyanlık tarihi açısından da büyük önem taşıyor. Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippus’un MS 80 yıllarında burada öldürülmesi, kenti kutsal bir merkez haline getirdi. Aziz Philippus Martyrionu, Bizans döneminde inşa edilen en önemli dini yapılardan biri olarak günümüze ulaştı. Katedral, Direkli Kilise ve çok sayıda küçük kilise, Hierapolis’in Bizans döneminde bir inanç merkezi olduğunu kanıtlıyor.

Editör Notu

Pamukkale ve Hierapolis’i anlatırken, insanın doğa ve inançla kurduğu binlerce yıllık ilişkinin izlerini görmek mümkün. Burası yalnızca fotoğraf çekilecek bir manzara değil; insanlık tarihinin şifa, umut ve kutsallık arayışının somutlaştığı nadir yerlerden biri. Pamukkale’yi özel kılan da tam olarak bu çok katmanlı hikâyesi.

Haber Önerisi: Yemeksepeti’nin Ekonomiye Katkısı 3 Milyar Euro’yu Aştı

Kaynak: Saliha Kara

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.