Dr. Cemal Bartu Bektaş, ani işitme kaybının "acil" bir durum olduğunu belirterek, tedaviye geç başlanmasının kalıcı hasara yol açtığını vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 05.02.2026 16:30
Haber Güncellenme Tarihi: 05.02.2026 16:30
Muhabir:
Yasin Köz
Dr. Cemal Bartu Bektaş, ani işitme kaybının "acil" bir durum olduğunu belirterek, tedaviye geç başlanmasının kalıcı hasara yol açtığını vurguladı. Yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının risk grubunda olduğunu hatırlatan Bektaş, kulakta ağrısız tıkanıklık ve çınlama durumunda vakit kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.
Günün sıradan bir anında, telefonla konuşurken veya televizyon izlerken bir kulağınızın aniden "sustuğunu" hayal edin. Çoğu kişi bu durumu "kulağım tıkandı, geçer" diyerek geçiştirse de uzmanlar, bu tablonun kalıcı işitme kaybının ilk işareti olabileceği konusunda uyarıyor.
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş, katıldığı konferansta ani işitme kaybını "zamanla yarışılan bir sağlık sorunu" olarak tanımladı. Bektaş’a göre, iç kulağı besleyen damarlardaki kan akışının bozulması, işitme hücrelerinin oksijensiz kalarak ölmesine neden oluyor ve bu hücrelerin yenilenmesi maalesef mümkün değil.
Neden Olur? Kimler Risk Altında?
Ani işitme kaybının tek bir nedeni olmadığını belirten Dr. Bektaş, özellikle viral enfeksiyonların (grip, nezle sonrası) ve damar tıkanıklıklarının bu süreci tetiklediğini aktardı. Ancak asıl risk grubu, kronik hastalığı olanlar:
Yüksek Tansiyon: Damar yapısını bozarak iç kulağa giden kanı azaltıyor.
Kontrolsüz Diyabet (Şeker): Kılcal damarlarda hasar yaratarak işitme kaybını hızlandırıyor.
Dr. Bektaş, bu hastalıklara sahip bireylerin kulaklarında hissettikleri en ufak değişikliği ciddiye almaları gerektiğini vurguladı.
"Ağrı Olmadığı İçin Doktora Gitmiyorlar"
Hastalığın en tehlikeli yanı ise "sinsi" olması. Dr. Bektaş, hastaların genellikle ağrı hissetmediği için doktora gitmeyi ertelediklerini belirterek şu kritik uyarıyı yaptı: "Ani işitme kaybı çoğu zaman kulakta ani bir dolgunluk hissi (sanki su kaçmış gibi), işitmede belirgin azalma ve çınlama (tinnitus) ile başlar. Ağrı veya akıntı genellikle olmaz. İşte bu yüzden hastalar 'basit bir tıkanıklık' sanıp bekliyor. Oysa geçen her saat, tedavi şansını azaltıyor."
Çocuklarda "Dikkatsizlik" Sanmayın!
Hastalık genellikle 15 yaş üstü bireylerde görülse de nadiren çocukları da etkileyebiliyor. Dr. Bektaş, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemesi gerektiğini belirterek, şu belirtilere dikkat çekti:
Çocuğun seslere verdiği tepkilerde azalma,
Sürekli "Ne dedin?" diye sorması veya söyleneni tekrar ettirmesi,
Televizyon, tablet veya telefonun sesini normalden fazla açması. Bu belirtiler, çocuğun dikkatsizliğinden değil, duyamadığından kaynaklanıyor olabilir.
Tedavi: Ne Kadar Erken, O Kadar İyi
Ani işitme kaybı, tıbbi bir "acil durum"dur. Dr. Bektaş, erken dönemde (ilk birkaç gün içinde) başlanan kortizon ve destek tedavileriyle işitmenin büyük oranda, hatta tamamen geri kazanılabildiğini belirtti. Ancak tedaviye geç kalındığında, işitme sinirlerindeki hasar kalıcı hale gelebiliyor.
Editörün Notu: "Ani işitme kaybında '3 gün kuralı' çok konuşulur ancak ideali ilk 24 saattir. Eğer sabah uyandığınızda veya gün içinde bir kulağınızda aniden 'sessizlik' veya 'basınç' hissederseniz, sakın 'kulağımı temizleteyim geçer' demeyin veya kulak çubuğuyla müdahale etmeyin. Doğrudan bir KBB uzmanına veya Acil Servis'e başvurun. Erken başlanan tedaviyle o sessizliği yeniden sese dönüştürmek mümkün."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zamanla Yarış: İlk 48 Saat Çok Kritik!
Dr. Cemal Bartu Bektaş, ani işitme kaybının "acil" bir durum olduğunu belirterek, tedaviye geç başlanmasının kalıcı hasara yol açtığını vurguladı.
Dr. Cemal Bartu Bektaş, ani işitme kaybının "acil" bir durum olduğunu belirterek, tedaviye geç başlanmasının kalıcı hasara yol açtığını vurguladı. Yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının risk grubunda olduğunu hatırlatan Bektaş, kulakta ağrısız tıkanıklık ve çınlama durumunda vakit kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.
Günün sıradan bir anında, telefonla konuşurken veya televizyon izlerken bir kulağınızın aniden "sustuğunu" hayal edin. Çoğu kişi bu durumu "kulağım tıkandı, geçer" diyerek geçiştirse de uzmanlar, bu tablonun kalıcı işitme kaybının ilk işareti olabileceği konusunda uyarıyor.
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş, katıldığı konferansta ani işitme kaybını "zamanla yarışılan bir sağlık sorunu" olarak tanımladı. Bektaş’a göre, iç kulağı besleyen damarlardaki kan akışının bozulması, işitme hücrelerinin oksijensiz kalarak ölmesine neden oluyor ve bu hücrelerin yenilenmesi maalesef mümkün değil.
Neden Olur? Kimler Risk Altında?
Ani işitme kaybının tek bir nedeni olmadığını belirten Dr. Bektaş, özellikle viral enfeksiyonların (grip, nezle sonrası) ve damar tıkanıklıklarının bu süreci tetiklediğini aktardı. Ancak asıl risk grubu, kronik hastalığı olanlar:
Yüksek Tansiyon: Damar yapısını bozarak iç kulağa giden kanı azaltıyor.
Kontrolsüz Diyabet (Şeker): Kılcal damarlarda hasar yaratarak işitme kaybını hızlandırıyor.
Dr. Bektaş, bu hastalıklara sahip bireylerin kulaklarında hissettikleri en ufak değişikliği ciddiye almaları gerektiğini vurguladı.
"Ağrı Olmadığı İçin Doktora Gitmiyorlar"
Hastalığın en tehlikeli yanı ise "sinsi" olması. Dr. Bektaş, hastaların genellikle ağrı hissetmediği için doktora gitmeyi ertelediklerini belirterek şu kritik uyarıyı yaptı: "Ani işitme kaybı çoğu zaman kulakta ani bir dolgunluk hissi (sanki su kaçmış gibi), işitmede belirgin azalma ve çınlama (tinnitus) ile başlar. Ağrı veya akıntı genellikle olmaz. İşte bu yüzden hastalar 'basit bir tıkanıklık' sanıp bekliyor. Oysa geçen her saat, tedavi şansını azaltıyor."
Çocuklarda "Dikkatsizlik" Sanmayın!
Hastalık genellikle 15 yaş üstü bireylerde görülse de nadiren çocukları da etkileyebiliyor. Dr. Bektaş, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemesi gerektiğini belirterek, şu belirtilere dikkat çekti:
Çocuğun seslere verdiği tepkilerde azalma,
Sürekli "Ne dedin?" diye sorması veya söyleneni tekrar ettirmesi,
Televizyon, tablet veya telefonun sesini normalden fazla açması. Bu belirtiler, çocuğun dikkatsizliğinden değil, duyamadığından kaynaklanıyor olabilir.
Tedavi: Ne Kadar Erken, O Kadar İyi
Ani işitme kaybı, tıbbi bir "acil durum"dur. Dr. Bektaş, erken dönemde (ilk birkaç gün içinde) başlanan kortizon ve destek tedavileriyle işitmenin büyük oranda, hatta tamamen geri kazanılabildiğini belirtti. Ancak tedaviye geç kalındığında, işitme sinirlerindeki hasar kalıcı hale gelebiliyor.
HABER ÖNERİSİ: Hem Terapi Hem Kazanç Kapısı: Kursiyerler Ürettikçe Mutlu Oluyor
Kaynak: İHA