"Sabah yorgunluğunun nedeni yalnızca uykusuzluk olmayabilir"
"Sabah yorgunluğunun nedeni yalnızca uykusuzluk olmayabilir"
Haber Giriş Tarihi: 26.08.2026 10:19
Haber Güncellenme Tarihi: 26.08.2026 10:19
Kaynak:
İHA
Yeterli süre uyunmasına rağmen sabahları yorgun ve dinlenmemiş uyanmanın yalnızca uyku süresiyle ilişkili olmadığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Ulusoy Demir, "Düzensiz uyku saatleri, gece ekran kullanımı, geç saatlerde yemek yemek, kafein ve alkol tüketimi uyku kalitesini bozabilir. Bunun yanı sıra uyku apnesi, tiroit hastalıkları, vitamin ve mineral eksiklikleri gibi sağlık sorunları da sabah yorgunluğuna neden olabilir" dedi.
Sabahları yorgun uyanmanın uyku süresinden bağımsız olarak uykunun kalitesini veya vücudun ritmini olumsuz etkileyen faktörlerden kaynaklanabileceğini dile getiren Medical Park Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Ulusoy Demir, uykunun dinlendirici olabilmesi için yalnızca yeterli süre uyumanın değil, uykunun kesintisiz ve kaliteli olmasının da önemli olduğunu söyledi.
"Yeterli süre uyumak dinlenmiş uyanmak için tek başına yeterli değil"
Uyku kalitesinin vücudun biyolojik yenilenmesiyle yakından ilişkili olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Demir, "Yeterli bir süre uyunsa dahi uykunun mimarisini oluşturan derin uyku ve REM evreleri kesintiye uğradığında vücut ihtiyaç duyduğu hücresel onarımı ve zihinsel dinlenmeyi tamamlayamaz. Uykunun sürekliliğini bozan mikro-uyanmalara, sirkadiyen ritim uyumsuzluklarına ve vücudun gece boyunca dinlenme moduna geçmesini engelleyen çevresel ve zihinsel faktörlere dikkat edilmelidir. Sabah dinç uyanabilmenin temel belirleyicisi, yatakta geçirilen toplam saatten ziyade uykunun ne kadar kesintisiz, düzenli ve derin bir kalitede sürdürülebildiğidir" şeklinde konuştu.
"Sabah yorgunluğunun altında uyku apnesi olabilir"
Uyku apnesinin sabah yorgun ve dinlenmemiş uyanmanın en sık karşılaşılan tıbbi nedenlerinden biri olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Demir, "Uyku sırasında solunumun tekrarlayan biçimde durması, kandaki oksijen seviyesinin düşmesine ve beynin uykuyu bölerek vücudu uyandırmasına yol açar. Kişi gece uyandığının farkına varmasa bile uyku bütünlüğü bozulduğu için derin uykuya geçemez ve sabah sanki hiç uyumamış gibi bitkin uyanır" dedi.
Uyku apnesinin belirtilerine de dikkat çeken Uzm. Dr. Demir, "Gürültülü ve şiddetli horlama, uykuda nefesin kesildiğinin yakınlar tarafından gözlenmesi, gece boğulma hissiyle veya ağız kuruluğuyla uyanma ve gece sık idrara çıkma başlıca gece belirtileridir. Sabah baş ağrılarıyla uyanma, gün içinde aşırı uyku hali, odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve çabuk sinirlenme gibi bulgular da uyku apnesini düşündürür" açıklamasında bulundu.
"Demir eksikliği ve kansızlık hastalıkları da yorgunluğa neden olabilir"
Demir eksikliği, kansızlık, B12 eksikliği ve tiroit hastalıklarının da sabah yorgunluğuna neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Elif Ulusoy Demir, şu bilgileri paylaştı: "Demir eksikliği, kansızlık, B12 eksikliği ve tiroit hastalıkları vücudun enerji üretimini ve oksijenlenmesini bozarak sabah yorgunluğuna doğrudan neden olabilir. Bu hastalıklar dokulara taşınan oksijen miktarını azaltabilir, kan yapımını ve sinir iletimini olumsuz etkileyebilir, bazal metabolizma hızını yavaşlatıp genel enerji kullanımını düşürebilir. Bu nedenle kişiler yeterli süre uyusa dahi sabahları ağır bir bitkinlik, zihinsel bulanıklık, kas-eklem ağrıları ve uyanmakta güçlük çekme şikâyetleri yaşayabilir."
"Stres ve zihinsel yorgunluk sabah dinlenmiş uyanmayı engelleyebilir"
Stres, yoğun çalışma temposu ve zihinsel yorgunluğun uyku sürecini de etkileyebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, "Zihinsel olarak yoğun ve stresli geçen günlerin ardından vücutta kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının seviyesi yüksek kalabilir. Bu durumda vücudun gece boyunca ihtiyaç duyduğu dinlenme ve onarım moduna geçmesi zorlaşabilir. Zihin ve beden sürekli tetikte olduğunda uykuya dalmak güçleşebilir, derin uyku ve REM evrelerinin süresi kısalabilir" dedi.
"Gece geç saatlere kadar ekran kullanmak uyku kalitesini bozabilir"
Gece geç saatlere kadar telefon ve bilgisayar kullanılmasının uyku kalitesini ve sabahki enerji düzeyini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demir, "Ekranlardan yayılan mavi ışık, vücudun doğal biyolojik saatini bozarak uykuya geçişi sağlayan melatonin hormonunun üretimini baskılayabilir. Bunun yanı sıra ekran kullanımı zihni sürekli uyararak bedenin gevşemesini ve uykuyu başlatmasını zorlaştırabilir. Melatonin baskılanması ve zihinsel uyarılma sonucunda derin uykuya geçiş zorlaşabilir, uykunun yenileyici etkisi azalabilir. Bu durum, kişi gece boyunca yeterli süre yatakta kalsa bile sabahları düşük enerji ve dinlenememişlik hissine neden olabilir" dedi.
"Geç saatte yemek, alkol ve fazla kafein tüketimine dikkat"
Gece geç saatlerde yemek yemek, alkol ve fazla kafein tüketmenin de sabah yorgunluğuna yol açabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Demir, şunları söyledi: "Geç saatlerde yenen ağır yemekler sindirim sisteminin gece boyunca çalışmasına yol açarak vücudun dinlenme moduna geçmesini engelleyebilir. Kafein, vücutta uzun süre kalarak uykunun gelmesini ve derinleşmesini zorlaştırabilir. Alkol ise ilk etapta uykuya dalmayı kolaylaştırıyor gibi görünse de uykunun kalitesini düşürür, en dinlendirici evrelere geçmeyi engeller ve gece boyunca kısa süreli uyanmalara yol açabilir."
"Baş ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı eşlik ediyorsa dikkat"
Sabah yorgunluğuna baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı veya çarpıntı gibi şikâyetlerin eşlik etmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Demir, "Sabah yorgunluğuna eşlik eden bu şikâyetler, durumun basit bir yorgunluktan ziyade tıbbi bir hastalığa işaret edebileceğini düşündürür. Uyku apnesi, demir eksikliği anemisi, tiroit bozuklukları, kardiyak hastalıklar veya yüksek tansiyon gibi sistemik hastalıklar bu belirtilerin altında yatabilir. Bu nedenle en kısa sürede bir hekime başvurulmalıdır" dedi.
"2-3 haftadan uzun süren yorgunlukta doktora başvurulmalı"
Sabahları yorgun uyanma halinin 2-3 haftadan uzun sürmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Demir, "Düzenli uyku saatleri, beslenme düzeni, stres yönetimi, aktif ve hareketli bir yaşam ile mavi ışıktan uzak durmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri uygulanmasına rağmen yorgunluk devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yorgunluğa gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes kesilmesi, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, istemsiz kilo kaybı, kas-eklem ağrıları veya belirgin odaklanma güçlüğü gibi şikâyetler eşlik ediyorsa en kısa sürede tetkik yapılması gerekir. Günlük yaşamı ve işleri aksatacak seviyeye ulaşan veya aniden başlayıp giderek artan yorgunluklarda da altta yatabilecek hastalıkların belirlenmesi önemlidir" dedi.
"Daha dinç uyanmak için uyku düzenine dikkat edilmeli"
Daha dinç uyanmak isteyen kişilerin uyku düzenine ve günlük yaşam alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Hafta sonları dahil her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmaya özen gösterilmeli. Sabahları ilk 30 dakika içinde doğal gün ışığına çıkılmalı ve yatmadan en az 1-2 saat önce ekran kullanımı azaltılmalı. Uykudan en az 3 saat önce beslenme ve kafein alımı sınırlandırılmalı, gün içerisinde düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Bu düzenlemeler uyku kalitesini artırarak güne daha enerjik başlamaya yardımcı olabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
"Sabah yorgunluğunun nedeni yalnızca uykusuzluk olmayabilir"
Sabahları yorgun uyanmanın uyku süresinden bağımsız olarak uykunun kalitesini veya vücudun ritmini olumsuz etkileyen faktörlerden kaynaklanabileceğini dile getiren Medical Park Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Ulusoy Demir, uykunun dinlendirici olabilmesi için yalnızca yeterli süre uyumanın değil, uykunun kesintisiz ve kaliteli olmasının da önemli olduğunu söyledi.
"Yeterli süre uyumak dinlenmiş uyanmak için tek başına yeterli değil"
Uyku kalitesinin vücudun biyolojik yenilenmesiyle yakından ilişkili olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Demir, "Yeterli bir süre uyunsa dahi uykunun mimarisini oluşturan derin uyku ve REM evreleri kesintiye uğradığında vücut ihtiyaç duyduğu hücresel onarımı ve zihinsel dinlenmeyi tamamlayamaz. Uykunun sürekliliğini bozan mikro-uyanmalara, sirkadiyen ritim uyumsuzluklarına ve vücudun gece boyunca dinlenme moduna geçmesini engelleyen çevresel ve zihinsel faktörlere dikkat edilmelidir. Sabah dinç uyanabilmenin temel belirleyicisi, yatakta geçirilen toplam saatten ziyade uykunun ne kadar kesintisiz, düzenli ve derin bir kalitede sürdürülebildiğidir" şeklinde konuştu.
"Sabah yorgunluğunun altında uyku apnesi olabilir"
Uyku apnesinin sabah yorgun ve dinlenmemiş uyanmanın en sık karşılaşılan tıbbi nedenlerinden biri olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Demir, "Uyku sırasında solunumun tekrarlayan biçimde durması, kandaki oksijen seviyesinin düşmesine ve beynin uykuyu bölerek vücudu uyandırmasına yol açar. Kişi gece uyandığının farkına varmasa bile uyku bütünlüğü bozulduğu için derin uykuya geçemez ve sabah sanki hiç uyumamış gibi bitkin uyanır" dedi.
Uyku apnesinin belirtilerine de dikkat çeken Uzm. Dr. Demir, "Gürültülü ve şiddetli horlama, uykuda nefesin kesildiğinin yakınlar tarafından gözlenmesi, gece boğulma hissiyle veya ağız kuruluğuyla uyanma ve gece sık idrara çıkma başlıca gece belirtileridir. Sabah baş ağrılarıyla uyanma, gün içinde aşırı uyku hali, odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve çabuk sinirlenme gibi bulgular da uyku apnesini düşündürür" açıklamasında bulundu.
"Demir eksikliği ve kansızlık hastalıkları da yorgunluğa neden olabilir"
Demir eksikliği, kansızlık, B12 eksikliği ve tiroit hastalıklarının da sabah yorgunluğuna neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Elif Ulusoy Demir, şu bilgileri paylaştı: "Demir eksikliği, kansızlık, B12 eksikliği ve tiroit hastalıkları vücudun enerji üretimini ve oksijenlenmesini bozarak sabah yorgunluğuna doğrudan neden olabilir. Bu hastalıklar dokulara taşınan oksijen miktarını azaltabilir, kan yapımını ve sinir iletimini olumsuz etkileyebilir, bazal metabolizma hızını yavaşlatıp genel enerji kullanımını düşürebilir. Bu nedenle kişiler yeterli süre uyusa dahi sabahları ağır bir bitkinlik, zihinsel bulanıklık, kas-eklem ağrıları ve uyanmakta güçlük çekme şikâyetleri yaşayabilir."
"Stres ve zihinsel yorgunluk sabah dinlenmiş uyanmayı engelleyebilir"
Stres, yoğun çalışma temposu ve zihinsel yorgunluğun uyku sürecini de etkileyebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, "Zihinsel olarak yoğun ve stresli geçen günlerin ardından vücutta kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının seviyesi yüksek kalabilir. Bu durumda vücudun gece boyunca ihtiyaç duyduğu dinlenme ve onarım moduna geçmesi zorlaşabilir. Zihin ve beden sürekli tetikte olduğunda uykuya dalmak güçleşebilir, derin uyku ve REM evrelerinin süresi kısalabilir" dedi.
"Gece geç saatlere kadar ekran kullanmak uyku kalitesini bozabilir"
Gece geç saatlere kadar telefon ve bilgisayar kullanılmasının uyku kalitesini ve sabahki enerji düzeyini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demir, "Ekranlardan yayılan mavi ışık, vücudun doğal biyolojik saatini bozarak uykuya geçişi sağlayan melatonin hormonunun üretimini baskılayabilir. Bunun yanı sıra ekran kullanımı zihni sürekli uyararak bedenin gevşemesini ve uykuyu başlatmasını zorlaştırabilir. Melatonin baskılanması ve zihinsel uyarılma sonucunda derin uykuya geçiş zorlaşabilir, uykunun yenileyici etkisi azalabilir. Bu durum, kişi gece boyunca yeterli süre yatakta kalsa bile sabahları düşük enerji ve dinlenememişlik hissine neden olabilir" dedi.
"Geç saatte yemek, alkol ve fazla kafein tüketimine dikkat"
Gece geç saatlerde yemek yemek, alkol ve fazla kafein tüketmenin de sabah yorgunluğuna yol açabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Demir, şunları söyledi: "Geç saatlerde yenen ağır yemekler sindirim sisteminin gece boyunca çalışmasına yol açarak vücudun dinlenme moduna geçmesini engelleyebilir. Kafein, vücutta uzun süre kalarak uykunun gelmesini ve derinleşmesini zorlaştırabilir. Alkol ise ilk etapta uykuya dalmayı kolaylaştırıyor gibi görünse de uykunun kalitesini düşürür, en dinlendirici evrelere geçmeyi engeller ve gece boyunca kısa süreli uyanmalara yol açabilir."
"Baş ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı eşlik ediyorsa dikkat"
Sabah yorgunluğuna baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı veya çarpıntı gibi şikâyetlerin eşlik etmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Demir, "Sabah yorgunluğuna eşlik eden bu şikâyetler, durumun basit bir yorgunluktan ziyade tıbbi bir hastalığa işaret edebileceğini düşündürür. Uyku apnesi, demir eksikliği anemisi, tiroit bozuklukları, kardiyak hastalıklar veya yüksek tansiyon gibi sistemik hastalıklar bu belirtilerin altında yatabilir. Bu nedenle en kısa sürede bir hekime başvurulmalıdır" dedi.
"2-3 haftadan uzun süren yorgunlukta doktora başvurulmalı"
Sabahları yorgun uyanma halinin 2-3 haftadan uzun sürmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Demir, "Düzenli uyku saatleri, beslenme düzeni, stres yönetimi, aktif ve hareketli bir yaşam ile mavi ışıktan uzak durmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri uygulanmasına rağmen yorgunluk devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yorgunluğa gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes kesilmesi, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, istemsiz kilo kaybı, kas-eklem ağrıları veya belirgin odaklanma güçlüğü gibi şikâyetler eşlik ediyorsa en kısa sürede tetkik yapılması gerekir. Günlük yaşamı ve işleri aksatacak seviyeye ulaşan veya aniden başlayıp giderek artan yorgunluklarda da altta yatabilecek hastalıkların belirlenmesi önemlidir" dedi.
"Daha dinç uyanmak için uyku düzenine dikkat edilmeli"
Daha dinç uyanmak isteyen kişilerin uyku düzenine ve günlük yaşam alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Hafta sonları dahil her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmaya özen gösterilmeli. Sabahları ilk 30 dakika içinde doğal gün ışığına çıkılmalı ve yatmadan en az 1-2 saat önce ekran kullanımı azaltılmalı. Uykudan en az 3 saat önce beslenme ve kafein alımı sınırlandırılmalı, gün içerisinde düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Bu düzenlemeler uyku kalitesini artırarak güne daha enerjik başlamaya yardımcı olabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Kaynak: İHA
ÇOK OKUNAN