Uzman Diyetisyen Mısra Aydın, Ramazan ayında yaşanan halsizlik ve sindirim sorunlarının önüne geçmek için metabolizmayı şimdiden alıştırmak gerektiğini belirtti. İşte adım adım Ramazan'a hazırlık rehberi.
Haber Giriş Tarihi: 10.02.2026 23:05
Haber Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 23:05
Muhabir:
Yasin Köz
On bir ayın sultanı Ramazan, manevi ikliminin yanı sıra vücut için ciddi bir fizyolojik sınavı da beraberinde getiriyor. Öğün saatlerinin tamamen değişmesi, uzun süreli açlık ve susuzluk, hazırlıksız yakalanan metabolizmalarda "şok etkisi" yaratabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bu sürecin sancısız geçirilmesi için hayati uyarılarda bulundu.
Aydın’a göre Ramazan, sadece öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; vücudun enerji kullanım biçiminin yeniden düzenlendiği bir fizyolojik adaptasyon süreci. Bu sürece hazırlıksız girmek; kan şekeri dalgalanmaları, mide krampları ve gün boyu süren halsizliği beraberinde getiriyor.
Kan Şekerini Yönetmek: Rafine Şekerden Uzaklaşın
Ramazan öncesi yapılan en büyük hata, "nasılsa aç kalacağım" diyerek karbonhidrat depolamaya çalışmaktır. Oysa Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bunun tam tersini öneriyor. Beyaz un ve rafine şeker içeren besinler, kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere neden olarak vücudu yorar.
Bu dalgalanmalar, oruçlu iken yaşanan sinirlilik ve konsantrasyon kaybının temel nedenidir. Bunun yerine tam tahıllar ve kuru baklagiller gibi düşük glisemik indeksli besinlere yönelmek, tokluk süresini uzatır.
Adım Adım Hazırlık Stratejisi
Vücudu oruca alıştırmak için uygulanması gereken stratejiler şöyle sıralanıyor:
Öğün Sayısını Azaltın: Gün içinde sık sık atıştırma alışkanlığınız varsa, bunu hemen bırakın. Ana öğünlerinizi netleştirin ve metabolizmanızı uzun aralıklara alıştırın.
Akşamı Hafifletin: Geç saatlerde yenen ağır ve yağlı yemekleri terk edin. Akşam yemeğini erkene çekmek, Ramazan'da sıkça görülen şişkinlik ve mide yanmasını önler.
Kafeine Veda Edin (Kademeli Olarak): Orucun ilk günlerinde yaşanan o meşhur baş ağrısının asıl suçlusu genellikle açlık değil, kafein yoksunluğudur. Çay ve kahve tüketimini bugünden itibaren yavaş yavaş azaltmak, vücudun bu değişime direnç göstermesini engeller.
Bağırsak Dostu Beslenme ve Su Tüketimi
İftar ile sahur arasına sıkışan su tüketimi, çoğu zaman yetersiz kalır ve dehidratasyona (sıvı kaybı) yol açar. Susamayı beklemeden su içme alışkanlığı kazanılmalıdır. Ayrıca sindirim sisteminin adaptasyonu için probiyotik desteği şarttır.
Sebze, meyve ve yoğurt gibi fermente ürünler, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler.
Kronik Hastalar İçin "Doktor Onayı" Şart
Diyabet, hipertansiyon ve tiroid hastaları için Ramazan süreci daha hassas yönetilmelidir. Uzm. Dyt. Aydın, bu gruptaki hastaların ilaç saatleri ve beslenme planları için mutlaka hekimlerine danışmaları gerektiğini, aksi halde hipoglisemi veya tansiyon dengesizlikleri gibi ciddi risklerle karşılaşabileceklerini hatırlattı.
Editörün Notu: "Ramazan ayını genelde bir 'sprint koşusu' gibi görüp, ilk günden itibaren vücudumuza aşırı yükleniyoruz. Oysa bu süreç bir 'maraton'dur ve her maraton iyi bir ısınma gerektirir. Mısra Hanım'ın özellikle kafein konusundaki uyarısı, benim gibi kahve tutkunları için hayat kurtarıcı. Orucun ilk günü yaşanan o zonklayıcı baş ağrısını 'açlıktan' sanarız ama vücut aslında 'kahvemi ver' diye bağırıyordur. Şimdiden günde 4 fincanı 2'ye düşürmek, Ramazan'ın ilk haftasını huzurlu geçirmenin anahtarı olabilir. Vücudunuza nazik davranın, onu şok etmeyin."
Kaynak: İHA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan Öncesi "Metabolik Prova" Dönemi Başladı
Uzman Diyetisyen Mısra Aydın, Ramazan ayında yaşanan halsizlik ve sindirim sorunlarının önüne geçmek için metabolizmayı şimdiden alıştırmak gerektiğini belirtti. İşte adım adım Ramazan'a hazırlık rehberi.
On bir ayın sultanı Ramazan, manevi ikliminin yanı sıra vücut için ciddi bir fizyolojik sınavı da beraberinde getiriyor. Öğün saatlerinin tamamen değişmesi, uzun süreli açlık ve susuzluk, hazırlıksız yakalanan metabolizmalarda "şok etkisi" yaratabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bu sürecin sancısız geçirilmesi için hayati uyarılarda bulundu.
Aydın’a göre Ramazan, sadece öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; vücudun enerji kullanım biçiminin yeniden düzenlendiği bir fizyolojik adaptasyon süreci. Bu sürece hazırlıksız girmek; kan şekeri dalgalanmaları, mide krampları ve gün boyu süren halsizliği beraberinde getiriyor.
Kan Şekerini Yönetmek: Rafine Şekerden Uzaklaşın
Ramazan öncesi yapılan en büyük hata, "nasılsa aç kalacağım" diyerek karbonhidrat depolamaya çalışmaktır. Oysa Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bunun tam tersini öneriyor. Beyaz un ve rafine şeker içeren besinler, kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere neden olarak vücudu yorar.
Bu dalgalanmalar, oruçlu iken yaşanan sinirlilik ve konsantrasyon kaybının temel nedenidir. Bunun yerine tam tahıllar ve kuru baklagiller gibi düşük glisemik indeksli besinlere yönelmek, tokluk süresini uzatır.
Adım Adım Hazırlık Stratejisi
Vücudu oruca alıştırmak için uygulanması gereken stratejiler şöyle sıralanıyor:
Öğün Sayısını Azaltın: Gün içinde sık sık atıştırma alışkanlığınız varsa, bunu hemen bırakın. Ana öğünlerinizi netleştirin ve metabolizmanızı uzun aralıklara alıştırın.
Akşamı Hafifletin: Geç saatlerde yenen ağır ve yağlı yemekleri terk edin. Akşam yemeğini erkene çekmek, Ramazan'da sıkça görülen şişkinlik ve mide yanmasını önler.
Kafeine Veda Edin (Kademeli Olarak): Orucun ilk günlerinde yaşanan o meşhur baş ağrısının asıl suçlusu genellikle açlık değil, kafein yoksunluğudur. Çay ve kahve tüketimini bugünden itibaren yavaş yavaş azaltmak, vücudun bu değişime direnç göstermesini engeller.
Bağırsak Dostu Beslenme ve Su Tüketimi
İftar ile sahur arasına sıkışan su tüketimi, çoğu zaman yetersiz kalır ve dehidratasyona (sıvı kaybı) yol açar. Susamayı beklemeden su içme alışkanlığı kazanılmalıdır. Ayrıca sindirim sisteminin adaptasyonu için probiyotik desteği şarttır.
Sebze, meyve ve yoğurt gibi fermente ürünler, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler.
Kronik Hastalar İçin "Doktor Onayı" Şart
Diyabet, hipertansiyon ve tiroid hastaları için Ramazan süreci daha hassas yönetilmelidir. Uzm. Dyt. Aydın, bu gruptaki hastaların ilaç saatleri ve beslenme planları için mutlaka hekimlerine danışmaları gerektiğini, aksi halde hipoglisemi veya tansiyon dengesizlikleri gibi ciddi risklerle karşılaşabileceklerini hatırlattı.
Kaynak: İHA