Menopozda güçlü kemiklerin sırrı 30’lu yaşlarda gizli
Menopozda güçlü kemiklerin sırrı 30’lu yaşlarda gizli
Haber Giriş Tarihi: 04.08.2026 16:19
Haber Güncellenme Tarihi: 04.08.2026 16:19
Kaynak:
İHA
Menopozda güçlü kemiklerin sırrının 30’lu yaşlarda kazanılan sağlıklı alışkanlıklarda saklı olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "Menopoz sonrası kemik kaybı kaçınılmaz değildir. Doğru beslenme, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı ile düzenli egzersiz sayesinde kemik yoğunluğu korunabilir, osteoporoz riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi.
Menopoz döneminde yaşanan hormonal değişimler yalnızca sıcak basmaları veya ruh hali değişiklikleriyle sınırlı kalmıyor. Östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kemik yıkımı hızlanırken, osteoporoz ve kırık riski de belirgin şekilde artıyor. Ancak uzmanlara göre güçlü kemiklerin temeli menopoz döneminde değil, çok daha erken yaşlarda atılıyor. Kemik sağlığının yaşam boyu sürdürülen doğru alışkanlıklarla korunabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, menopoz öncesi ve sonrasında uygulanacak doğru beslenme planının ilerleyen yaşlarda yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Kadınlarda kemik kütlesinin yaklaşık 30 yaşına kadar en yüksek seviyeye ulaştığını, bu yaştan sonra ise kemik yapım hızının yavaşlamaya başladığını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Premenopoz dönemi, kemiklerin en güçlü rezervini oluşturduğu yıllardır. Bu dönemde yeterli kalsiyum ve protein tüketimi, D vitamini düzeylerinin korunması ve düzenli direnç egzersizleri ilerleyen yaşlarda oluşabilecek kemik kaybına karşı önemli bir koruma sağlar. Ne kadar güçlü bir kemik kütlesi oluşturulursa menopoz sonrasında yaşanacak kayıpların etkisi de o kadar azalır. Kemik yapımındaki yavaşlama 40’lı yaşlarla birlikte daha belirgin hale gelir. Menopoz sonrasında ise östrojen düzeylerindeki azalmaya bağlı olarak kemik kaybı hızlanır. Bu nedenle kemik sağlığını korumaya yönelik önlemlerin menopoz dönemini beklemeden, genç yaşlardan itibaren benimsenmesi büyük önem taşır."
Kalsiyum tek başına yeterli değil
Kalsiyumun kemik sağlığındaki rolünün yalnızca kemik yapımıyla sınırlı olmadığını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, vücuttaki kalsiyumun yaklaşık yüzde 99’unun kemik ve dişlerde depolandığını, geri kalan kısmının ise kas kasılması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması gibi hayati fonksiyonlarda görev aldığını söyledi. Yeterli kalsiyum alınmadığında vücudun ihtiyacını kemik depolarından karşıladığını ifade eden Doğan, şu değerlendirmede bulundu:
"Kalsiyumu tüketmek kadar, vücudun onu doğru şekilde emebilmesi de büyük önem taşır. D vitamini bağırsaklardan kalsiyum emilimini artıran en önemli faktörlerden biridir. Kolajen sentezinde görev alan C vitamini de kemik dayanıklılığı açısından önemli destekleyiciler arasında yer alır. Yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinin yanı sıra susam, tahin, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kılçığıyla tüketilen küçük balıklar ve kalsiyumla zenginleştirilmiş bazı bitkisel içecekler de günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlar. Beslenmede çeşitlilik oluşturmak kemik sağlığını destekleyen en önemli adımlardan biridir."
Yaşam tarzı kemik sağlığını doğrudan etkiliyor
Aşırı tuz tüketimi, fazla miktarda kafein, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının kemik sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, yalnızca tek bir besine odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayarak, "Öncelikli hedef günlük kalsiyum ihtiyacını doğal besinlerle karşılamaktır. Ancak beslenmenin yetersiz kaldığı, osteoporoz riskinin yüksek olduğu veya hekim tarafından eksiklik tespit edilen kişilerde kalsiyum desteği planlanabilir. Gereksiz ve kontrolsüz kullanılan destekler ise bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabilir. Menopoz kemiklerin kaçınılmaz olarak zayıfladığı bir dönem değildir. Yaşamın her döneminde sürdürülen doğru beslenme alışkanlıklarının, düzenli egzersiz ve yeterli kalsiyum alımı; ileri yaşlarda bağımsız, aktif ve kaliteli bir yaşamın en önemli anahtarlarından biridir" diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Menopozda güçlü kemiklerin sırrı 30’lu yaşlarda gizli
Menopoz döneminde yaşanan hormonal değişimler yalnızca sıcak basmaları veya ruh hali değişiklikleriyle sınırlı kalmıyor. Östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kemik yıkımı hızlanırken, osteoporoz ve kırık riski de belirgin şekilde artıyor. Ancak uzmanlara göre güçlü kemiklerin temeli menopoz döneminde değil, çok daha erken yaşlarda atılıyor. Kemik sağlığının yaşam boyu sürdürülen doğru alışkanlıklarla korunabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, menopoz öncesi ve sonrasında uygulanacak doğru beslenme planının ilerleyen yaşlarda yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Kadınlarda kemik kütlesinin yaklaşık 30 yaşına kadar en yüksek seviyeye ulaştığını, bu yaştan sonra ise kemik yapım hızının yavaşlamaya başladığını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Premenopoz dönemi, kemiklerin en güçlü rezervini oluşturduğu yıllardır. Bu dönemde yeterli kalsiyum ve protein tüketimi, D vitamini düzeylerinin korunması ve düzenli direnç egzersizleri ilerleyen yaşlarda oluşabilecek kemik kaybına karşı önemli bir koruma sağlar. Ne kadar güçlü bir kemik kütlesi oluşturulursa menopoz sonrasında yaşanacak kayıpların etkisi de o kadar azalır. Kemik yapımındaki yavaşlama 40’lı yaşlarla birlikte daha belirgin hale gelir. Menopoz sonrasında ise östrojen düzeylerindeki azalmaya bağlı olarak kemik kaybı hızlanır. Bu nedenle kemik sağlığını korumaya yönelik önlemlerin menopoz dönemini beklemeden, genç yaşlardan itibaren benimsenmesi büyük önem taşır."
Kalsiyum tek başına yeterli değil
Kalsiyumun kemik sağlığındaki rolünün yalnızca kemik yapımıyla sınırlı olmadığını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, vücuttaki kalsiyumun yaklaşık yüzde 99’unun kemik ve dişlerde depolandığını, geri kalan kısmının ise kas kasılması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması gibi hayati fonksiyonlarda görev aldığını söyledi. Yeterli kalsiyum alınmadığında vücudun ihtiyacını kemik depolarından karşıladığını ifade eden Doğan, şu değerlendirmede bulundu:
"Kalsiyumu tüketmek kadar, vücudun onu doğru şekilde emebilmesi de büyük önem taşır. D vitamini bağırsaklardan kalsiyum emilimini artıran en önemli faktörlerden biridir. Kolajen sentezinde görev alan C vitamini de kemik dayanıklılığı açısından önemli destekleyiciler arasında yer alır. Yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinin yanı sıra susam, tahin, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kılçığıyla tüketilen küçük balıklar ve kalsiyumla zenginleştirilmiş bazı bitkisel içecekler de günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlar. Beslenmede çeşitlilik oluşturmak kemik sağlığını destekleyen en önemli adımlardan biridir."
Yaşam tarzı kemik sağlığını doğrudan etkiliyor
Aşırı tuz tüketimi, fazla miktarda kafein, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının kemik sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, yalnızca tek bir besine odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayarak, "Öncelikli hedef günlük kalsiyum ihtiyacını doğal besinlerle karşılamaktır. Ancak beslenmenin yetersiz kaldığı, osteoporoz riskinin yüksek olduğu veya hekim tarafından eksiklik tespit edilen kişilerde kalsiyum desteği planlanabilir. Gereksiz ve kontrolsüz kullanılan destekler ise bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabilir. Menopoz kemiklerin kaçınılmaz olarak zayıfladığı bir dönem değildir. Yaşamın her döneminde sürdürülen doğru beslenme alışkanlıklarının, düzenli egzersiz ve yeterli kalsiyum alımı; ileri yaşlarda bağımsız, aktif ve kaliteli bir yaşamın en önemli anahtarlarından biridir" diye konuştu.
Kaynak: İHA
ÇOK OKUNAN