Göz Tansiyonunda Sinsi Tehlike: Hastaların Sadece Beşte Biri Farkında

Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen ve körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer alan glokom, hiçbir belirti vermeden ilerleyerek kalıcı görme kaybına yol açıyor.

Haber Giriş Tarihi: 13.03.2026 08:25
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2026 08:25
Muhabir: Yasin Köz
Göz Tansiyonunda Sinsi Tehlike: Hastaların Sadece Beşte Biri Farkında

Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, tedavi edilmediği takdirde dünyayı kalıcı bir karanlığa çevirebiliyor. Göz içi basıncının yavaş yavaş artmasıyla birlikte görme sinirlerinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olan bu rahatsızlık, uzun süre hiçbir belirgin şikayet vermeden sinsi bir şekilde ilerliyor. En korkutucu istatistik ise toplam körlük vakalarının yüzde 30’undan sorumlu olan bu amansız hastalıkta, hastaların yalnızca beşte birinin durumunun farkında olması.

KÖRLÜK NEDENLERİ ARASINDA İKİNCİ SIRADA

Hastalığın sinsi ilerleyişine ve günlük hayatta yarattığı o görünmez tehlikeye dikkat çeken Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, katarakt ile glokom arasındaki o hayati farkı tırnak içinde şu sözlerle özetliyor:

"Dünya üzerinde 70-80 milyon kişi glokom hastası ve bunların 7-8 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Şu anda körlükle sonuçlanan göz hastalıkları içinde ikinci sırada. İlk sırada katarakt var ama kataraktın tedavisi var. Glokom ise geriye dönüşsüz bir göz siniri hasarı oluşturuyor."

40 YAŞ SONRASI KONTROLLER VE 10 KAT ARTAN GENETİK RİSK

Açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü bulunan glokomda en büyük risk faktörlerinin başında genetik yatkınlık geliyor. Anne, baba ya da kardeş gibi birinci derece akrabalarında hastalık bulunan kişilerde risk 10 kata kadar artarken; ileri yaş, diyabet, tansiyon, migren ve göz yaralanmaları da tehlikeyi büyüten diğer etkenler olarak öne çıkıyor. Hastalığın ancak muayenelerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Dr. Deveci, 40 yaş uyarısını şu ifadelerle yapıyor:

"Yaşla beraber sıklık artıyor, o yüzden 40 yaş sonrası kontroller çok önemli. Ailede varsa genetik etmenler devreye girdiği için daha sık takipler, göz tansiyonunun ölçülmesi, bazı filmlerin çekilmesi ve görme alanı testinin yapılması büyük önem taşıyor. Hastalık sinsi seyredip görme alanında daralmaya yol açıyor. Bu daralma en çevreden, yani perifer dediğimiz alandan başlayıp merkeze doğru geliyor."

ERKEN TEŞHİS, ACİL MÜDAHALE VE TEDAVİ ADIMLARI

Glokomda görme kaybının geri dönüşü olmadığı için tedavi adımlarında zamanla yarışılıyor. Uygulanacak tedavi yöntemlerini ve acil müdahale gerektiren kriz anlarını detaylandıran Uzm. Dr. Deveci, sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Çok fazla gecikilmeden tedaviye başlanması son derece önemli. Tedavide ilk aşamada göz tansiyonu damlaları veriyoruz. Eğer hasta bundan fayda görmezse lazer tedavisi, yine fayda görmezse cerrahisi var. Özellikle dar açılı glokomda ’açı kapanması’ dediğimiz akut bir olay ortaya çıkabiliyor. Şiddetli ağrı ile başlayan görme bulanıklığı, ışıklar etrafında hareler görme gibi oldukça şiddetli semptomlar var. Ciddi bir baş ağrısı ile seyreden bu tabloya hemen müdahale edilmesi ve göz içi basıncının birden düşürülmesi gerekiyor."

Dünyaya açılan en kıymetli penceremiz olan gözlerimizi, hiçbir belirti vermeyen bu sessiz hırsızdan korumanın tek yolu, özellikle 40 yaşından sonra rutin kontrolleri asla aksatmamaktan geçiyor. Unutulmamalıdır ki, glokomda kaybedilen görme yetisini geri getirmek mümkün değilken, erken teşhisle o pencereleri bir ömür boyu açık tutmak tamamen bizim elimizde.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.