38 yıldır doğayı geziyor: Şövalesini bu kez karlı Sümela'ya kurdu
38 yıldır doğayı geziyor: Şövalesini bu kez karlı Sümela'ya kurdu
Trabzonlu ressam Abdulkadir Yıldırım, 38 yıldır Türkiye'yi gezerek doğayı yerinde resmediyor. Yıldırım son olarak Sümela Manastırı'nın karlı manzarasını canlı performansla ölümsüzleştirdi.
Haber Giriş Tarihi: 02.01.2026 10:20
Haber Güncellenme Tarihi: 02.01.2026 10:38
Muhabir:
Yasin Köz
Doğası, tarihi ve yetiştirdiği sanatçılarla Türkiye'nin kültür başkentlerinden biri olan Trabzon, kendine has tarzıyla dikkat çeken bir ressama ev sahipliği yapıyor. 66 yaşındaki Abdulkadir Yıldırım, sanatını dört duvar arasına sıkıştırmak yerine, tuvalini ve boyalarını sırtlanıp doğanın kalbine iniyor. "Trabzon'un Van Gogh'u" olarak anılan ve izlenimci (empresyonist) akımın günümüzdeki temsilcilerinden olan Yıldırım, Türkiye’nin dört bir yanındaki güzellikleri yerinde, o anın ışığı ve atmosferiyle resmediyor. Yıldırım’ın son durağı ise UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan ve kışın beyaz gelinliğini giyen tarihi Sümela Manastırı oldu.
Tarihin Gölgesinde "Canlı" Performans
Yaklaşık 38 yıldır fırçasını elinden düşürmeyen usta ressam, kar yağışının ardından büyüleyici bir manzaraya bürünen Sümela Manastırı’nı resmetmek için Maçka ilçesinin yolunu tuttu. Manastırı en iyi gören yamaca seyyar şövalesini kuran Yıldırım, dondurucu soğuğa aldırış etmeden canlı performans sergiledi. Karın beyazlığı ile tarihi yapının heybetini tuvaline ilmek ilmek işleyen sanatçı, o anki ışık kırılmalarını ve atmosferi eserine yansıttı.
Yıldırım, Sümela Manastırı'nı daha önce de defalarca çizdiğini ancak her mevsimin, hatta günün her saatinin mekana farklı bir ruh kattığını belirtti. "Aynı mekanı farklı zaman ve açılardan resmederek ışık ve duygu değişimlerini yakalıyorum" diyen Yıldırım, bu performansıyla Sümela'daki 5. canlı çalışmasına imza atmış oldu.
"Trabzon Türkiye'nin Floransa'sıdır"
Sanat yaşamı boyunca 1300’e yakın tabloya imza atan ve eserleri yurt içi ile yurt dışında sergilenen Abdulkadir Yıldırım, Trabzon’un sanatsal potansiyeline de dikkat çekti. Avrupa resim sanatı için İtalya'nın Floransa şehri ne ifade ediyorsa, Türkiye için de Trabzon'un o derece önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bu toprakların bir çocuğu olarak, binlerce yıllık tarihi geçmişi olan şehrimizin güzelliklerini yansıtmaktan gurur duyuyorum" dedi.
Atölye Yerine Doğayı Tercih Ediyor
Çalışma disipliniyle ünlü ressam Vincent Van Gogh’un tarzını benimsediğini ifade eden Yıldırım, fotoğraf bakarak resim yapmaktan ziyade, doğayla baş başa kalmayı tercih ediyor. Bisikletiyle çıktığı sanat yolculuğunda, kar, kış, yağmur demeden çalışan Yıldırım, bu tutkusunu şöyle özetledi:
"Resim sanatına küçük yaşta doğada çalışarak başladım. 1987 yılından beri yağlı boya tablolarımı izlenimci anlayışla, tamamen doğanın içinde yapıyorum. Atölyem var ama ben rüzgarı hissetmeyi, ışığı doğal haliyle görmeyi seviyorum. İnsanlar doğada çalışırken yanıma geliyor, sorular soruyor. Belki de bu sayede birçok gencin resme gönül vermesine vesile oluyorum. Yaptığım işten, doğada olmaktan büyük keyif alıyorum."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
38 yıldır doğayı geziyor: Şövalesini bu kez karlı Sümela'ya kurdu
Trabzonlu ressam Abdulkadir Yıldırım, 38 yıldır Türkiye'yi gezerek doğayı yerinde resmediyor. Yıldırım son olarak Sümela Manastırı'nın karlı manzarasını canlı performansla ölümsüzleştirdi.
Doğası, tarihi ve yetiştirdiği sanatçılarla Türkiye'nin kültür başkentlerinden biri olan Trabzon, kendine has tarzıyla dikkat çeken bir ressama ev sahipliği yapıyor. 66 yaşındaki Abdulkadir Yıldırım, sanatını dört duvar arasına sıkıştırmak yerine, tuvalini ve boyalarını sırtlanıp doğanın kalbine iniyor. "Trabzon'un Van Gogh'u" olarak anılan ve izlenimci (empresyonist) akımın günümüzdeki temsilcilerinden olan Yıldırım, Türkiye’nin dört bir yanındaki güzellikleri yerinde, o anın ışığı ve atmosferiyle resmediyor. Yıldırım’ın son durağı ise UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan ve kışın beyaz gelinliğini giyen tarihi Sümela Manastırı oldu.
Tarihin Gölgesinde "Canlı" Performans
Yaklaşık 38 yıldır fırçasını elinden düşürmeyen usta ressam, kar yağışının ardından büyüleyici bir manzaraya bürünen Sümela Manastırı’nı resmetmek için Maçka ilçesinin yolunu tuttu. Manastırı en iyi gören yamaca seyyar şövalesini kuran Yıldırım, dondurucu soğuğa aldırış etmeden canlı performans sergiledi. Karın beyazlığı ile tarihi yapının heybetini tuvaline ilmek ilmek işleyen sanatçı, o anki ışık kırılmalarını ve atmosferi eserine yansıttı.
Yıldırım, Sümela Manastırı'nı daha önce de defalarca çizdiğini ancak her mevsimin, hatta günün her saatinin mekana farklı bir ruh kattığını belirtti. "Aynı mekanı farklı zaman ve açılardan resmederek ışık ve duygu değişimlerini yakalıyorum" diyen Yıldırım, bu performansıyla Sümela'daki 5. canlı çalışmasına imza atmış oldu.
"Trabzon Türkiye'nin Floransa'sıdır"
Sanat yaşamı boyunca 1300’e yakın tabloya imza atan ve eserleri yurt içi ile yurt dışında sergilenen Abdulkadir Yıldırım, Trabzon’un sanatsal potansiyeline de dikkat çekti. Avrupa resim sanatı için İtalya'nın Floransa şehri ne ifade ediyorsa, Türkiye için de Trabzon'un o derece önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bu toprakların bir çocuğu olarak, binlerce yıllık tarihi geçmişi olan şehrimizin güzelliklerini yansıtmaktan gurur duyuyorum" dedi.
Atölye Yerine Doğayı Tercih Ediyor
Çalışma disipliniyle ünlü ressam Vincent Van Gogh’un tarzını benimsediğini ifade eden Yıldırım, fotoğraf bakarak resim yapmaktan ziyade, doğayla baş başa kalmayı tercih ediyor. Bisikletiyle çıktığı sanat yolculuğunda, kar, kış, yağmur demeden çalışan Yıldırım, bu tutkusunu şöyle özetledi:
"Resim sanatına küçük yaşta doğada çalışarak başladım. 1987 yılından beri yağlı boya tablolarımı izlenimci anlayışla, tamamen doğanın içinde yapıyorum. Atölyem var ama ben rüzgarı hissetmeyi, ışığı doğal haliyle görmeyi seviyorum. İnsanlar doğada çalışırken yanıma geliyor, sorular soruyor. Belki de bu sayede birçok gencin resme gönül vermesine vesile oluyorum. Yaptığım işten, doğada olmaktan büyük keyif alıyorum."
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler