Gaziantep'te 3 Bin Yıllık Kış Masalı: Yesemek’in Bazalt Heykelleri Beyaza Büründü
Gaziantep'te 3 Bin Yıllık Kış Masalı: Yesemek’in Bazalt Heykelleri Beyaza Büründü
Gaziantep İslahiye'deki UNESCO adayı Yesemek Açık Hava Müzesi karla kaplandı. 3 bin yıllık 518 adet bazalt heykelin beyaz örtüyle uyumu kartpostallık manzaralar sundu.
Haber Giriş Tarihi: 04.01.2026 12:44
Haber Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 15:39
Muhabir:
Yasin Köz
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarih ve kültür başkenti Gaziantep, kış mevsiminin gelişiyle birlikte ziyaretçilerine alışılmışın dışında, masalsı manzaralar sunmaya başladı. İslahiye ilçe merkezine yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta bulunan ve dünyanın bilinen en eski ve en büyük heykel atölyelerinden biri olan Yesemek Açık Hava Müzesi, yoğun kar yağışının ardından beyaz bir örtüyle kaplandı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve 3 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip olan bu antik alan, karın yağmasıyla birlikte tarih ve doğanın eşsiz uyumunu gözler önüne serdi. Siyah bazalt taşından yontulmuş devasa heykellerin üzerini kaplayan beyaz kar tabakası, bölgede siyah ile beyazın muazzam kontrastını ortaya çıkardı.
Yaklaşık 200 dönümlük geniş bir araziye yayılan Yesemek, sadece Gaziantep’in değil, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli arkeolojik hazinelerinden biri olarak kabul ediliyor. Hitit İmparatorluğu döneminde, M.Ö. 900 ile 800 yılları arasında "Heykel Atölyesi" olarak kullanılan bu bölge, antik dünyanın sanat fabrikası niteliğini taşıyor. Günümüzde açık hava müzesi olarak hizmet veren alanda, taslak halinde bırakılmış, tamamlanmış veya yarım kalmış toplam 518 adet heykel bulunuyor. Aslan heykellerinden sfenkslere, dağ tanrısı kabartmalarından mimari bloklara kadar yüzlerce eser, yüzyıllardır olduğu yerde sessizce tarihi bekliyor. İşte bu sessiz bekleyiş, yağan karla birlikte yerini görsel bir şölene bıraktı.
Antik Dünyanın "Sanat Okulu"nda Kış Sessizliği
Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan, tozlu ve sıcak atmosferiyle bilinen Yesemek, kışın büründüğü bu dingin haliyle bambaşka bir deneyim sunuyor. Bölgedeki bazalt taşlarının volkanik yapısı gereği koyu renkli olması, üzerine düşen kar taneleriyle birleştiğinde fotoğraf tutkunları için doğal bir stüdyo ortamı yaratıyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımı saatlerinde, karın kristalize parıltısı ile heykellerin gölgeleri birleştiğinde, antik kentin mistik havası daha da belirginleşiyor.
Yesemek'in arkeolojik önemi, sadece barındırdığı eser sayısıyla değil, o dönemdeki üretim sürecini günümüze aktarmasıyla da ölçülüyor. Burası, taşın ocaktan çıkarılmasından işlenmesine, taslak halinden detaylandırılmasına kadar heykel sanatının tüm evrelerinin görülebildiği dünyadaki ender merkezlerden biri. Bir nevi "Antik Çağ'ın Güzel Sanatlar Akademisi" olarak nitelendirilebilecek alanda, heykeltıraşların çekiç seslerinin yankılandığı o günlerden bugüne kalan sessizlik, kar yağışıyla daha da derinleşti.
UNESCO Yolunda Emin Adımlarla İlerliyor
2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Yesemek Açık Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi, kalıcı listeye girmek için gün sayıyor. Bölgenin tanıtımı ve korunması adına yapılan çalışmalar devam ederken, bu tür doğa olayları da alanın tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Kış turizmi rotalarına alternatif arayan gezginler için İslahiye'deki bu antik durak, hem tarihi derinliği hem de görsel estetiğiyle cazip bir seçenek oluşturuyor. Yetkililer, bu eşsiz manzarayı görmek isteyen tarih meraklılarını ve fotoğraf sanatçılarını, kar erimeden bölgeyi ziyaret etmeye davet ediyor. Yesemek, her mevsim olduğu gibi kışın da binlerce yıllık hikayesini, bu kez beyaz kefeni altında ziyaretçilerine fısıldamaya devam ediyor.
Editörün Notu: Değerli tarih dostları ve gezginler, Gaziantep denilince akla ilk kebap ve baklava gelse de, şehrin arkeolojik derinliği en az mutfağı kadar zengindir. Yesemek, insanlık tarihinin en büyük "açık hava atölyesi"dir. Düşünsenize, 3000 yıl önce bir usta elindeki çekici o taşa vurdu ve yarım bıraktı; o taş bugün hala aynı yerde duruyor. Şimdi o yarım kalmış hikayelerin üzerine kar yağdı. Eğer fotoğraf makineniz varsa ve biraz üşümeyi göze alırsanız, siyah bazalt taşların kar altındaki o vakur duruşunu fotoğraflamak size ödüllü bir kare kazandırabilir. İslahiye'ye kadar gitmişken, o soğukta içinizi ısıtacak yöresel lezzetleri tatmayı da ihmal etmeyin.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gaziantep'te 3 Bin Yıllık Kış Masalı: Yesemek’in Bazalt Heykelleri Beyaza Büründü
Gaziantep İslahiye'deki UNESCO adayı Yesemek Açık Hava Müzesi karla kaplandı. 3 bin yıllık 518 adet bazalt heykelin beyaz örtüyle uyumu kartpostallık manzaralar sundu.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarih ve kültür başkenti Gaziantep, kış mevsiminin gelişiyle birlikte ziyaretçilerine alışılmışın dışında, masalsı manzaralar sunmaya başladı. İslahiye ilçe merkezine yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta bulunan ve dünyanın bilinen en eski ve en büyük heykel atölyelerinden biri olan Yesemek Açık Hava Müzesi, yoğun kar yağışının ardından beyaz bir örtüyle kaplandı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve 3 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip olan bu antik alan, karın yağmasıyla birlikte tarih ve doğanın eşsiz uyumunu gözler önüne serdi. Siyah bazalt taşından yontulmuş devasa heykellerin üzerini kaplayan beyaz kar tabakası, bölgede siyah ile beyazın muazzam kontrastını ortaya çıkardı.
Yaklaşık 200 dönümlük geniş bir araziye yayılan Yesemek, sadece Gaziantep’in değil, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli arkeolojik hazinelerinden biri olarak kabul ediliyor. Hitit İmparatorluğu döneminde, M.Ö. 900 ile 800 yılları arasında "Heykel Atölyesi" olarak kullanılan bu bölge, antik dünyanın sanat fabrikası niteliğini taşıyor. Günümüzde açık hava müzesi olarak hizmet veren alanda, taslak halinde bırakılmış, tamamlanmış veya yarım kalmış toplam 518 adet heykel bulunuyor. Aslan heykellerinden sfenkslere, dağ tanrısı kabartmalarından mimari bloklara kadar yüzlerce eser, yüzyıllardır olduğu yerde sessizce tarihi bekliyor. İşte bu sessiz bekleyiş, yağan karla birlikte yerini görsel bir şölene bıraktı.
Antik Dünyanın "Sanat Okulu"nda Kış Sessizliği
Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan, tozlu ve sıcak atmosferiyle bilinen Yesemek, kışın büründüğü bu dingin haliyle bambaşka bir deneyim sunuyor. Bölgedeki bazalt taşlarının volkanik yapısı gereği koyu renkli olması, üzerine düşen kar taneleriyle birleştiğinde fotoğraf tutkunları için doğal bir stüdyo ortamı yaratıyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımı saatlerinde, karın kristalize parıltısı ile heykellerin gölgeleri birleştiğinde, antik kentin mistik havası daha da belirginleşiyor.
Yesemek'in arkeolojik önemi, sadece barındırdığı eser sayısıyla değil, o dönemdeki üretim sürecini günümüze aktarmasıyla da ölçülüyor. Burası, taşın ocaktan çıkarılmasından işlenmesine, taslak halinden detaylandırılmasına kadar heykel sanatının tüm evrelerinin görülebildiği dünyadaki ender merkezlerden biri. Bir nevi "Antik Çağ'ın Güzel Sanatlar Akademisi" olarak nitelendirilebilecek alanda, heykeltıraşların çekiç seslerinin yankılandığı o günlerden bugüne kalan sessizlik, kar yağışıyla daha da derinleşti.
UNESCO Yolunda Emin Adımlarla İlerliyor
2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Yesemek Açık Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi, kalıcı listeye girmek için gün sayıyor. Bölgenin tanıtımı ve korunması adına yapılan çalışmalar devam ederken, bu tür doğa olayları da alanın tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Kış turizmi rotalarına alternatif arayan gezginler için İslahiye'deki bu antik durak, hem tarihi derinliği hem de görsel estetiğiyle cazip bir seçenek oluşturuyor. Yetkililer, bu eşsiz manzarayı görmek isteyen tarih meraklılarını ve fotoğraf sanatçılarını, kar erimeden bölgeyi ziyaret etmeye davet ediyor. Yesemek, her mevsim olduğu gibi kışın da binlerce yıllık hikayesini, bu kez beyaz kefeni altında ziyaretçilerine fısıldamaya devam ediyor.
Editörün Notu: Değerli tarih dostları ve gezginler, Gaziantep denilince akla ilk kebap ve baklava gelse de, şehrin arkeolojik derinliği en az mutfağı kadar zengindir. Yesemek, insanlık tarihinin en büyük "açık hava atölyesi"dir. Düşünsenize, 3000 yıl önce bir usta elindeki çekici o taşa vurdu ve yarım bıraktı; o taş bugün hala aynı yerde duruyor. Şimdi o yarım kalmış hikayelerin üzerine kar yağdı. Eğer fotoğraf makineniz varsa ve biraz üşümeyi göze alırsanız, siyah bazalt taşların kar altındaki o vakur duruşunu fotoğraflamak size ödüllü bir kare kazandırabilir. İslahiye'ye kadar gitmişken, o soğukta içinizi ısıtacak yöresel lezzetleri tatmayı da ihmal etmeyin.
HABER ÖNERİSİ: Kar, Bir Kenti Sessizliğe Bürüdü: Ortaya Kartpostallık Görüntüler Çıktı
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler