Bursa Ulu Cami’nin 600 Yıllık Hikâyesi: Osmanlı’nın Sessiz Tanığı

Osmanlı’nın ilk anıtsal çok kubbeli camisi olan Bursa Ulu Cami, mimarisi, hat sanatı ve kutsal emanetleriyle 600 yılı aşkın süredir ibadetin ve tarihin merkezinde yer alıyor.

Haber Giriş Tarihi: 25.01.2026 05:00
Haber Güncellenme Tarihi: 25.01.2026 05:00
Muhabir: Saliha Kara
Bursa Ulu Cami’nin 600 Yıllık Hikâyesi: Osmanlı’nın Sessiz Tanığı

Bursa’nın tarihî merkezinde yer alan Ulu Cami, Osmanlı mimarisinin erken dönemine damga vuran en önemli eserlerden biri olarak dikkat çekiyor. Yıldırım Bayezid tarafından 1396’daki Niğbolu Zaferi’nin ardından yaptırılan cami, 1396–1400 yılları arasında inşa edildi. Orhan Gazi Parkı’nın bulunduğu geniş alanda yükselen yapı, Osmanlı camileri arasında çok kubbeli anıtsal mimarinin ilk örneği olma özelliğini taşıyor.

Dikdörtgen planlı olarak inşa edilen Ulu Cami, 55x69 metre ölçüleriyle toplam 3 bin 165 metrekarelik bir iç alana sahip. Türkiye’deki ulu camiler arasında en büyük iç hacme sahip yapı olarak bilinen cami, on iki büyük dört köşeli paye üzerine oturan yirmi kubbesiyle dikkat çekiyor. Ortadaki kubbenin üstü açık olacak şekilde tasarlanan yapı, Osmanlı’nın erken dönem mimari anlayışını yansıtıyor. Günümüzde bu açıklık camla kapatılmış durumda.

Caminin inşaatı tamamlandıktan sonra ilk namaz, aralarında Yıldırım Bayezid’in de bulunduğu cemaatle birlikte Somuncu Baba tarafından kıldırıldı. Ulu Cami’nin ilk imamı ise Mevlid-i Şerif’in yazarı Süleyman Çelebi oldu. Minber kapısı üzerindeki kitabede, caminin Hicri 802 yılında (1399–1400) tamamlandığı bilgisi yer alıyor. İki minareli yapının batıdaki minaresi Yıldırım Bayezid, doğudaki minaresi ise Çelebi Sultan Mehmed döneminde inşa edildi.

Timur istilası sırasında zarar gören cami, bu dönemde onarımdan geçirildi. En kapsamlı restorasyon ise 1855 Bursa depreminin ardından yapıldı. Duvarları düzgün kesme taştan örülen yapı, mimari sağlamlığıyla yüzyıllara meydan okuyor.

Ulu Cami’nin en dikkat çekici unsurlarından biri, ceviz ağacından kündekâri tekniğiyle yapılan minberidir. Tutkal ve çivi kullanılmadan, geometrik geçme yöntemiyle hazırlanan minber, Antepli Hacı Mehmet bin Abdülaziz el-Dukki’nin eseridir. Minber üzerindeki kabartmaların güneş sistemi ve gezegenleri temsil ettiği yönündeki yorumlar, yapının sanat ve bilimle olan bağını gözler önüne seriyor.

Cami içerisinde yer alan Kâbe örtüsü ise yapıya ayrı bir manevi değer katıyor. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sonrası Bursa’ya getirttiği bu örtü, yüzyıllar boyunca korunmuş nadide eserler arasında bulunuyor. İç mekânda ayrıca 41 hattat tarafından yazılmış, 13 farklı yazı karakterine sahip 192 hat örneği yer alıyor. Bu yönüyle Bursa Ulu Cami, yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda yaşayan bir hat müzesi niteliği taşıyor.

Editör Notu

Bu haberi hazırlarken Bursa Ulu Cami’nin sadece bir mimari yapı olmadığını, Osmanlı’nın inançla, sanatla ve devlet aklıyla kurduğu ilişkinin somut bir yansıması olduğunu bir kez daha hissettim. Her detayı, her kitabesi ve her kubbesi, geçmişten bugüne taşınan büyük bir medeniyet hafızasını barındırıyor. Ulu Cami’yi anlatmak, aslında Osmanlı’nın kuruluş ruhunu anlatmak anlamına geliyor. Bu yüzden bu yapının yalnızca ziyaret edilmesi değil, anlaşılması gerektiğini düşünüyorum.

Haber Önerisi: Uluslararası seminer serisi “sınır” kavramını yeniden tartışmaya açtı

Kaynak: Saliha Kara

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.