Bakan Ersoy: "Yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz"
Bakan Ersoy: "Yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz"
Haber Giriş Tarihi: 14.07.2026 12:20
Haber Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 12:20
Kaynak:
İHA
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD’den Türkiye’ye iadesi sağlanan tarihi mozaik eserin tanıtım programına katıldı. Bakan Ersoy, "Yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyor, ihbarların etkin şekilde değerlendirilmesine, olaylara erken müdahale edilmesine ve kültürel mirasımızın yerinde korunmasına yönelik tedbirleri sürekli geliştiriyoruz" dedi.
Bir dizi temas ve açılış programı kapsamında Gaziantep’te bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD’den Türkiye’ye iadesi sağlanan tarihi mozaik eserin tanıtım programına katıldı.
Programda konuşan Bakan Ersoy, "Medeniyetler beşiği Gaziantep’te, halkımızın Çingene Kızı olarak adlandırıp sahiplendiği mozaikten koparılmış panellerden 13’üncüsünün ait olduğu topraklara dönüşü vesilesiyle bir aradayız. Bu güzel birliktelik aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına yönelik bilimsel araştırma, kararlı takip ve uluslararası iş birliği noktasında ne denli etkin olduğumuzu, elde ettiğimiz güçlü sonuçlar üzerinden gösteren çok değerli bir örnektir. Zeugma, Fırat’ın kıyısında Doğu ile Batı’yı buluşturmuş; ticaretin, sanatın ve kültürün iç içe geçtiği önemli bir Roma kentidir. Bildiğiniz gibi bu kadim kentte yer alan bir yapının tabanını süsleyen büyük mozaiğin merkezinde, Dionysos kültüyle ilişkilendirilen bir Maenad tasviri bulunmaktadır. Kamuoyunda "Çingene Kızı" olarak bilinen bu figür bugün yalnızca Gaziantep’in değil, Türkiye’nin dünyaya açılan en tanınmış kültürel simgelerinden biri olmuştur. Ne yazık ki bu kompozisyona ait çok sayıda panel, 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucunda yasa dışı yollarla ülkemizden çıkarılmıştır. Yürüttüğümüz bilimsel, hukuki ve diplomatik çalışmalar neticesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde Bovling Griin Eyalet Üniversitesinde bulunan ve aynı taban mozaiğine ait olan 12 panelin iadesini sağlamış ve2018 yılında Zeugma Mozaik Müzemizde ziyaretçilerimizle buluşturmuştuk. Bu iadenin ardından biz de Gaziantep Büyükşehir Belediyemizin değerli katkılarıyla, Gaziantepli ustalarımıza Fırat’ın taşlarından replikalar hazırlattık. Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarımızın çalışmalarıyla bu replikaları son haline getirerek 2022 yılında Bovling Griin Eyalet Üniversitesine takdim ettik. Zira kültürel miras üzerinden köprüler kurma, bilgi paylaşma ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etme iradesinin daima takdir ve taltif edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu, adında taşıdığı "köprü" anlamına uygun biçimde Zeugma vesilesiyle gerçekleştirmek de son derece manidar olmuştur" dedi.
"Milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllara tarihli 13’üncü paneli Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz"
Bakan Ersoy, "Bugün aynı kompozisyona ait, milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllara tarihli 13’üncü paneli Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Panelin bu büyük kompozisyona ait olabileceği, Grenobıl Alp Üniversitesinden Dr. Camila Felag’ın araştırmaları ve Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay’ın bilimsel değerlendirmeleriyle ortaya konulmuştur. Bu değerlendirmelerin Bakanlığımıza iletilmesinin ardından yapılan araştırmalarda panelin satışa konu edildiğini ve el değiştirdiğini belirledik. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri makamları nezdinde girişimlerde bulunarak eserin akıbetine ilişkin bilgi talep ettik. Ancak o aşamada, alıcı bilgilerine ulaşılamadığı tarafımıza iletildi. Takip eden dönemde süreci yakından izlemeyi sürdüren Bakanlığımız uzmanlarınca, uluslararası müzayede takip çalışmaları sırasında panelin yeniden satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine, önceki taleplerimiz ve bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda iade girişimimizi gecikmeksizin yeniledik. Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi tarafından yürütülen sürecin başarıyla tamamlanmasıyla da eserin ülkemize iadesini sağladık. Bu süreç, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelenin bilimsel araştırmalar, hukuki mekanizmalar ve uluslararası iş birliğiyle eşgüdüm içinde yürütülmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Bu vesileyle, Amerika Birleşik Devletleri ile kültür varlıklarının korunması alanında yürüttüğümüz iş birliğinin son yıllarda pek çok eserimizin ana vatanına dönüşüne vesile olduğunu da özellikle vurgulamak isterim. Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında Amerika Birleşik Devletleri ile 2021 yılında imzaladığımız Mutabakat Zaptı, Türkiye’den yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarının Amerika Birleşik Devletleri’ne yasal olarak girişinin önlenmesi bakımından son derece önemli bir enstrümandır. Beş yıllık dönemler halinde uygulanan söz konusu zaptın bu yıl yeni bir beş yıllık dönem için uzatıldığını da bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak isterim. Bu karar, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı güven, süreklilik ve kararlılık temelinde güçlenerek devam ettiğinin ve edeceğinin somut bir göstergedir. Bu güçlü iş birliğinin en somut örneklerinden biri, Bakanlığımız ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasında 2021 yılından bu yana kesintisiz biçimde sürdürülen ortak çalışmalardır. Burdur Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla çıkarılan pek çok eserin ana vatanına dönüşünde bu ortak mesai belirleyici bir rol oynamıştır. Roma İmparatorları Lucius Verus ve Septimius Severus’a ait heykellerden, 65 yıllık bir mücadelenin ardından iadesini sağladığımız Marcus Aurelius heykeline kadar çok sayıda kültür varlığı, bu çalışmalar neticesinde ait olduğu topraklara kavuşmuştur. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi ile yürüttüğümüz süreçler bugün de aynı kararlılıkla devam etmektedir. Halen sürdürülen soruşturmalar ve köken araştırmaları kapsamında Anadolu kökenli eserlerin izi titizlikle sürülmekte, Bakanlığımız uzmanları da bu süreçleri bilimsel, hukuki ve teknik boyutlarıyla titizlikle koordine etmektedir. Bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde yeni iadelerle taçlanacağına olan inancımız tamdır. Kültür varlıklarımızın dönüş yolculukları elbette tek bir ülkeyle sınırlı değildir. Bu noktada, yine Zeugma kökenli bir eserin, kamuoyunda Satornila steli olarak bilinen mezar stelinin iadesini de hatırlatmak isterim. Zeugma Antik Kenti’nden kaçırılan, üzerinde bir kadın kabartması ile Antik Yunanca "Kocasını seven eş, Satornila, elveda" yazıtı bulunan milattan sonra 2’nci yüzyıla tarihli bu steli, İtalyan makamları ve Dışişleri Bakanlığımızla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar neticesinde 2023 yılında Roma Büyükelçiliğimizde teslim almış ve Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmıştık. Yaklaşık 1800 yıl öncesinden bir vefa duygusunu günümüze taşıyan bu eser, Zeugma’da yaşamış kişi ve toplulukların yaşam öykülerine ışık tutan önemli bir bilimsel kaynak olarak müzemizde ziyaretçilerimizle buluşmaktadır. Satornila’nın steli de tıpkı bugün iadesini sağladığımız mozaik paneller gibi, dünyanın neresine götürülmüş olursa olsun bu topraklara ait her eserin ait olduğu yere mutlaka döneceğinin güzel bir nişanesidir" şeklinde konuştu.
"2002 yılından bu yana 13 bin 454 kültür varlığımızın ülkemize iadesini sağladık"
Bakan Ersoy, "Her kültür varlığının kendine özgü bir hikâyesi, ait olduğu bir bağlam ve tamamladığı bir bütün vardır. Bugün iadesini sağladığımız mozaik panel de yalnızca tek bir eserin dönüşü değil, büyük bir kompozisyonun eksik kalan bir parçasının yeniden yerine kavuşmasıdır. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzemizin koleksiyonuna katılan bu panel, Zeugma mozaiklerinin bilimsel açıdan daha bütüncül biçimde incelenmesine imkân sağlayan ve kompozisyonun kendi bağlamı içinde yeniden değerlendirilmesine katkı sunan önemli bir kazanımdır. Eksik parçalar yerine döndükçe yalnızca bir mozaiği tamamlamıyor; zedelenen bir hafızayı onarıyor, tarih sayfalarındaki boşlukları dolduruyor ve bir kültürel değeri ait olduğu değerler bütünüyle bir araya getiriyoruz. Bu gerçeklerin penceresinden bakıldığında her bir iadenin arkasında tarihimize, hafızamıza ve kültürel egemenliğimize sahip çıkma irademizin olduğu açıkça görülecektir. Bakanlık olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarımızın tespiti, takibi ve ait oldukları topraklara iadesi için büyük bir titizlik ve kararlılıkla çalışıyoruz. Bu alandaki mücadelemizi; ilgili kurumlarımız, kolluk birimlerimiz, adli makamlarımız, bilim insanlarımız ve uluslararası paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği içinde yürütüyoruz. Kurumlarımız arasındaki bu güçlü eşgüdüm ve çok yönlü yaklaşım sayesinde Türkiye bugün, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline gelmiştir. Masada ve sahada ortaya konan bu iş birliği ve irade sayesindedir ki 2002 yılından bu yana 13 bin 454 kültür varlığımızın ülkemize iadesini sağladık. Bu iadelerin 9 bin 139’unu son 8 yılda gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Şu noktanın altını çizmeyi özellikle gerekli görüyorum: Bizim bu mücadeledeki asli hedefimiz; kültür varlığı kaçakçılığına karşı önleyici ve bütüncül bir mücadele anlayışını hem toplumsal bilinç ve farkındalık hem kurumsal iş birliği ve uygulama noktasında ülkemize kazandırmak; bunu kalıcı ve sürdürülebilir kılmaktır. Bu doğrultuda, yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyor; ihbarların etkin şekilde değerlendirilmesine, olaylara erken müdahale edilmesine ve kültürel mirasımızın yerinde korunmasına yönelik tedbirleri sürekli geliştiriyoruz. Eğitim ve farkındalık çalışmalarını yaygınlaştırarak toplumun kültürel mirasa sahip çıkma bilincini de güçlendiriyoruz. Bu topraklardan yasa dışı yollarla çıkarılmış her kültür varlığı ait olduğu topraklara dönene kadar aynı azim, aynı inanç ve aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, "Ben, başta Dr. Camila Felag ve Prof. Dr. Kutalmış Görkay olmak üzere mozaik panelin iadesinin gerçekleşmesine katkı sunan kıymetli bilim insanlarımıza, Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimine, Dışişleri Bakanlığımıza, Bakanlığımız uzmanlarına ve süreçte emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ediyorum. Bu iş birliğinin, kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası dayanışmayı daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum" diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bakan Ersoy: "Yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz"
Bir dizi temas ve açılış programı kapsamında Gaziantep’te bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD’den Türkiye’ye iadesi sağlanan tarihi mozaik eserin tanıtım programına katıldı.
Programda konuşan Bakan Ersoy, "Medeniyetler beşiği Gaziantep’te, halkımızın Çingene Kızı olarak adlandırıp sahiplendiği mozaikten koparılmış panellerden 13’üncüsünün ait olduğu topraklara dönüşü vesilesiyle bir aradayız. Bu güzel birliktelik aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına yönelik bilimsel araştırma, kararlı takip ve uluslararası iş birliği noktasında ne denli etkin olduğumuzu, elde ettiğimiz güçlü sonuçlar üzerinden gösteren çok değerli bir örnektir. Zeugma, Fırat’ın kıyısında Doğu ile Batı’yı buluşturmuş; ticaretin, sanatın ve kültürün iç içe geçtiği önemli bir Roma kentidir. Bildiğiniz gibi bu kadim kentte yer alan bir yapının tabanını süsleyen büyük mozaiğin merkezinde, Dionysos kültüyle ilişkilendirilen bir Maenad tasviri bulunmaktadır. Kamuoyunda "Çingene Kızı" olarak bilinen bu figür bugün yalnızca Gaziantep’in değil, Türkiye’nin dünyaya açılan en tanınmış kültürel simgelerinden biri olmuştur. Ne yazık ki bu kompozisyona ait çok sayıda panel, 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucunda yasa dışı yollarla ülkemizden çıkarılmıştır. Yürüttüğümüz bilimsel, hukuki ve diplomatik çalışmalar neticesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde Bovling Griin Eyalet Üniversitesinde bulunan ve aynı taban mozaiğine ait olan 12 panelin iadesini sağlamış ve2018 yılında Zeugma Mozaik Müzemizde ziyaretçilerimizle buluşturmuştuk. Bu iadenin ardından biz de Gaziantep Büyükşehir Belediyemizin değerli katkılarıyla, Gaziantepli ustalarımıza Fırat’ın taşlarından replikalar hazırlattık. Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarımızın çalışmalarıyla bu replikaları son haline getirerek 2022 yılında Bovling Griin Eyalet Üniversitesine takdim ettik. Zira kültürel miras üzerinden köprüler kurma, bilgi paylaşma ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etme iradesinin daima takdir ve taltif edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu, adında taşıdığı "köprü" anlamına uygun biçimde Zeugma vesilesiyle gerçekleştirmek de son derece manidar olmuştur" dedi.
"Milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllara tarihli 13’üncü paneli Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz"
Bakan Ersoy, "Bugün aynı kompozisyona ait, milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllara tarihli 13’üncü paneli Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Panelin bu büyük kompozisyona ait olabileceği, Grenobıl Alp Üniversitesinden Dr. Camila Felag’ın araştırmaları ve Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay’ın bilimsel değerlendirmeleriyle ortaya konulmuştur. Bu değerlendirmelerin Bakanlığımıza iletilmesinin ardından yapılan araştırmalarda panelin satışa konu edildiğini ve el değiştirdiğini belirledik. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri makamları nezdinde girişimlerde bulunarak eserin akıbetine ilişkin bilgi talep ettik. Ancak o aşamada, alıcı bilgilerine ulaşılamadığı tarafımıza iletildi. Takip eden dönemde süreci yakından izlemeyi sürdüren Bakanlığımız uzmanlarınca, uluslararası müzayede takip çalışmaları sırasında panelin yeniden satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine, önceki taleplerimiz ve bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda iade girişimimizi gecikmeksizin yeniledik. Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi tarafından yürütülen sürecin başarıyla tamamlanmasıyla da eserin ülkemize iadesini sağladık. Bu süreç, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelenin bilimsel araştırmalar, hukuki mekanizmalar ve uluslararası iş birliğiyle eşgüdüm içinde yürütülmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Bu vesileyle, Amerika Birleşik Devletleri ile kültür varlıklarının korunması alanında yürüttüğümüz iş birliğinin son yıllarda pek çok eserimizin ana vatanına dönüşüne vesile olduğunu da özellikle vurgulamak isterim. Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında Amerika Birleşik Devletleri ile 2021 yılında imzaladığımız Mutabakat Zaptı, Türkiye’den yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarının Amerika Birleşik Devletleri’ne yasal olarak girişinin önlenmesi bakımından son derece önemli bir enstrümandır. Beş yıllık dönemler halinde uygulanan söz konusu zaptın bu yıl yeni bir beş yıllık dönem için uzatıldığını da bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak isterim. Bu karar, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı güven, süreklilik ve kararlılık temelinde güçlenerek devam ettiğinin ve edeceğinin somut bir göstergedir. Bu güçlü iş birliğinin en somut örneklerinden biri, Bakanlığımız ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasında 2021 yılından bu yana kesintisiz biçimde sürdürülen ortak çalışmalardır. Burdur Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla çıkarılan pek çok eserin ana vatanına dönüşünde bu ortak mesai belirleyici bir rol oynamıştır. Roma İmparatorları Lucius Verus ve Septimius Severus’a ait heykellerden, 65 yıllık bir mücadelenin ardından iadesini sağladığımız Marcus Aurelius heykeline kadar çok sayıda kültür varlığı, bu çalışmalar neticesinde ait olduğu topraklara kavuşmuştur. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi ile yürüttüğümüz süreçler bugün de aynı kararlılıkla devam etmektedir. Halen sürdürülen soruşturmalar ve köken araştırmaları kapsamında Anadolu kökenli eserlerin izi titizlikle sürülmekte, Bakanlığımız uzmanları da bu süreçleri bilimsel, hukuki ve teknik boyutlarıyla titizlikle koordine etmektedir. Bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde yeni iadelerle taçlanacağına olan inancımız tamdır. Kültür varlıklarımızın dönüş yolculukları elbette tek bir ülkeyle sınırlı değildir. Bu noktada, yine Zeugma kökenli bir eserin, kamuoyunda Satornila steli olarak bilinen mezar stelinin iadesini de hatırlatmak isterim. Zeugma Antik Kenti’nden kaçırılan, üzerinde bir kadın kabartması ile Antik Yunanca "Kocasını seven eş, Satornila, elveda" yazıtı bulunan milattan sonra 2’nci yüzyıla tarihli bu steli, İtalyan makamları ve Dışişleri Bakanlığımızla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar neticesinde 2023 yılında Roma Büyükelçiliğimizde teslim almış ve Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmıştık. Yaklaşık 1800 yıl öncesinden bir vefa duygusunu günümüze taşıyan bu eser, Zeugma’da yaşamış kişi ve toplulukların yaşam öykülerine ışık tutan önemli bir bilimsel kaynak olarak müzemizde ziyaretçilerimizle buluşmaktadır. Satornila’nın steli de tıpkı bugün iadesini sağladığımız mozaik paneller gibi, dünyanın neresine götürülmüş olursa olsun bu topraklara ait her eserin ait olduğu yere mutlaka döneceğinin güzel bir nişanesidir" şeklinde konuştu.
"2002 yılından bu yana 13 bin 454 kültür varlığımızın ülkemize iadesini sağladık"
Bakan Ersoy, "Her kültür varlığının kendine özgü bir hikâyesi, ait olduğu bir bağlam ve tamamladığı bir bütün vardır. Bugün iadesini sağladığımız mozaik panel de yalnızca tek bir eserin dönüşü değil, büyük bir kompozisyonun eksik kalan bir parçasının yeniden yerine kavuşmasıdır. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzemizin koleksiyonuna katılan bu panel, Zeugma mozaiklerinin bilimsel açıdan daha bütüncül biçimde incelenmesine imkân sağlayan ve kompozisyonun kendi bağlamı içinde yeniden değerlendirilmesine katkı sunan önemli bir kazanımdır. Eksik parçalar yerine döndükçe yalnızca bir mozaiği tamamlamıyor; zedelenen bir hafızayı onarıyor, tarih sayfalarındaki boşlukları dolduruyor ve bir kültürel değeri ait olduğu değerler bütünüyle bir araya getiriyoruz. Bu gerçeklerin penceresinden bakıldığında her bir iadenin arkasında tarihimize, hafızamıza ve kültürel egemenliğimize sahip çıkma irademizin olduğu açıkça görülecektir. Bakanlık olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarımızın tespiti, takibi ve ait oldukları topraklara iadesi için büyük bir titizlik ve kararlılıkla çalışıyoruz. Bu alandaki mücadelemizi; ilgili kurumlarımız, kolluk birimlerimiz, adli makamlarımız, bilim insanlarımız ve uluslararası paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği içinde yürütüyoruz. Kurumlarımız arasındaki bu güçlü eşgüdüm ve çok yönlü yaklaşım sayesinde Türkiye bugün, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline gelmiştir. Masada ve sahada ortaya konan bu iş birliği ve irade sayesindedir ki 2002 yılından bu yana 13 bin 454 kültür varlığımızın ülkemize iadesini sağladık. Bu iadelerin 9 bin 139’unu son 8 yılda gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Şu noktanın altını çizmeyi özellikle gerekli görüyorum: Bizim bu mücadeledeki asli hedefimiz; kültür varlığı kaçakçılığına karşı önleyici ve bütüncül bir mücadele anlayışını hem toplumsal bilinç ve farkındalık hem kurumsal iş birliği ve uygulama noktasında ülkemize kazandırmak; bunu kalıcı ve sürdürülebilir kılmaktır. Bu doğrultuda, yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyor; ihbarların etkin şekilde değerlendirilmesine, olaylara erken müdahale edilmesine ve kültürel mirasımızın yerinde korunmasına yönelik tedbirleri sürekli geliştiriyoruz. Eğitim ve farkındalık çalışmalarını yaygınlaştırarak toplumun kültürel mirasa sahip çıkma bilincini de güçlendiriyoruz. Bu topraklardan yasa dışı yollarla çıkarılmış her kültür varlığı ait olduğu topraklara dönene kadar aynı azim, aynı inanç ve aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, "Ben, başta Dr. Camila Felag ve Prof. Dr. Kutalmış Görkay olmak üzere mozaik panelin iadesinin gerçekleşmesine katkı sunan kıymetli bilim insanlarımıza, Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Soruşturmaları Birimine, Dışişleri Bakanlığımıza, Bakanlığımız uzmanlarına ve süreçte emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ediyorum. Bu iş birliğinin, kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası dayanışmayı daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum" diye konuştu.
Kaynak: İHA
ÇOK OKUNAN