Sırrı Çözülemiyor: Kışın Isınan, Asla Donmayan "Gizemli Göl"
Türkiye'nin en soğuk kenti Erzurum'da hayatı felç eden Sibirya soğukları, doğanın kurallarını değiştiremedi. Kent genelinde hava sıcaklıklarının gece saatlerinde sıfırın altında 30 derecelere kadar düştüğü, derelerin, çeşmelerin ve hatta baraj göllerinin buz tuttuğu bu günlerde, Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi'ndeki "Balıklıgöl" görenleri hayrete düşürüyor.
Dışarısı Buz, İçerisi Hamam Gibi
Köyün ortasında yer alan ve berraklığıyla dikkat çeken göl, kışın en sert günlerinde bile donmuyor. Yapılan ölçümler ise şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koyuyor: Gölün suyu yaz aylarında 18 derece civarındayken, kışın 20 derecenin üzerine çıkıyor. Çevresindeki kar örtüsüyle tezat oluşturan bu ılık su, adeta doğal bir kaplıca etkisi yaratıyor.
"Balıkları Yenmiyor, Suyu Şifalı"
Gölün tek özelliği donmaması değil; aynı zamanda yerel halk tarafından korunan bir efsanesi de var. Suyun içinde yaşayan ve sırtlarında kırmızı benekler bulunan balıkların "kutsal" olduğuna inanılıyor ve bu balıklar köylüler tarafından kesinlikle tüketilmiyor. Suyun ise çeşitli cilt hastalıklarına iyi geldiği ve şifalı olduğu rivayet ediliyor.
Köylülerin Gözdesi: "Hiç Donduğunu Görmedik"
Söğütlü Mahallesi sakinlerinden 40 yaşındaki Muhsin Özdemir, gölün gizemini şu sözlerle anlattı:
"Ben doğdum doğalı buradayım, bu gölün donduğunu hiç görmedim. Hatta su yazın serin, kışın sıcak oluyor. İnsanlar suyun şifalı olduğuna inanır."
Bir diğer mahalle sakini Mustafa Tok ise gölün ekolojik dengesine dikkat çekti:
"Suyun yer altından kaynadığı söyleniyor; ne azalıyor ne de çoğalıyor, hep aynı seviyede. Kışın hayvanlarımızın su ihtiyacını bu ılık sudan karşılıyoruz, yazın ise arazilerimizi suluyoruz."
EDİTÖRÜN NOTU: DOĞANIN ANTİFRİZİ
"Açıkçası Erzurum gibi bir coğrafyada, -30 derecede donmayan bir su kütlesi görmek, doğanın bize 'benim kurallarım farklı işler' deme şeklidir. Bu durum jeolojik olarak suyun derinlerden gelen jeotermal kaynaklarla beslendiğini gösteriyor. Anadolu'da bu tarz 'Balıklıgöl' efsaneleri (Şanlıurfa gibi) yaygındır ve bu efsaneler, aslında doğayı korumanın en eski ve en etkili yoludur. 'Balıklar kutsaldır, yenmez' inancı sayesinde o ekosistem yüzyıllardır bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Hem göze hem de inanca hitap eden bu güzelliğin korunması dileğiyle."
HABER ÖNERİSİ: O Astronot Kim? Gizemli Hastalık Nedeniyle 4 Kişi Erken Dönüyor