#Antalya

HaberXR - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şaşkınlık Yaratan Misafir: Otel Çalışanları Besledi, Akdeniz Foku Denize Selam Verip Döndü Haber

Şaşkınlık Yaratan Misafir: Otel Çalışanları Besledi, Akdeniz Foku Denize Selam Verip Döndü

Antalya’nın dünyaca ünlü turizm merkezi Serik’e bağlı Belek, her yıl milyonlarca turisti ağırlarken, bu kez çok daha nadir ve özel bir ziyaretçiyi misafir etti. Genellikle insan elinin değmediği, ıssız ve kayalık bölgeleri mesken tutan, dünyada nesli tehlike altında olan türler listesinin en başında yer alan Akdeniz foklarından biri, dün sabah saatlerinde lüks bir otelin sahilinde karaya çıktı. Turistlerin şezlonglarının arasında devasa bir canlıyı gören otel çalışanları ve misafirler, ilk bakışta gözlerine inanamadı. Önce Sağlık Kontrolü Sonra Ziyafet Fokun karaya çıktığını gören otel personeli, hayvanın yorgun ya da yaralı olabileceği ihtimali üzerine hemen harekete geçti. Sosyal sorumluluk bilinciyle yaklaşan çalışanlar, fokun vücudunda herhangi bir yara ya da ağ takılması gibi bir olumsuzluk olup olmadığını kontrol etti. Sevimli canlının sağlıklı ancak acıkmış olduğunu fark eden ekipler, otel mutfağından getirdikleri taze balıklarla foku besledi. Kendi elleriyle sundukları bu ziyafetin ardından fokun keyfinin yerine gelmesi, sahildeki herkes için moral kaynağı oldu. Yetkililer Bilgilendirildi: Doğal Yaşamına Güvenle Döndü Olayın hemen ardından Belek Turizm Yatırımcıları Birliği (BETUYAB) yetkililerine haber verildi. Nesli tükenme tehlikesi altında olan bu canlıların korunması amacıyla kurulan iletişim ağı sayesinde süreç profesyonelce yönetildi. Bir süre sahilde dinlenen ve güneşlenen Akdeniz foku, karnını doyurup enerjisini topladıktan sonra yeniden masmavi sulara dönerek gözden kayboldu. Bu özel anlar, çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonu kameralarıyla saniye saniye kaydedildi. Dünya Üzerinde Sadece Birkaç Yüz Tane Kaldı Uzmanlar, Akdeniz foklarının (Monachus monachus) dünya genelindeki popülasyonunun sadece birkaç yüz civarında olduğunu hatırlatıyor. Türkiye kıyılarının, bu canlılar için dünyadaki en önemli sığınaklardan biri olduğuna dikkat çekilirken; Belek gibi kumul ve turistik bir sahile çıkmasının "nadir" bir durum olduğu vurgulanıyor. Bu ziyaret, deniz ekosisteminin temizliği ve korunması konusundaki farkındalığın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlattı. EDİTÖRÜN NOTU: TURİZMİN KALBİNDE DOĞANIN ŞEFKATİ "Açıkçası milyon dolarlık tesislerin, binlerce şezlongun olduğu bir plaja, nesli tükenmekte olan bir canlının bu kadar güvenle çıkması mucize gibi bir olay. Otel çalışanlarının hayvana 'istilacı' veya 'korkutucu' bir canlı gibi değil de, yardıma muhtaç bir dost gibi yaklaşması; onu elleriyle beslemesi tam bir Akdeniz misafirperverliği örneği. Bence bu fok, bize denizlerin sadece insanlara ait olmadığını hatırlatmak için geldi. HaberXR ekibi olarak, o sevimli misafiri besleyen yüreklere teşekkür ediyoruz. Akdeniz'in bu mavi hazinelerini korumak, sadece çevrecilerin değil, hepimizin insanlık borcudur. Umarız o fok, şimdi özgürce dalgaların arasında süzülüyordur." HABER ÖNERİSİ: "Düşük Yağ" Devri Bitti! 2025-2030 Beslenme Rehberi Ezberleri Bozdu

Arap Süleyman Mirasçıları Kazandı: Antalya’nın Dev Bulvarı "Tapulu Mal" Çıktı! Haber

Arap Süleyman Mirasçıları Kazandı: Antalya’nın Dev Bulvarı "Tapulu Mal" Çıktı!

Antalya'nın en değerli bölgeleri olan Meltem, Bahçelievler ve Konyaaltı Beach Park'ı kapsayan 2 milyon 400 bin metrekarelik arazide, yarım asrı deviren hukuk mücadelesi şehri kaosa sürükleyebilecek bir noktaya ulaştı. Antalya Kadastro Mahkemesi’nin 2006 yılında tescil ettiği hak sahipliği kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) süreçlerinden geçerek "mülkiyet hakkı ihlali" tesciliyle taçlandı. Bu kararların ardından mirasçılar, kentin can damarı olan Dumlupınar Bulvarı ve Antalya Adliyesi çevresindeki yollar için "el atmanın önlenmesi" davasını kazandı. "Sakız Parası"na Kamulaştırma Devri Kapandı Mirasçıların avukatı Necati Yılmaz, geçmişte yapılan kamulaştırma işlemlerinin hukuken geçersiz olduğunu savunarak çarpıcı bir örnek verdi. Yılmaz, 1960’lı yıllarda 30 dönümlük arazi için yatırılan 30 bin lira gibi komik rakamların bugün "sakız parası" bile etmediğini ifade etti. AYM’nin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair verdiği kararın ardından, yerel mahkemenin 2023 yılında Dumlupınar Bulvarı’nın kapatılmasına hükmettiği ortaya çıktı. Bulvarın Karayolları’ndan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne geçmesiyle birlikte, milyarlık bu yük artık belediyenin omuzlarında. Adliye Çevresinde "Komik" Ama Gerçek Çıkmaz Karar sadece ana bulvarı değil, hukukun kalbi olan Antalya Adliyesi’ni de etkiliyor. Mahkeme, adliyenin yanındaki caddeler, sokaklar ve hatta adliyenin arkasındaki lojmanlara giden yollar için de kapatma kararı verdi. Avukat Yılmaz, durumun vahametini şu sözlerle özetledi: "Eğer karar uygulanırsa, hakimlerin ve personelin araçlarıyla adliyeye girmesi mümkün olmayacak. Amacımız yolu kapatıp insanları çaresiz bırakmak değil, bir çözüm yolu bulmak." Çözümün Bedeli: 5 Milyar TL Kapatılması istenen 112 bin metrekarelik alanın ekonomik değeri ise dudak uçuklatıyor. Bölgedeki metrekare birim fiyatlarının 50 bin liradan aşağı olmayacağını öngören uzmanlar, toplam tazminat bedelinin 5 milyar TL civarında bir rakama ulaşabileceğini belirtiyor. Mirasçılar, yolları fiziksel olarak kapatmak yerine idarenin (belediye ve devlet kurumlarının) güncel rayiç bedeller üzerinden kamulaştırma yaparak hak sahiplerine ödeme yapmasını bekliyor. Aksi takdirde, kentin trafiğini felç edecek "bariyer" uygulamaları hukuken mümkün hale gelmiş durumda. EDİTÖRÜN NOTU: ADALET, KENDİ YOLUNA BARİYER Mİ KOYUYOR? "Açıkçası Antalya Adliyesi’nin çevresindeki yolların, 'adliye kararıyla' kapatılma noktasına gelmesi, hukuk tarihimizdeki en ironik sahnelerden biri. Bir yanda 70 yıl önce hakkı yenen mirasçıların mülkiyet kutsallığı, diğer yanda koskoca bir kentin ulaşım hakkı... Avukat Necati Yılmaz'ın 'amacımız kapatmak değil, çözüm arıyoruz' mesajı, aslında devlete bir uzlaşı davetidir. Bence 5 milyar liralık bu kriz, sadece bir yerel belediyenin bütçesiyle çözülemeyecek kadar büyük bir düğüm. HaberXR ekibi olarak diyoruz ki; bir kentin ana arterleri 'sakız parasına' kamulaştırılamaz ama 5 milyar liralık fatura da halkın sırtına yüklenmeden orta yol bulunmalıdır. Bakalım Antalya Büyükşehir Belediyesi bu milyarlık virajı nasıl dönecek?" HABER ÖNERİSİ: 700 Bin TL'yi Reddettiler, 77 Milyon TL Ödeyecekler!

Merdivenler Engel, Yasalar Engel! %90 Engelli Çiftin "Asansörlü Ev" Mücadelesi Haber

Merdivenler Engel, Yasalar Engel! %90 Engelli Çiftin "Asansörlü Ev" Mücadelesi

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki Hilmi Günay ve 75 yaşındaki eşi Nuray Günay için hayat, sadece hastalıklarla değil, aynı zamanda barınma hakkı için verdikleri hukuk mücadelesiyle de geçiyor. Her ikisi de kanser tedavisi gören ve %90'ın üzerinde engelli raporu bulunan yaşlı çift, 2020 yılında "yaşlılık yatırımı" olarak aldıkları Yeşilbahçe Mahallesi’ndeki asansörlü evlerine, sağlık durumlarının kötüleşmesi nedeniyle taşınmak istiyor. Ancak 2 yıldır devam eden mahkeme süreci, çifti fiziksel ve psikolojik olarak tükenme noktasına getirdi. Engel Oranları %92 ve %96: Merdivenler "Aşılmaz Duvar" Oldu Hilmi Günay, 2024 yılında konulan kanser teşhisi sonrası ağır operasyonlar ve kemoterapi süreçlerinden geçtiğini belirterek, mevcut durumunu şu sözlerle özetliyor: "Engel oranım %92, eşimin %96. Şu an asansörsüz bir evde, oğlumun yanında kalıyoruz. Merdiven çıkmak benim için imkansız hale geldi. Kiraya verdiğimiz evde ise hem asansör hem de doğal gaz var. Bizim tek isteğimiz kira artışı değil, sadece sağlığımıza uygun o evde yaşamımızın kalan kısmını geçirebilmek." Nuray Günay ise diyaliz tedavisi gördüğünü ve geçtiğimiz yıl meme kanseri ameliyatı olduğunu ifade ederek, haftalarca ayağının üzerine basamadığını anlatıyor. "Kendi evimi alabilmek için 5 yıl boyunca yemedim, içmedim, kredi ödedim. Şimdi ise sürünerek yaşıyorum. Yetkililerden sadece hakkımızı istiyoruz" diyerek feryat ediyor. Kiracının Savunması: "Benim de Bir Hayatım Var" Davanın diğer tarafındaki kiracı R.Ö. ise konunun artık bir "inatlaşmaya" dönüştüğünü savunuyor. Evi kiraladığında yüklü miktarda tadilat masrafı yaptığını belirten kiracı, ev sahiplerinin taleplerinin çelişkili olduğunu iddia ediyor. R.Ö., "Kira düşük kaldığı için artış teklif ettim, peşin ödeme yaptım. Ancak sürekli evden çıkmamın istenmesi beni yasal haklarımı kullanmaya itti. Benim de bir düzenim ve hayatım var" diyerek tahliye talebine karşı çıkıyor. Hukuki Düğüm: 2 Yıllık Belirsizlik Antalya'da son yıllarda patlama yapan kira ve tahliye davaları, mahkemelerin yükünü artırırken Günay çifti gibi "ivedi" sağlık ihtiyacı olan vatandaşları da mağdur ediyor. Türk Borçlar Kanunu’na göre "ihtiyaç nedeniyle tahliye" hakkı bulunsa da, yargılama sürecinin uzunluğu kanser hastası yaşlı çiftin aleyhine işliyor. Günay çifti, hayatlarının son demlerini sadece birkaç gün bile olsa "kendi evlerinde, asansörlü ve sıcak bir ortamda" geçirmek için adaletin hızlanmasını bekliyor. EDİTÖRÜN NOTU: YASALAR VE VİCDAN ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ "Açıkçası mülkiyet hakkı ve kiracı hakları arasındaki bu denge, Antalya gibi kira fiyatlarının uçtuğu bir şehirde artık bir 'toplumsal krize' dönüşmüş durumda. Ancak Günay çiftinin durumu, sadece bir kira davası değil, bir 'insan hakları' meselesidir. %90’ın üzerinde engeli olan ve kanserle pençeleşen iki insanın, kendi birikimleriyle aldıkları asansörlü eve girememesi, adaletin hızının yaşam süresiyle yarıştığı acı bir tabloyu önümüze koyuyor. Bence kiracının yaptığı tadilatlar veya maddi planları, ağır sağlık koşulları karşısında 'insani' olarak ikinci planda kalmalı. HaberXR ekibi olarak, adaletin bu dondurucu kış günlerinde engelli vatandaşlarımızın sesini duymasını ve bu kördüğümün bir an önce çözülmesini diliyoruz." HABER ÖNERİSİ: "Düşük Yağ" Devri Bitti! 2025-2030 Beslenme Rehberi Ezberleri Bozdu

Hollanda'ya Bile Çiçek Sattık Ama Başkan Uyardı: "İthalat Ürkütüyor" Haber

Hollanda'ya Bile Çiçek Sattık Ama Başkan Uyardı: "İthalat Ürkütüyor"

Türkiye'nin turizm başkenti Antalya, tarımdaki gücünü süs bitkileri ve kesme çiçek sektörüyle bir kez daha kanıtladı. 2025 yılı verilerine göre Türkiye genelinde 160 milyon dolara ulaşan süs bitkileri ihracatının kalbi yine Antalya'da attı. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, kentin geçen yıl 61 milyon dolarlık ihracatla Türkiye'nin kesme çiçek ihracatının yüzde 90'ını tek başına sırtladığını açıkladı. 850 Milyon Dal Çiçek Üretildi Antalya'daki seralarda yıl boyunca hummalı bir çalışma vardı. Toplamda 850 milyon dal çiçek üretimi gerçekleştirildi. Bu devasa üretimin yüzde 75'i tırlara ve uçaklara yüklenerek yurt dışına gönderildi. Kalan yüzde 25'lik kısım ise iç pazarda vatandaşın sevinç ve hüznüne ortak oldu. Hedef: Hollanda, Almanya ve İngiltere Antalya'nın çiçekleri, dünya çiçek borsasının merkezi sayılan Hollanda başta olmak üzere Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Özellikle yaklaşan 14 Şubat Sevgililer Günü, Anneler Günü ve Paskalya tatili için hazırlanan milyonlarca dal çiçeğin büyük sevkiyatı Şubat ayı itibarıyla hız kazanacak. Başkan Çandır'dan "İthalat" Alarmı Sektörün başarısını kutlayan ATB Başkanı Ali Çandır, madalyonun diğer yüzüne de dikkat çekti. Maliyet artışları ve kur baskısının üreticiyi zorladığını belirten Çandır, artan ithalat oranlarına karşı şu uyarıyı yaptı: "İhracatımız artıyor ama son yıllarda çiçek ithalatındaki artış bizi tedirgin etmeye başladı. Şu anda ihracatımızın yaklaşık yarısı kadar süs bitkisi ithal eder hale geldik. Bu durumun mutlaka kontrollü bir şekilde ele alınması gerekiyor." "Kadın Eli Değince Kalite Artıyor" Sektörün gizli kahramanları ise kadınlar. Çiçek üretiminin yoğun emek istediğini ve bu emeğin büyük kısmının kadın iş gücüyle sağlandığını vurgulayan Çandır, "Kadınlar çiçek üretirken duygularını da işin içine katıyor, bu sayede ürünlerimiz çok daha özenli oluyor" dedi. Çandır ayrıca, imalat sektörüne verilen yüzde 5'lik sigorta prim teşvikinin süs bitkileri sektörüne de uygulanması çağrısında bulundu. EDİTÖRÜN NOTU: ÇİÇEĞİ BURNUNDA KRİZ OLMASIN "Açıkçası Türkiye'nin, 'Çiçeğin Başkenti' olarak bilinen Hollanda'ya çiçek satması muazzam bir başarıdır. Bu, Türk tarımcısının kalitesini gösterir. Ancak Ali Başkan'ın 'Sattığımızın yarısı kadar ithal ediyoruz' uyarısı çok kritik. Eğer kendi toprağımızda yetişebilecek çiçekleri dışarıdan almaya başlarsak, bu başarı sürdürülebilir olmaz. Döviz girdisi sağlayan bu 'bacasız ve renkli sanayi'nin, teşviklerle desteklenip ithalat sarmalından kurtarılması şart. Kadın emeğinin bu kadar yoğun olduğu bir sektörün korunması, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur." HABER ÖNERİSİ: Sinir Otu Ne İşe Yarar? Cilt, Sindirim ve Solunum İçin Doğal Destek

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.