Uzmanlar Uyardı: Sosyal Medya Yasağı Tek Başına Çözüm Değil
Uzmanlar Uyardı: Sosyal Medya Yasağı Tek Başına Çözüm Değil
Uzmanlara göre 15 yaş altı çocuklar sosyal medyanın risklerini ayırt edemiyor. Yaş temelli yasaklar koruyucu olsa da tek başına yeterli görülmüyor.
Haber Giriş Tarihi: 11.01.2026 00:00
Haber Güncellenme Tarihi: 11.01.2026 00:00
Muhabir:
Saliha Kara
15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağı tartışmaları sürerken, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü ile Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, konuyu gelişimsel beyin yapısı, ruh sağlığı riskleri ve aile-okul rehberliği perspektifinden değerlendirdi.
Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 15 yaş altı dönemde beynin özellikle prefrontal korteks bölgesinin henüz gelişimini tamamlamadığını belirterek, çocukların sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri yetişkinler gibi filtreleyemediklerini vurguladı. Ülkü, “Dürtü kontrolü, risk değerlendirme ve sonuçları öngörme becerileri bu yaş grubunda sınırlıdır” dedi.
Bilimsel araştırmaların erken yaşta yoğun sosyal medya kullanımının; depresif belirtiler, dikkat sorunları, davranış problemleri, siber zorbalık, yaşa aykırı içeriklere maruz kalma, beden algısı ve benlik saygısı sorunlarını artırabildiğini ifade eden Ülkü, uyku bozuklukları ve akademik işlevsellikte düşüşün de klinik başvurularda sık görüldüğünü aktardı.
Yaş temelli yasakların ruh sağlığını koruma açısından önemli bir bariyer oluşturabileceğini dile getiren Ülkü, sosyal medyanın aynı zamanda çocukların suç örgütleri ve istismar edici yapılar tarafından hedef alınabildiği bir alan haline geldiğine dikkat çekti. Ancak katı ve açıklamasız yasakların gizli ve denetimsiz kullanımı artırabileceği uyarısında bulundu.
Ailelere seslenen Ülkü, sağlıklı iletişimin belirleyici rolüne vurgu yaparak, “Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değildir. Ebeveynler kendi dijital alışkanlıklarıyla da rol model olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise sosyal medya yasağı tartışmalarının yalnızca hukuki bir düzenleme değil, çok katmanlı bir ruh sağlığı meselesi olduğunu söyledi. Klinik gözlemlerin, erken yaşta denetimsiz sosyal medya kullanımının kaygıyı artırdığını, benlik algısını zedelediğini ve akran karşılaştırmalarını yoğunlaştırdığını ortaya koyduğunu belirtti.
Yıldırım, tamamen yasaklanan alanların çocuklar için daha çekici hale gelebileceğini ifade ederek, bu durumun gizli kullanım ve yaşanan olumsuz deneyimlerin paylaşılmaması riskini beraberinde getirdiğini söyledi.
Ailelerin rehberlik rolüne dikkat çeken Yıldırım, “‘Ne izliyorsun?’ yerine ‘Bu içerik sana ne hissettirdi?’ sorusu, çocuğun duygusal dünyasını anlamada çok daha etkilidir” dedi. Yıldırım’a göre çocukları korumanın yolu, onları dijital dünyadan izole etmek değil; bilinçli, desteklenen ve rehberlik edilen bireyler olarak hazırlamaktan geçiyor.
???? Editörün Notu
Bu haber, sosyal medya yasağını “yasak olsun mu olmasın mı?” ikilemine sıkıştırmadan ele alması açısından önemli. Uzman görüşleri, meselenin aslında teknolojiden çok gelişimsel kapasiteyle ilgili olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. 15 yaş altı çocukların beyin yapısının henüz riskleri süzecek olgunlukta olmaması, bu tartışmayı duygusal değil bilimsel bir zemine taşıyor.
Ancak dikkat çeken nokta şu: Uzmanlar yasaklara kategorik olarak karşı çıkmıyor; aksine yaş temelli düzenlemeleri koruyucu bir çerçeve olarak görüyorlar. Fakat bu çerçevenin, aile, okul ve psikososyal desteklerle güçlendirilmediği sürece eksik kalacağını vurguluyorlar. Bu yaklaşım, “yasak mı özgürlük mü?” tartışmasını daha sağlıklı bir yere çekiyor.
Beni en çok etkileyen vurgu ise ebeveyn tutumlarına dair olan kısım. Dijital dünyada sınırsızca vakit geçiren yetişkinlerin, çocuklardan mutlak kontrol beklemesinin gerçekçi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor. Bu haber, çocukları değil; yetişkinleri de aynaya bakmaya çağırıyor.
Sonuç olarak sosyal medya yasağı, tek başına mucize bir çözüm değil. Ama doğru rehberlik, güçlü iletişim ve bilinçli bir dijital eğitimle birlikte ele alındığında, çocukların ruh sağlığını koruyan anlamlı bir araç haline gelebilir. Asıl mesele, çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil; bu dünyada sağlam durabilecek hale getirmek.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uzmanlar Uyardı: Sosyal Medya Yasağı Tek Başına Çözüm Değil
Uzmanlara göre 15 yaş altı çocuklar sosyal medyanın risklerini ayırt edemiyor. Yaş temelli yasaklar koruyucu olsa da tek başına yeterli görülmüyor.
15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağı tartışmaları sürerken, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü ile Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, konuyu gelişimsel beyin yapısı, ruh sağlığı riskleri ve aile-okul rehberliği perspektifinden değerlendirdi.
Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 15 yaş altı dönemde beynin özellikle prefrontal korteks bölgesinin henüz gelişimini tamamlamadığını belirterek, çocukların sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri yetişkinler gibi filtreleyemediklerini vurguladı. Ülkü, “Dürtü kontrolü, risk değerlendirme ve sonuçları öngörme becerileri bu yaş grubunda sınırlıdır” dedi.
Bilimsel araştırmaların erken yaşta yoğun sosyal medya kullanımının; depresif belirtiler, dikkat sorunları, davranış problemleri, siber zorbalık, yaşa aykırı içeriklere maruz kalma, beden algısı ve benlik saygısı sorunlarını artırabildiğini ifade eden Ülkü, uyku bozuklukları ve akademik işlevsellikte düşüşün de klinik başvurularda sık görüldüğünü aktardı.
Yaş temelli yasakların ruh sağlığını koruma açısından önemli bir bariyer oluşturabileceğini dile getiren Ülkü, sosyal medyanın aynı zamanda çocukların suç örgütleri ve istismar edici yapılar tarafından hedef alınabildiği bir alan haline geldiğine dikkat çekti. Ancak katı ve açıklamasız yasakların gizli ve denetimsiz kullanımı artırabileceği uyarısında bulundu.
Ailelere seslenen Ülkü, sağlıklı iletişimin belirleyici rolüne vurgu yaparak, “Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değildir. Ebeveynler kendi dijital alışkanlıklarıyla da rol model olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise sosyal medya yasağı tartışmalarının yalnızca hukuki bir düzenleme değil, çok katmanlı bir ruh sağlığı meselesi olduğunu söyledi. Klinik gözlemlerin, erken yaşta denetimsiz sosyal medya kullanımının kaygıyı artırdığını, benlik algısını zedelediğini ve akran karşılaştırmalarını yoğunlaştırdığını ortaya koyduğunu belirtti.
Yıldırım, tamamen yasaklanan alanların çocuklar için daha çekici hale gelebileceğini ifade ederek, bu durumun gizli kullanım ve yaşanan olumsuz deneyimlerin paylaşılmaması riskini beraberinde getirdiğini söyledi.
Ailelerin rehberlik rolüne dikkat çeken Yıldırım, “‘Ne izliyorsun?’ yerine ‘Bu içerik sana ne hissettirdi?’ sorusu, çocuğun duygusal dünyasını anlamada çok daha etkilidir” dedi. Yıldırım’a göre çocukları korumanın yolu, onları dijital dünyadan izole etmek değil; bilinçli, desteklenen ve rehberlik edilen bireyler olarak hazırlamaktan geçiyor.
???? Editörün Notu
Bu haber, sosyal medya yasağını “yasak olsun mu olmasın mı?” ikilemine sıkıştırmadan ele alması açısından önemli. Uzman görüşleri, meselenin aslında teknolojiden çok gelişimsel kapasiteyle ilgili olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. 15 yaş altı çocukların beyin yapısının henüz riskleri süzecek olgunlukta olmaması, bu tartışmayı duygusal değil bilimsel bir zemine taşıyor.
Ancak dikkat çeken nokta şu: Uzmanlar yasaklara kategorik olarak karşı çıkmıyor; aksine yaş temelli düzenlemeleri koruyucu bir çerçeve olarak görüyorlar. Fakat bu çerçevenin, aile, okul ve psikososyal desteklerle güçlendirilmediği sürece eksik kalacağını vurguluyorlar. Bu yaklaşım, “yasak mı özgürlük mü?” tartışmasını daha sağlıklı bir yere çekiyor.
Beni en çok etkileyen vurgu ise ebeveyn tutumlarına dair olan kısım. Dijital dünyada sınırsızca vakit geçiren yetişkinlerin, çocuklardan mutlak kontrol beklemesinin gerçekçi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor. Bu haber, çocukları değil; yetişkinleri de aynaya bakmaya çağırıyor.
Sonuç olarak sosyal medya yasağı, tek başına mucize bir çözüm değil. Ama doğru rehberlik, güçlü iletişim ve bilinçli bir dijital eğitimle birlikte ele alındığında, çocukların ruh sağlığını koruyan anlamlı bir araç haline gelebilir. Asıl mesele, çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil; bu dünyada sağlam durabilecek hale getirmek.
Haber Önerisi: Sivas’ın Akciğerleri Beyaza Büründü: Kardeşler Ormanı’nda Kar Masalı
Kaynak: Faselis