“Depremi Durduramayız Ama Kayıpları Durdurabiliriz”

Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Türkiye’nin depremdeki asıl sorununun doğa değil sistem olduğunu vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 04.02.2026 17:37
Haber Güncellenme Tarihi: 04.02.2026 17:37
Muhabir: Saliha Kara
“Depremi Durduramayız Ama Kayıpları Durdurabiliriz”

Jeofizik Yüksek Mühendisi ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, deprem gerçeğinin değiştirilemeyeceğini ancak doğru sistemler kurularak can ve mal kayıplarının büyük ölçüde azaltılabileceğini söyledi. Eyidoğan, “Deprem doğadan, afet insandan kaynaklanıyor” diyerek riskin değil, kayıpların önlenebilir olduğuna dikkat çekti.

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde 4-5 Şubat tarihlerinde düzenlenen ‘Afetlere Dayanıklı Tekirdağ’ çalıştayında konuşan Prof. Dr. Eyidoğan, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından çıkarılması gereken derslerin hâlâ tam anlamıyla hayata geçirilmediğini ifade etti.

6 Şubat depremlerinde Türkiye’de 53 bin 537, Suriye’de ise yaklaşık 8 bin 500 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Eyidoğan, “Toplamda 62 binin üzerinde can kaybı var. Her depremden ders çıkarıyoruz ama bu derslerin ödevlerini yapmak zorundayız. Hem merkezi yönetimde hem yerel yönetimlerde bu ödevler ciddiyetle ele alınmalı” dedi.

“Depremi önceden bilmek mümkün değil”

Depremin önceden tahmin edilebileceğine yönelik iddialara da açıklık getiren Eyidoğan, bilimsel olarak böyle bir yöntemin bulunmadığını vurguladı. Uluslararası etik kurallara göre depremin tarihinin, saatinin, yerinin ve büyüklüğünün kesinliğe yakın biçimde bilinmesi gerektiğini belirten Eyidoğan, “Bugün geldiğimiz noktada ‘depremi önceden biliyorum’ demek mümkün değil” diye konuştu.

Türkiye’nin elinde güncel Deprem Tehlike Haritası bulunduğunu hatırlatan Eyidoğan, yapılması gerekenin bu verilere göre yer seçimi ve yapılaşma olduğunu söyledi. “Binalarımızı, zeminimizi ve kent planlamamızı bu verilere göre yaparsak deprem riskini azaltmak zor değil” ifadelerini kullandı.

“Asıl mesele güçlü bir sistem kurmak”

Türkiye’nin depremle mücadele için gerekli tüm bileşenlere sahip olduğunu vurgulayan Eyidoğan, “Üniversitelerimiz var, mühendislerimiz var, yönetmeliklerimiz var, AFAD’ımız var. Aslında eksiğimiz yok. Asıl mesele, tüm bunları bir sistem içinde işletmek ve depremden en az kayıpla çıkacak yerleşimler oluşturmak” dedi.

Depreme dayanıklı şehirlerin ancak kurallara uygun yapılaşmayla mümkün olabileceğini belirten Eyidoğan, yapı üretim sürecinde yer alan tüm aktörlerin sorumluluğuna dikkat çekti. Ruhsat aşamasından iskan sürecine kadar çok sayıda paydaşın bulunduğunu belirten Eyidoğan, yetkinlik ve sorumluluk sigortasının da mutlaka gündeme alınması gerektiğini söyledi.

“Depremi değil ama ihmali durdurabiliriz”

Konuşmasının sonunda önemli bir ayrım yapan Prof. Dr. Eyidoğan, Türkiye’de iki temel gerçek bulunduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Birincisi deprem gerçeği, ikincisi ise depremlerde beklediğimizden fazla kayıp vermemiz. Depremi durduramayız, değiştiremeyiz. Ama ihmali, hatayı ve gereksiz kayıpları durdurabiliriz. Bu bizim elimizde.”

Editör Notu

Bu açıklamalar, deprem tartışmalarında sıkça gözden kaçan en kritik gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor: Sorun deprem değil, sistemsizlik. Bilgi, kurum, mevzuat ve insan kaynağı varken yaşanan kayıplar kaderle açıklanamaz. Bu nedenle Prof. Dr. Eyidoğan’ın sözleri bir uyarıdan öte, kamu yöneticileri ve toplum için açık bir sorumluluk çağrısı niteliği taşıyor.

Haber Önerisi: Dünya için kritik 48 saat: Nükleer anlaşma bitiyor, Kremlin'den 'tehlike' uyarısı!

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.