Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "28 Şubat döneminde çöpe atılmıştır" dediği kitapları kurtaran Minder konuştu

Haber Giriş Tarihi: 08.09.2026 10:20
Haber Güncellenme Tarihi: 08.09.2026 10:20
Kaynak: İHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "28 Şubat döneminde çöpe atılmıştır" dediği kitapları kurtaran Minder konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat’ta kitapların da hedef olduğunu belirterek "500’ü Sultan 2. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser, devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır" demişti. O kitapları Kadir Topbaş döneminde İBB’nin sağladığı imkanlarla satın alarak o dönem müdürü olduğu Atatürk Kitaplığı’na kazandıran Ramazan Minder, "Bu İstanbul Üniversitesi’nde yapılan çok büyük bir katliam. Cumhurbaşkanımız bu konuya ilk günden beri çok değer verdi, böyle kıymetli bir koleksiyonu kazandırmaktan son derece bahtiyarım. Bu kitapları bugün yeterli paranız olsa bile bir daha piyasada bulma şansınız da olmayabilir. Sahafların söylediği birkaç kamyon, yaklaşık 50-100 bin kitaptan bahsediliyor demektir’ dedi.
Türkiye tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat’ın etkilerine ilişkin geçtiğimiz günlerde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem kitapların da hedef olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan "En utanç verici kitap katliamları; milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan 2. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser, devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır" ifadeleri ile İstanbul Üniversitesi’nden Rektör Kemal Alemdaroğlu tarafından toplatılan kitaplar yeniden gündeme geldi. O kitapları kurtaran isimlerden bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi Müdürlüğü yapan Ramazan Minder, yaşananları anlattı. O dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nın müdürü olan Ramazan Minder, bir koleksiyonerin kendisine ulaşmasıyla sürecin başladığını İBB Başkanlığı’nı Kadir Topbaş’ın yaptığı dönemde kitaplara bütçe ayrılmasıyla eserlerin toparlanabildiği kadarının yeniden kütüphaneye kazandırıldığını söyledi. Yaklaşık 5 bin eserin bugün Atatürk Kitaplığı’na olduğunu aktaran Minder, yapılanların kabul edilemez olduğunu söyledi.

"2016 yılında bir koleksiyoner yaklaşık 5 bin kitabı satmak istediğini söyledi"
O dönem yaşananları anlatan Ramazan Minder, "Daha önce İBB Müze ve Kütüphaneler Müdürüydüm, yaklaşık 25 yıl hizmet ettim. Kemal Alemdaroğlu 1997 yılında İstanbul Üniversitesi’ne rektör olarak atandı, 2001 yılına kadar devam etti. Döneminde maalesef İstanbul Üniversitesi’nin bölüm veya seminer kütüphaneleri çok hızlı bir kararla toparlandı fakat sayım yapılmadığı, herhangi bir ciddi önlem alınmadığı, kontrolör de yetersiz olduğu için kitapların piyasaya çıktığını duymuştuk fakat şahit olmamıştık. Ne zamana kadar; 2016 yılında bir koleksiyoner bana geldi ve elinde İstanbul Üniversitesi’nden piyasaya çıkmış, yaklaşık 5 bin kitap bulunduğunu, satmak istediğini söyledi. Bunun üzerine o zamanın İstanbul Üniversitesi’nin Dokümantasyon Daire Başkanı’nı aradım. Piyasada sizin kitaplarınız satılıyormuş, bununla ilgili bir suç duyurusunda bulundunuz mu’ dedim, ‘Bulunmadık’ dediler. Atatürk Kitaplığı adına satın alabilir miyim dedim, ‘Bazı hocalarımız da piyasadan gördükleri kitapları parayla satın alabiliyor, siz de alabilirsiniz’ dediler. Bir satın alma komisyonu oluşturdum, aynı zamanda fiyat takdir yapmak için kitapların listelerini aldık, tek tek inceledik. Nihayetinde İBB adına biz kitapları satın aldık. Büyük çoğunluğunda belki de tamamında Darülfünun veyahut Yıldız Sarayı mührü vardı" ifadelerini kullandı.

"Çöpe atılan kitapları yeterli paranız olsa bile bugün piyasada bulma şansınız da olmayabilir"
Nadir bulunan ve piyasada adeta karaborsa satılan ‘Kitaplar çok özel koleksiyonlar’ diyen Minder, "Malumunuz İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi’nde Darülfünun olarak kurulmuş, ilk üniversitemiz. Abdülhamid’in kitaplığı da İstanbul Kütüphanesi’nde. Satın aldığımız kitaplar içerisinde Mısır Hiyeroglifleriyle ilgili çok kıymetli kitaplar olduğu gibi 2’nci Wilhelm’den Sultan Abdülhamid Han’a ithaflı gönderilmiş kitaplar da mevcut. Bu kitapları bugün yeterli paranız olsa bile bir daha piyasada bulma şansınız da olmayabilir. Kitapların çöpe atılır gibi toparlanması, sevk edilmesi idari olarak çok yanlış bir icraat. Çöpe atılan bu kitaplar Osmanlıca kitaplar değil, Almanca, İngilizce, Fransızca kitaplar ağırlıklı olarak Avrupa dillerinde basılmış kitaplardan bahsediyoruz. Çok büyük bir suistimal, yanlışlıklar, tedbirsizlikler, kuralsızlıklar var. Rektör böyle bir karar vermiş olabilir ama alttaki idarecilerin bunların tedbirlerini alması gerekiyor. Kötü niyetli insanlar da olabilir, muhtemelen bunların aracılığıyla bazı kitaplar piyasaya düşmüş ve satılmış. Benim satın aldığım kitaplar bugün İBB’nin Taksim’de bulunan Atatürk Kitaplığı’nda muhafaza altında. Aldığımız gibi katalogladık, kayıt altına aldık. Görmek isteyenler gidip görebilir, inceleyebilir, okuyabilir" diye konuştu.

"Cumhurbaşkanımız bizi bu konuda takdir etti, çok sağ olsunlar"
Kitapların toplam sayısına ilişkin soruya karşılık Minder, "Sahafların söylemiş olduğu birkaç kamyondan, yaklaşık 50-100 bin kitaptan bahsediliyor demektir. Nadir eser olduğunu düşünürsek çok kıymetli kitaplar. Cumhurbaşkanımız bu konuya ilk günden beri çok değer verdi, birçok konuşmasında buna atıfta bulundu. Böyle kıymetli bir koleksiyonu kazandırmaktan ben de son derece bahtiyarım, ismimin böyle güzel bir şeyde kullanılıyor olması benim için de çok kıymetli. Cumhurbaşkanımız bizi bu konuda takdir etti zaten çok sağ olsunlar. Cumhurbaşkanımızın, millet kıraathaneleri, Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi, ‘Kütüphaneleri 24 saat açın, burada çocuklara, gençlere çay, çorba, simit verin’ talimatları sayesinde bugün Türkiye’nin her tarafında özellikle yerel yönetimler çok sayıda kütüphane açtılar. Kütüphaneciliğimiz bu anlamda son yıllarda çok güzel ivmeler kazandı.

"Bardakçı bunu ‘Moğolların Bağdat Kütüphanelerini talan etmesi gibi’ görüyor"
‘Bu İstanbul Üniversitesi’nde yapılan çok büyük bir katliam’ diyerek sözlerini sürdüren Minder, "Murat Bardakçı bunu ‘Moğolların Bağdat Kütüphanelerini talan etmesi gibi’ görüyor, belki haklı da olabilir. Siz bu kadar kıymetli koleksiyona sahip bir üniversitesiniz, rektör olarak atandığınız zaman yaptığınız iş ilk önce kütüphanenin kitaplarını tabiri caizse çöpe göndermekse aslında sizi çöpe göndermek gerekiyor. Kendisi daha sonraki yıllarda intihalden dolayı Tabipler Odası tarafından 2 yıl meslekten men edilmiş birisi. Bu ülkenin vatandaşı, evladısınız, bu ülkenin üniversitesine rektör olarak atanmışsınız, kendi üniversitenizin kitaplarını çöpe nasıl atarsınız" dedi.

Kaynak: İHA

ÇOK OKUNAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.