Banka hesapları dolandırıcılıkta kullanılan binlerce kişi, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınması talebiyle Ankara’da açıklama yaptı.
Haber Giriş Tarihi: 23.01.2026 23:00
Haber Güncellenme Tarihi: 23.01.2026 23:04
Muhabir:
Saliha Kara
ANKARA’da banka hesaplarının dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılması sonucu haklarında soruşturma açılan ve kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen vatandaşlar, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçunu düzenleyen 158’inci maddesinin uzlaşma kapsamına alınması talebiyle bir araya geldi.
TCK 158 Mağdurları Platformu üyeleri, Ulus Zafer Anıtı önünde toplandı. “TCK 158 uzlaşma istiyor” yazılı pankart açan grup adına açıklamayı Platform Başkanı İlyas Ataş yaptı. Ataş, binlerce vatandaşın banka hesaplarını iyi niyetle ve güvene dayalı ilişkilerle üçüncü kişilere verdiğini, ancak bu durumun ciddi mağduriyetlere yol açtığını söyledi.
Ataş, “İş arama, yardım ya da ticari beklenti gibi gerekçelerle IBAN’larını paylaşan vatandaşlar, dolandırıcılık olaylarında bilgisi ve onayı olmadan kullanılan hesaplar nedeniyle sanık konumuna düşmektedir. Asıl dolandırıcılar yerine IBAN sahibi kişiler yargılanmakta, hem maddi hem de manevi olarak ağır bedeller ödemektedir” dedi.
Mağdurların zararlarını gidermelerine rağmen yargılamaların sürdüğünü vurgulayan Ataş, “Bu kişiler, adlarına açılan onlarca dosya nedeniyle adli para cezalarına çarptırılmakta ve her bir dosya için 3 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
11’inci Yargı Paketi’ne de değinen Ataş, kripto para, bankacılık ve GSM operatörlerine yönelik önleyici düzenlemeler yapıldığını hatırlatarak, “Bu düzenlemeler, yaşanan mağduriyetlerin bir sonucudur. Ancak soruyoruz: Bu süreçte mağdur edilen vatandaşlar ne olacak? Dosyaların Asliye Ceza Mahkemelerine devredilmesi, çözüm üretmekten çok ağır ceza mahkemelerinin yükünü azaltmaya yöneliktir. Mağduriyetler hâlâ devam etmektedir” diye konuştu.
Açıklamada söz alan Tuğba Doğan ise oğlunun yaşadığı süreci anlattı. Oğlunun arkadaşının isteği üzerine IBAN’ını kullandırdığını söyleyen Doğan, “Kartı olmadığı için parayı oğlum çekip teslim ediyor. Şu anda 16 yıl hapis cezası aldı ve cezaevinde. Psikolojisi tamamen bozuldu, intiharın eşiğine geldi. Biz artık dayanacak gücü kalmamış aileleriz. Evladımızı istiyoruz” dedi.
Platform üyeleri, yaşananların bireysel vakalar olmaktan çıktığını ve ülke genelinde ciddi bir toplumsal soruna dönüştüğünü belirterek, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınmasının hem adalet duygusunu güçlendireceğini hem de mağduriyetleri azaltacağını savundu.
EDİTÖR NOTU
Bu haber, sahada sıkça karşılaştığımız ama yeterince görünür olmayan bir sorunu bir kez daha gözler önüne seriyor. IBAN mağdurları, klasik bir suç dosyasından çok daha fazlasını anlatıyor; iyi niyetin nasıl ağır cezalara dönüştüğünü, adalet sisteminde “fail–mağdur” dengesinin nasıl bulanıklaşabildiğini gösteriyor. Özellikle gençler ve ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşlar için bu tablo, sadece hukuki değil, sosyal ve psikolojik bir alarm niteliğinde. TCK 158 tartışmasının bundan sonra daha geniş bir zeminde ele alınması gerektiği açık.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bir IBAN, 16 Yıl Ceza: Anne Ankara’dan Seslendi
Banka hesapları dolandırıcılıkta kullanılan binlerce kişi, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınması talebiyle Ankara’da açıklama yaptı.
ANKARA’da banka hesaplarının dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılması sonucu haklarında soruşturma açılan ve kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen vatandaşlar, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçunu düzenleyen 158’inci maddesinin uzlaşma kapsamına alınması talebiyle bir araya geldi.
TCK 158 Mağdurları Platformu üyeleri, Ulus Zafer Anıtı önünde toplandı. “TCK 158 uzlaşma istiyor” yazılı pankart açan grup adına açıklamayı Platform Başkanı İlyas Ataş yaptı. Ataş, binlerce vatandaşın banka hesaplarını iyi niyetle ve güvene dayalı ilişkilerle üçüncü kişilere verdiğini, ancak bu durumun ciddi mağduriyetlere yol açtığını söyledi.
Ataş, “İş arama, yardım ya da ticari beklenti gibi gerekçelerle IBAN’larını paylaşan vatandaşlar, dolandırıcılık olaylarında bilgisi ve onayı olmadan kullanılan hesaplar nedeniyle sanık konumuna düşmektedir. Asıl dolandırıcılar yerine IBAN sahibi kişiler yargılanmakta, hem maddi hem de manevi olarak ağır bedeller ödemektedir” dedi.
Mağdurların zararlarını gidermelerine rağmen yargılamaların sürdüğünü vurgulayan Ataş, “Bu kişiler, adlarına açılan onlarca dosya nedeniyle adli para cezalarına çarptırılmakta ve her bir dosya için 3 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
11’inci Yargı Paketi’ne de değinen Ataş, kripto para, bankacılık ve GSM operatörlerine yönelik önleyici düzenlemeler yapıldığını hatırlatarak, “Bu düzenlemeler, yaşanan mağduriyetlerin bir sonucudur. Ancak soruyoruz: Bu süreçte mağdur edilen vatandaşlar ne olacak? Dosyaların Asliye Ceza Mahkemelerine devredilmesi, çözüm üretmekten çok ağır ceza mahkemelerinin yükünü azaltmaya yöneliktir. Mağduriyetler hâlâ devam etmektedir” diye konuştu.
Açıklamada söz alan Tuğba Doğan ise oğlunun yaşadığı süreci anlattı. Oğlunun arkadaşının isteği üzerine IBAN’ını kullandırdığını söyleyen Doğan, “Kartı olmadığı için parayı oğlum çekip teslim ediyor. Şu anda 16 yıl hapis cezası aldı ve cezaevinde. Psikolojisi tamamen bozuldu, intiharın eşiğine geldi. Biz artık dayanacak gücü kalmamış aileleriz. Evladımızı istiyoruz” dedi.
Platform üyeleri, yaşananların bireysel vakalar olmaktan çıktığını ve ülke genelinde ciddi bir toplumsal soruna dönüştüğünü belirterek, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınmasının hem adalet duygusunu güçlendireceğini hem de mağduriyetleri azaltacağını savundu.
EDİTÖR NOTU
Bu haber, sahada sıkça karşılaştığımız ama yeterince görünür olmayan bir sorunu bir kez daha gözler önüne seriyor. IBAN mağdurları, klasik bir suç dosyasından çok daha fazlasını anlatıyor; iyi niyetin nasıl ağır cezalara dönüştüğünü, adalet sisteminde “fail–mağdur” dengesinin nasıl bulanıklaşabildiğini gösteriyor. Özellikle gençler ve ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşlar için bu tablo, sadece hukuki değil, sosyal ve psikolojik bir alarm niteliğinde. TCK 158 tartışmasının bundan sonra daha geniş bir zeminde ele alınması gerektiği açık.
Haber Önerisi: İktidarın Perde Arkası: Erken Modern Avrupa’ya Yeni Bir Bakış
Kaynak: DHA