
Kış ayları yalnızca havayı değil, bedenin çalışma ritmini de değiştiriyor. Kalın kıyafetler, kısalan günler ve azalan hareketle birlikte enerji ihtiyacı artarken; sindirim sistemi ve bağışıklık daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Uzmanlara göre bu dönemde yapılacak küçük ama sürdürülebilir beslenme tercihleri, hem fiziksel hem de zihinsel denge açısından büyük önem taşıyor.
Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Ancak hızlı diyetler ve keskin değişimler yerine, bedeni zorlamayan ve mevsimin ritmine uyum sağlayan bir yaklaşım öneriliyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay, kış beslenmesinde bütüncül bir bakış açısının önemine dikkat çekerek, “Kış aylarında amaç bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” değerlendirmesinde bulunuyor.
Bağışıklık ve Sindirim İçin Doğal Destek
Bu noktada kuru baklagiller, kış sofralarının en güçlü yardımcıları arasında yer alıyor. Mercimek, nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi bakliyatlar; yalnızca doyuruculuklarıyla değil, içerdiği besin değerleriyle de öne çıkıyor. Uluçay, bakliyatların protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından zengin olduğunu belirterek, bu besin öğelerinin bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağladığını vurguluyor.
Soğuk havalarla birlikte hareketin azalması ve sıvı tüketiminin düşmesi, sindirim sisteminin yavaşlamasına yol açabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Lifli yapıları sayesinde sindirimi düzenleyen bakliyatlar, kabızlık riskini azaltırken bağırsak mikrobiyotasını da destekliyor. Uzmanlara göre sağlıklı bir bağırsak yapısı, güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturuyor.
Kış Sofralarında Dengeli Tabaklar
Bakliyatlar, çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar kış mutfağında pek çok farklı şekilde tüketilebiliyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi mevsim sebzeleriyle birlikte hazırlandığında; hem doyurucu hem de bedeni yormayan öğünler ortaya çıkıyor. C vitamini ve antioksidan açısından zengin kivi, mandalina ve portakal gibi meyveler de bu dengeyi destekliyor.
Ana öğünlerde protein dengesinin önemine de dikkat çeken Uluçay, her öğünde bir protein kaynağı bulunmasının tokluk süresini uzattığını ve enerji dalgalanmalarını azalttığını belirtiyor. Bu yönüyle bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor.
Sıvı ve Karbonhidrat Dengesine Dikkat
Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen sıvı tüketimi, genel sağlık üzerinde belirleyici etkiye sahip. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarının tüketilmesi, sıvı dengesinin korunmasına katkı sağlıyor. Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine ürünler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmeği gibi kompleks kaynaklara yönelmek öneriliyor.
Tatlı ve hamur işi tüketiminin arttığı bu dönemde, yasaklayıcı bir yaklaşım yerine porsiyon kontrolüne dayalı bir denge öneriliyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, hem enerji düşüşlerini hem de ruh hali dalgalanmalarını azaltıyor.
Editör Notu
Kış aylarında sağlıklı kalmanın sırrı, büyük değişimlerde değil; sofraya yapılan küçük ama bilinçli dokunuşlarda gizli. Bakliyatlar, bu anlamda hem ekonomik hem de besleyici bir çözüm sunuyor. Kışın yavaşlayan temposuna uyum sağlamak isteyen herkes için bakliyat ağırlıklı beslenme, doğal bir denge anahtarı olarak öne çıkıyor.
Haber Önerisi: Plevne Destanı Osman Pamukoğlu’nun Kalemiyle Yeniden Hayat Buldu