
Gelişen teknoloji ve endüstriyel üretimin hız kazanmasıyla birlikte geleneksel el sanatları var olma mücadelesi veriyor. İzmir'in Tire ilçesinde yaşayan Zuhal Narin, ucuz ve sağlıksız plastik ürünlerin istilasına uğrayan hasır dokumacılığını ayakta tutmaya çalışan son ustalardan biri. Boynuyoğun köyünde henüz on yaşındayken annesinin tezgahında bu zorlu meslekle tanışan Narin, tam yarım asırdır aynı heyecanla el emeği ürünler ortaya koyuyor. Çocukluk yıllarında sokak oyunları yerine atölyenin tozunu yutmayı tercih eden deneyimli zanaatkar, bugün zamana meydan okuyarak hem sanatı yaşatıyor hem de sağlığın önemine dikkat çekiyor.
PLASTİK ÜRÜNLER SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR Geleneksel dokumacılığın sadece estetik bir değer değil, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam biçimi olduğunu savunan Narin, doğal hasırın günümüzdeki yapay alternatifleriyle kıyaslanamayacağını belirtiyor. Geçmiş yıllarda halı kullanımının yaygın olmadığı dönemlerde evlerin temel eşyası olan hasırın, güçlü bir yalıtım malzemesi görevi gördüğünü hatırlatıyor. Doğal yapısı sayesinde nemi ve rutubeti engelleyen malzemenin mikrop barındırmadığını vurgulayan Narin, günümüz tüketim alışkanlıklarını eleştiriyor. Piyasayı ele geçiren renkli ve ucuz plastik ürünlerin insan doğasına aykırı olduğunu ifade eden usta dokumacı, doğallıktan uzaklaşıldıkça hastalıklarda yaşanan artışın tesadüf olmadığına işaret ediyor.
GELENEKSEL SANAT MODERN TASARIMLARLA BULUŞUYOR Mesleğin yok olmasını engellemek amacıyla sadece klasik üretim yapmakla yetinmeyen Narin, değişen tüketici taleplerine de yenilikçi çözümlerle yanıt veriyor. Tire'deki atölyesinde büyük ebatlı standart hasırların yanı sıra çağa ayak uyduran modern tasarımlara da imza atıyor. Hasırı ustalıkla işleyerek seccade, şık çantalar, Amerikan servisleri ve mobilya sektörü için sandalye kaplamaları üreten yetenekli isim, bu sayede unutulmaya yüz tutan zanaatı günlük hayatın pratik ihtiyaçlarına yeniden entegre etmeyi başarıyor.
USTA ÇIRAK ZİNCİRİ KOPMA NOKTASINDA Mesleğini büyük bir özveriyle sürdüren Narin’in en büyük hüznü ise arkasından gelecek yeni çırakların yetişmemesi. Eskiden doğup büyüdüğü köydeki her evin adeta küçük bir fabrika gibi çalıştığını ve aynı anda birden fazla tezgahta üretim yapıldığını anımsatan usta, bu güçlü kültürün tamamen bitmesinden derin üzüntü duyuyor. Kendi çocuklarına mesleğin inceliklerini öğretmesine rağmen onların farklı profesyonel alanlara yönelmesi, zanaatın geleceğine dair tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Halk Eğitim Merkezi çatısı altında gönüllü eğitimler vererek bilgi birikimini aktarmaya çalışan Narin, gençlerin dokuma tezgahında vakit geçirmekten keyif aldığını ancak bu ilgiyi devamlılığı olan bir mesleğe dönüştüremediklerini belirtiyor. Yarım asırlık emektar, köklü bir kültürel miras olan hasır dokumacılığının sadece dönemsel bir hobi olarak kalmaması ve gelecek kuşaklara kalıcı bir meslek olarak aktarılması için destek bekliyor.