
Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde 58 yaşındaki berber Ertuğrul Gül, 17 yaşında ilk kazancıyla aldığı bisikletine 41 yıldır gözü gibi bakıyor.
17 YAŞINDA İLK KAZANCIYLA ALDIĞI EMEKTAR BİSİKLET
Osmaniye ilinin Bahçe ilçesinde yaşamını sürdüren ve 47 yıldır erkek kuaförlüğü yapan 58 yaşındaki Ertuğrul Gül'ün, mesleğinin ilk yıllarında kendi alın teriyle satın aldığı bisikletinden 41 yıldır asla vazgeçmediği bildiriliyor. Henüz 11 yaşındayken çırak olarak adım attığı berberlik mesleğinde yarım asra yaklaşan tecrübeli esnafın, 1985 yılında 17 yaşındayken sahip olduğu bu iki tekerlekli araca adeta ilk günkü özenle yaklaştığı ifade ediliyor.
NE OTOMOBİL NE DE MOTOSİKLET TERCİH ETTİ
Yıllar içerisinde ulaşım aracı olarak kendisine ne bir otomobil ne de motosiklet alan Gül'ün, hayatını tamamen bu bisiklet üzerinde idame ettirdiği aktarılıyor. Her yere bisikletiyle gitmeyi kalıcı bir yaşam biçimi haline getiren emektar kuaförün, 41 yıl önce satın aldığı Bisan marka bisikletin orijinal faturasını dahi bugüne kadar büyük bir özenle muhafaza ettiği kaydediliyor.
"İLK AŞKIM" DİYEREK 41 YILDIR KAZASIZ KULLANIYOR
1979 yılından bu yana berberlik mesleğini icra eden Ertuğrul Gül, aradan geçen 41 yıllık uzun sürede bisikletiyle hiçbir kazaya karışmadığını ve aracını ilk günkü temizliğiyle koruduğunu aktarıyor. Bisikletini kendi deyimiyle ilk aşkı olarak nitelendiren tecrübeli esnaf, işe gidip gelirken veya günlük gezmelerinde sürekli bu aracı kullandığını, onca yıla rağmen faturasını bile saklamaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyduğunu dile getiriyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Tüketim çılgınlığının her yanımızı sardığı, eşyaların daha eskimeden model yükseltmek uğruna çöpe atıldığı günümüz dünyasında Ertuğrul Usta'nın bu 41 yıllık sadakati hepimize çok kıymetli bir ders veriyor. 17 yaşındaki bir gencin ilk alın teriyle aldığı o bisiklete yarım asra yakın süre gözü gibi bakması, faturasını bile cüzdanında taşıması aslında sadece bir eşyaya değil, emeğe duyulan saygının en güzel kanıtı. Motorlu araçların gürültüsünden ve trafiğin stresinden uzak, iki teker üzerinde geçen bu sade ve vefalı ömür; gerçek zenginliğin sahip olunan eşyaların sayısında değil, onlara yüklenen anlamda gizli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.