Mavi Yaka Türkiye: Geleceği Taşıyan Ama Umudu Azalan Sınıf

Marketing Türkiye için yapılan “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, mavi yakalıların ekonomik sıkışmışlığını, tüketim alışkanlıklarını ve gelecek kaygısını kendi seslerinden ortaya koydu.

Haber Giriş Tarihi: 22.01.2026 18:00
Haber Güncellenme Tarihi: 22.01.2026 18:00

Türkiye ekonomisinin görünmez omurgasını oluşturan mavi yakalı çalışanlar, artık yalnızca üretim süreçlerinin değil; tüketim alışkanlıklarının, dijital adaptasyonun ve marka tercihlerinin de belirleyici aktörleri arasında yer alıyor. Marketing Türkiye adına Research Istanbul tarafından gerçekleştirilen kapsamlı “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, bu dönüşümü çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor. Araştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri ise her 10 mavi yakalıdan 7’sinin “Çocuğum benim işimi yapmasın” demesi oldu.

Yeni Yüzyılda Yeni Sınıf Ayrımı

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, yalnızca teknolojinin değil; sınıfların da yeniden tanımlandığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Uzaktan çalışan, küresel fırsatlara erişebilen dijital beyaz yakalılar ile vardiyalı çalışma, taşeron sistemleri ve fiziksel emekle hayatını sürdüren mavi yakalılar arasındaki fark giderek derinleşiyor. “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, bu sınıfsal ayrımın sosyal ve ekonomik yansımalarını net biçimde ortaya koyuyor.

Sabit Saatler, Belirsiz Hayatlar

Araştırmaya göre Türkiye’de mavi yakalıların yüzde 64’ü sabit saatlerde çalışırken, yüzde 25’i vardiyalı, yüzde 12’si ise proje bazlı veya dönemsel işlerde yer alıyor. İş saatleri görece düzenli olsa da yaşam koşulları aynı istikrarı sunmuyor. Katılımcıların üçte biri son bir yılda iş değiştirmeyi düşündüğünü belirtirken, yüzde 20’si aktif olarak yeni iş arayışında olduğunu ifade ediyor.

Hayatta Kalma Ekonomisi

Araştırma, mavi yakalıların büyük bölümünün temel yan haklara sınırlı erişimi olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yalnızca yarısı servis, yemek kartı veya fazla mesai ücreti gibi haklardan faydalanabiliyor. Özel sağlık sigortasına sahip olanların oranı yüzde 36’da kalırken, prim veya bonus alanların oranı yüzde 28, yıl sonu ikramiyesi alanların oranı ise sadece yüzde 19.

Gelir-gider dengesine bakıldığında tablo daha da çarpıcı hale geliyor. Katılımcıların yüzde 39’u gelirinin giderlerini ancak ucu ucuna karşıladığını, yüzde 21’i ise gelirinin giderlerinin yalnızca bir kısmını karşılayabildiğini söylüyor. Düzenli ve yeterli birikim yapabildiğini belirtenlerin oranı ise yalnızca yüzde 16. Her 10 kişiden 6’sı, 20 bin TL’lik beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamayacağını ifade ediyor.

Sendikasızlık ve Dijital Dayanışma

Araştırmaya göre mavi yakalıların yüzde 86’sı hayatları boyunca hiç sendika üyesi olmamış. Halihazırda sendika üyesi olanların oranı ise yalnızca yüzde 11. Ancak bu sendikal sessizlik, dayanışmanın tamamen yok olduğu anlamına gelmiyor. Çalışanlar, Facebook grupları, Telegram kanalları ve forumlar aracılığıyla dijital dayanışma ağları kuruyor.

Kaygı Ekonomisi ve Tüketim Davranışı

Katılımcıların yüzde 28’i işini kaybetme korkusu yaşadığını belirtiyor. Bu durum, tüketim alışkanlıklarını da doğrudan etkiliyor. Deneyim odaklı harcamalar yerini temel ihtiyaçlara bırakırken, lüks ürünlerden ziyade dayanıklılık, fiyat ve güven ön plana çıkıyor. Markalarla kurulan duygusal bağ zayıflarken, “işimi görsün yeter” anlayışı hâkim oluyor.

Ev, Ekran ve Trendyol Üçgeni

Mavi yakalıların yüzde 46’sı boş zamanını ev ve aile sorumluluklarıyla geçirirken, yüzde 18’i hobilerine, yüzde 16’sı ise arkadaşlarıyla dışarıda vakit ayırabiliyor. Dijital dünyada ise Instagram ve YouTube öne çıkıyor. Online alışveriş yapanların yüzde 78’inin Trendyol’u tercih etmesi, dijital tüketimin tek merkezde yoğunlaştığını gösteriyor.

Marka Sadakatinin Anahtarı: Güven

Araştırma, mavi yaka tüketiciler için marka sadakatinin üç temel unsur üzerine kurulduğunu ortaya koyuyor: kalite, fiyat ve güven. Buna ek olarak yerli markalar, ekonomik gerekçelerin ötesinde duygusal aidiyetle tercih ediliyor. Küresel markalar “ulaşılmak istenen” bir hayali temsil ederken, yerli markalar “yakınlık ve güven” hissi yaratıyor.

Bir Kuşağın Sessiz Çığlığı

Araştırmanın en çarpıcı verilerinden biri, katılımcıların yüzde 71’inin çocuklarının kendi işlerini yapmasını istememesi. Bu sonuç, mavi yakalıların geleceğe dair umudunu kendileri için değil, çocukları için kurduğunu gösteriyor. Fiziksel emeğin giderek değersizleştiği algısı, bu sınıfın geleceğe bakışını köklü biçimde değiştiriyor.

Editörün Notu

“Mavi Yaka Türkiye” araştırması, ekonomik verilerin ötesinde bir ruh hâlini anlatıyor: Sessiz, dayanıklı ama yorgun bir sınıf. Üreten, ayakta tutan ama geleceği kendisi için değil, çocuğu için hayal eden bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu tablo, yalnızca markalar ve ekonomistler için değil; sosyal politikalar üreten herkes için güçlü bir uyarı niteliğinde.

Haber Önerisi: LinkedIn Neden Siber Tehdit Aktörlerinin Yeni Av Sahası Oldu?