Kastamonu'da 800 Yıllık Vasiyet: Tekke Çorbası Kaynıyor

Kastamonu Gölköy'de Tekkeşin sülalesine mensup 15 aile, Şeyh Ahmet'in 8 asırlık vasiyeti olan tekke çorbası geleneğini bu arifede de yaşattı.

Haber Giriş Tarihi: 20.03.2026 02:35
Haber Güncellenme Tarihi: 20.03.2026 02:35

Kastamonu Gölköy'de Tekkeşin sülalesine mensup 15 aile, Şeyh Ahmet'in 8 asırlık vasiyeti olan tekke çorbası geleneğini bu arifede de yaşattı.

Kastamonu il merkezine bağlı Gölköy köyünde, modern zamanın unutturduğu dayanışma ruhunu tam 8 asırdır diri tutan muazzam bir gelenek, bu Ramazan Bayramı arifesinde de dumanı tüten kazanlarla yaşatıldı. 1200'lü yıllarda yaşayan Şeyh Ahmet'in fakirleri ve yolcuları doyurmak üzerine bıraktığı tarihi vasiyet, günümüzde onun soyundan gelen Tekkeşin sülalesine mensup 15 ailenin omuzlarında gururla taşınıyor. Her Ramazan ve Kurban Bayramı arifesinde, ayrıca Regaip kandillerinde Şeyh Ahmet Türbesi'nin yanındaki misafirhanede toplanan bu aileler, çevre köylerden ve farklı illerden ellerinde tencere ve kaplarıyla akın eden binlerce kişiyi ağırlıyor. Gün boyunca devasa ateşte kaynayan tam 15 kazan çorbanın içinde et, nohut, erişte, kuru fasulye ve bolca baharat bulunurken; misafirler bu bereketli aştan alıp evlerine götürüyor, akşam ise Tekkeş ailesinin ev sahipliğinde kurulan büyük sofralarda iftar yemeğinde buluşuyorlar.

HORASAN'DAN GELEN KOMUTANIN 1206 TARİHLİ VAKFİYESİ

Bu eşsiz geleneğin tarihi köklerini anlatan aile üyelerinden Raşit Tekkeşin, tekke çorbasının aslında Şeyh Ahmet Efendi’nin 1206 yılında kurduğu bir vakfın eseri olduğunu belirtiyor. Sultan Alparslan’ın kahraman komutanlarından biri olarak bilinen Şeyh Ahmet'in Kastamonu, Çankırı, Sinop, Çorum, Osmancık, Tokat ve Amasya’yı fetheden o tarihi orduda yer aldığını ve nihayetinde Bizanslılar tarafından şehit edildiğini anlatan Tekkeşin, bu hayır kurumunun Çobanoğulları beyliğinden bile önce kurulduğunu vurguluyor. O dönemde yolcuları ve fakirleri hiçbir ayrım gözetmeksizin doyuran bu sistemin, bugün senede üç defa arife günleri ve kandillerde aileler arasında sırayla yapılarak 800 yıllık kesintisiz bir mirasa dönüştüğü ifade ediliyor. Çorbanın bu yılki yapımını üstlenen Hüseyin Tekkeşin ise atalarının Horasan’dan sancaklarıyla gelip Gölköy’e yerleştiğini, ilim yaymak amacıyla Kastamonu’nun ilk camisini de burada inşa ettiklerini belirterek, atalarından kalan bu mirası hiçbir maddi karşılık beklemeden yaşatmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getiriyor.

'YAYIN' HAMURUNDAN ERİŞTEYE VE ADAK KAZANLARINA

Asırlık tarifin zaman içindeki mecburi evrimine de değinen Raşit Tekkeşin, eskiden ailelerin bir araya gelerek "yayın" adını verdikleri özel bir hamur açtıklarını, ancak katılımın binlerce kişiye ulaşmasıyla bu hamuru kurutup saklamanın, küflenmesini önlemenin imkansız hale geldiğini; bu yüzden artık hazır erişte kullanmaya başladıklarını dürüstlükle paylaşıyor. Ailelerin malzemeleri önceden tedarik ettiği bu devasa organizasyona vatandaşlar da kendi bütçelerine göre tuz, biber, fasulye veya nohut gibi adaklarla manevi bir katkı sunuyor. Türbeyi ziyaret edip ezan sesini bekleyen Melike Pehlivan gibi yüzlerce vatandaş, eski geleneklerin yaşatılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, oruçlarını bu asırlık ve dualı tekke çorbasıyla açmanın huzurunu yaşıyor.

EDİTÖRÜN NOTU: Bir sülalenin, atalarının 1206 yılında kurduğu bir vakfın vasiyetini aradan geçen 800 yıla, yıkılan imparatorluklara, değişen rejimlere ve modern çağın tüm bireyselleştirici etkilerine rağmen tam 15 kazan çorbayla ayakta tutması sosyolojik bir mucizedir. Bizanslılar tarafından şehit edilen Şeyh Ahmet'in "hiçbir şey gözetmeksizin fakiri ve yolcuyu doyurma" felsefesi, bugün 15 ailenin cebinden karşıladığı, vatandaşın bir tutam tuz adadığı o tencerelerde tütmeye devam ediyor. Eski "yayın" hamurunun yerini erişte almış olabilir, atla gelen yolcuların yerini arabasıyla gelenler almış olabilir; ancak o misafirhanede karşılıksız verilen bir tas sıcak çorbanın temsil ettiği Anadolu irfanı ve yardımlaşma ruhu, yüzyıllara meydan okuyarak o ilk günkü lezzetini ve samimiyetini korumayı başarıyor.