
Mondros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı Devleti’nin Güney Kafkasya’dan çekilmesiyle birlikte, Kars ve çevresi büyük bir belirsizlik ve tehdit ortamına sürüklendi. Bu süreçte bölgedeki Türk ve Müslüman halk, Ermeni işgali tehlikesine karşı kendi siyasi ve idari yapısını oluşturma yoluna gitti. Bu arayış, tarihe Kars Cumhuriyeti olarak geçen kısa ömürlü ancak son derece önemli bir devletin doğuşunu beraberinde getirdi.
Kuruluşa Giden Yol
Bölgedeki ilk örgütlenmeler 1918 yılı sonbaharında başladı.
9 Ekim 1918’de Ahıska Hükümet-i Muvakkatası,
3 Kasım 1918’de merkezi Iğdır olan Aras Türk Hükümeti,
5 Kasım 1918’de ise Kars İslâm Şurası kuruldu.
15 Kasım 1918’de düzenlenen Birinci Kars Kongresi ile geçici bir yönetim heyeti oluşturuldu. 30 Kasım 1918’de yapılan İkinci Kars Kongresi ise bu üç hükümetin birleşmesine sahne oldu. Yeni yapı, Kars Millî İslâm Şûrası Merkez-i Umumisi adıyla faaliyet göstermeye başladı ve başkanlığa Cihangirzade İbrahim Bey seçildi.
Cumhuriyetin İlanı
17–18 Ocak 1919 tarihlerinde Kars’ta toplanan ve 131 temsilcinin katıldığı Büyük Kars Kongresi, devletleşme sürecinin dönüm noktası oldu. Kongrede yönetimin adı Cenûb-i Garbî Kafkas Hükûmet-i Muvakkata-i Milliyesi olarak değiştirildi. 25 Mart 1919’da ise bu yapı resmen Cenûb-i Garbî Kafkas Hükûmet-i Cumhuriyesi, yani Kars Cumhuriyeti adını aldı.
Cumhuriyet;
18 maddelik bir anayasa,
Ay-yıldızlı yeşil-kırmızı bayrak,
12 üyeli hükümet,
131 milletvekilinden oluşan parlamento ile modern bir devlet düzeni kurdu.
Sınırları Kars merkezli olmak üzere Artvin, Ardahan, Batum, Sarıkamış, Iğdır, Nahcivan ve Ordubad’a kadar uzanıyordu.
İngiliz İşgali ve Son
İngilizler, başlangıçta yerel yönetime sessiz kaldı. Ancak 13 Nisan 1919’da Kars’ı işgal ederek Kars Cumhuriyeti’ne son verdi. Hükümet üyeleri tutuklanarak önce Batum’a, ardından Malta’ya sürgün edildi. Bölge, bir buçuk yıl boyunca işgal altında kaldı.
1920 sonbaharında Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusunun bölgeyi kurtarmasıyla dengeler değişti. Nihayet 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars Antlaşması, Türkiye’nin doğu sınırlarını kesinleştirdi ve Ermeni meselesini uluslararası düzeyde kapattı.
Editör Notu
Kars Cumhuriyeti, yalnızca kısa ömürlü bir siyasi yapı değildir. Bu cumhuriyet, Anadolu’da şekillenen Millî Mücadele ruhunun Kafkasya’daki yansımasıdır. Halk iradesiyle kurulan meclisi, anayasası ve seçimle belirlenen yönetimiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik temellerinin erken bir örneğidir. Bugün Kars Antlaşması ile çizilen sınırların hâlâ geçerliliğini koruması, bu mücadelenin ne kadar stratejik ve kalıcı olduğunu göstermektedir. Kars Cumhuriyeti, Türk siyasi tarihinin mutlaka hatırlanması gereken sessiz ama güçlü sayfalarından biridir.
Haber Önerisi: Kayseri'de Ezber Bozan Görüntü: At Çekti, Tuğba Öğretmen Kaydı!