
Eskişehir’in sevilen simalarından 44 yaşındaki Pınar Kadanalı’nın hayat hikayesi, azmin ve yaşama tutunma arzusunun en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Gençlik yıllarında hem babasından hem de annesinden böbrek nakli alarak hayata tutunan Kadanalı, medya sektöründe radyoculuktan sunuculuğa kadar pek çok alanda başarıyla çalıştı. Ancak 5 yıl önce dayısından aldığı son böbrek nakli operasyonunda beyninin 30 dakika oksijensiz kalması, başarılı gazetecinin dünyasını kararttı. Yaşadığı bu ağır tabloya rağmen "kalemim kırıldı" diyen Kadanalı, şimdi sesiyle yeniden küllerinden doğmaya hazırlanıyor.
"BEYNİM 30 DAKİKA OKSİJENSİZ KALDI"
Halkla İlişkiler ve İşletme olmak üzere iki üniversite bitiren Pınar Kadanalı, sağlık mücadelesini şu sözlerle özetliyor: "Üniversite yıllarımda ailemden aldığım nakillerle eğitimimi ve mesleğimi sürdürdüm. Ancak son nakil operasyonu sonrası kısa süreli bitkisel hayata girdim. Bu süreçte beynim yarım saat oksijensiz kalınca görme yetimi kaybettim. Sonrasında yapılan operasyonlar da fayda etmedi ve son 5 yıldır tamamen karanlık bir dünyaya adım attım. Ancak bu karanlık, çalışma azmimi söndürmedi."
DİKSİYONU VE BİLGİ BİRİKİMİYLE MEYDAN OKUYOR
Görme yetisini kaybetmeden önce İtalyanca ve İngilizce öğrenen, gitar çalıp tiyatroyla ilgilenen Kadanalı, mesleki donanımına güveniyor. 2006 yılında aldığı diksiyon eğitimini bugün bir avantaja dönüştürmek isteyen azimli gazeteci; seslendirme, spikerlik ve sunuculuk yapabileceğini vurguluyor. Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'ndan (EKPSS) 98 puan almasına rağmen henüz atanamayan Kadanalı, medya sektöründeki tecrübesini yeniden değerlendirmek istiyor.
"SESİM VE TECRÜBEMLE VARIM"
Teknolojinin sunduğu imkanlarla köşe yazarlığına ve seslendirmeye devam edebileceğini belirten Pınar Kadanalı, "Şu an kabartma yazıyı öğreniyorum. Seslendirme yapabilir, reklam şarkıları okuyabilir veya radyo programı sunabilirim. Bir gazeteci olarak kalemimin kırıldığını hissetsem de sesim hala en güçlü aracım. Yeniden medya sektörüne dönmek, hayata daha sıkı tutunmamı sağlayacak" diyerek yetkililere ve sektör temsilcilerine seslendi. Kadanalı, kök hücre tedavisi ile bir miktar görme umudu olduğunu da ekleyerek mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğini kanıtlıyor.
Editör Notu
Pınar Kadanalı’nın hikayesi, bir meslektaşı olarak bizlere gazeteciliğin sadece gözle değil, yürekle ve sesle de yapılabileceğini hatırlatıyor. 98 puan gibi rekor bir puan alıp atanmayı beklemek veya medya dünyasında "sesiyle" var olma çabası, sadece kişisel bir istek değil, aynı zamanda toplumdaki tüm engelli bireyler için bir ilham kaynağıdır. Pınar’ın düzgün diksiyonu ve entelektüel birikimi, Eskişehir medyasında ve ulusal mecralarda değerlendirilmeyi hak eden büyük bir değerdir. Karanlığın sesi olmak için çıkan bu gür sese kulak vermek hepimizin görevi.
Pınar Kadanalı gibi azimli bir gazetecinin seslendirme veya radyoculuk projelerinde yer alması hakkında ne düşünüyorsunuz? Engelli bireylerin medya sektöründeki temsiliyetini artırmak için neler yapılabilir? Yorumlarınızı bekliyoruz.