Giresun’dan Mekke’ye "Yaya" Yolculuk: İbrahim Çakır’ın 12 Günlük Umre Serüveni

Giresunlu İbrahim Çakır, yıllardır hayalini kurduğu Umre ibadeti için maddi imkanları yetmeyince yürüyerek yola koyuldu.

Haber Giriş Tarihi: 14.02.2026 16:30
Haber Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 16:30

Giresunlu İbrahim Çakır, yıllardır hayalini kurduğu Umre ibadeti için maddi imkanları yetmeyince yürüyerek yola koyuldu. Bulancak’tan başladığı yolculuğun 12. gününde Gaziantep’e ulaşan Çakır, "Halkımız beni yolda bırakmadı, sofrasını açtı" diyerek Kilis üzerinden sınırları aşmaya hazırlanıyor.

İnanç, Yolları Kısaltıyor

Teknolojinin geliştiği, uçakla saatler içinde kıtaların aşıldığı bir çağda, Giresunlu İbrahim Çakır eski usul bir hacc yolculuğunu, modern zamanın zorluklarıyla harmanlayarak gerçekleştiriyor. 2019 yılından bu yana Umre’ye gitmek isteyen ancak ekonomik koşullar nedeniyle bu hayalini sürekli erteleyen Çakır, "Beklemekle olmuyor" diyerek iki hafta önce Giresun’un Bulancak ilçesinden yola çıktı.

Hedefi; sırt çantasıyla kilometreleri devirip, sınırları aşarak Kutsal Topraklara, Kabe’ye ulaşmak. Bu inanç yürüyüşünün 12. gününde durağı, Güneydoğu’nun incisi Gaziantep oldu.

Pilav Arabasıyla Başladı, Otostopla Sürüyor

İbrahim Çakır’ın yolculuk planı aslında daha farklıydı. Yola çıkarken hem geçimini sağlamak hem de masraflarını çıkarmak için seyyar bir pilav arabası tasarlamıştı. Ancak Karadeniz’in engebeli yolları ve kış şartları, bu planı Tirebolu ilçesinde değiştirmesine neden oldu.

Arabasını bırakmak zorunda kalan Çakır, yoluna yaya olarak ve zaman zaman otostop çekerek devam etti. O süreci şöyle anlatıyor: "Giresun, Bayburt, Erzurum, Bingöl, Diyarbakır ve Şanlıurfa... Zorlu hava şartlarında yağmurda ıslandım ama vatandaşlarımız beni hiç yolda bırakmadı. Sosyal medyadan görenler, yolda tanıyanlar durup araçlarına aldılar. 250 kilometrelik kısmı araç desteğiyle geçtim."

Anadolu Misafirperverliği Yoldaşı Oldu

Çakır’ın hikayesinin en dokunaklı kısmı ise geçtiği şehirlerde gördüğü muamele. "Yorgunluk ve açlık hissetmedim, sadece susuzluk hissettim" diyen Çakır, Anadolu insanının kapısını kendisine sonuna kadar açtığını belirtti.

"Gittiğim her yerde beni aileden biri gibi karşıladılar. Sofralarına oturttular, en güzel yerlerde misafir ettiler. Gaziantep'te de durum değişmedi. İnsanların bu teveccühü, manevi yolculuğumda bana güç veriyor" diyen Çakır, Türk insanının yardımseverliğinin canlı şahidi oldu.

Riskli Rota: Suriye Üzerinden Arabistan’a

Gaziantep’ten sonraki rota ise daha çetin. İbrahim Çakır, Kilis üzerinden sınır geçerek Suriye’ye, oradan Ürdün’e ve nihayetinde Suudi Arabistan’a ulaşmayı hedefliyor.

Bölgedeki güvenlik risklerine rağmen kararlı olan Çakır, "Allah’ın izniyle bugün Kilis’ten sınıra geçeceğiz. Beni bu yola iten tek şey dini inançlarım. Para biriktirdim olmadı, demek ki nasip böyleymiş. Yürüyerek de gidilebiliyormuş, bunu yaşayarak öğrendim" ifadelerini kullandı.

Editörün Notu: "İbrahim Bey'in yolculuğu, yüzyıllar öncesinin hac kervanlarını hatırlatan nostaljik ve bir o kadar da cesur bir girişim. İslam geleneğinde 'niyet etmek', ibadetin yarısıdır derler. Maddi imkansızlığı bahane etmeyip yola düşmesi, o saf niyetin göstergesi. Ancak rotasının Suriye hattı üzerinden olması, güvenlik açısından ciddi riskler barındırıyor. Umuyoruz ki devlet yetkilileri veya konsolosluklar bu süreçte kendisine rehberlik eder. Yolculuğun en güzel detayı ise kuşkusuz Anadolu insanı... Erzurum'un soğuğunda, Urfa'nın sıcağında tanımadığı bir yolcuya kapısını açan o insanlar, bu toprakların mayasının hala bozulmadığının en büyük kanıtı."