
Gaziantep'te asırlık dövme bakır kazan geleneği teknolojiye inat yaşatılıyor. El emeği kazanlar kışlık lezzetlerin yapımında kullanılıyor.
GELENEKSEL LEZZETLERİN VAZGEÇİLMEZİ
Osmanlı'dan günümüze uzanan bakırcılık sanatı, Gaziantep'te kırsalda ve şehirde günlük hayatta kullanılmaya devam ediyor. Özellikle kışlık hazırlık dönemlerinde büyük önem taşıyan bu kazanlar; tarhana, bulgur, pekmez, sütlü tatlılar, helva ve aşure gibi yöresel lezzetlerin pişirilmesinde kullanılıyor. Taban çapı 100 santimetreye kadar ulaşabilen en büyük boyuttaki kaplar ise yörede "Masere Kazanı" olarak adlandırılıyor.
COĞRAFİ İŞARETLİ KÜLTÜREL MİRAS
Gaziantep Bakırcılar ve Sedefçiler Odası Başkanı Celal Açık, kentin bu köklü mirasıyla ilgili şu detayları paylaştı:
Patent ve Tescil: Çevre illerde de bakırcılık yapılmasına rağmen, bakır işlemeciliğinin patenti Gaziantep'e ait ve 2010 yılından bu yana coğrafi işaret tesciliyle korunuyor.
Tarihi Motifler: Sadece bir mutfak eşyası üretmekle kalınmıyor; bakırların üzerine işlenen Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle tarih ve kültür de canlandırılıyor.
Yenilikçi Tasarımlar: Mesleği ayakta tutmak için sürekli yeni modeller ve tasarımlar geliştirilerek modern mutfakların ihtiyaçlarına da yanıt veriliyor.
EL İŞÇİLİĞİYLE GÜNLER SÜREN EMEK
Tarihi Bakırcılar Çarşısı'nda yarım asrı aşkındır çekiç sallayan ustalar, gelişen teknolojiye rağmen mesleklerini ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Tamamen el işçiliğiyle hazırlanan büyük dövme bakır kazanların yapımı 3 ila 5 gün sürüyor. Geleneksel yöntemlerle kazan, tencere ve sürahi üreten ustaların sayısı her geçen gün azalsa da, bu tarihi zanaatı korumak ve gelecek nesillere aktarmak için yoğun bir çaba sarf ediliyor.