
“Yapamazsınız, evlenemezsiniz” diyenlere inat hayatlarını birleştiren Aylin ve Ahmet Arslan çifti, bugün hem aileleriyle kurdukları mutlu yaşam hem de sahnedeki başarılarıyla örnek oluyor. Tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yapan çift, azim ve sevginin önünde hiçbir engelin duramayacağını gösteriyor.
Mersin’de internet üzerinden tanışarak kısa sürede birbirlerine bağlanan Aylin Arslan ve Ahmet Arslan, sadece 3 ay içinde evlilik kararı aldı. Ancak bu karar, her iki ailenin de “Engellisiniz, yapamazsınız” itirazlarıyla karşılaştı. Tüm ön yargılara rağmen mücadele eden çift, ailelerini ikna ederek 2016 yılında evlendi.
Aşklarıyla Engelleri Aştılar
2017 yılında kızlarını kucaklarına alan çift, hayata daha güçlü sarıldı. Bugün 8 yaşında bir çocuk sahibi olan Arslan çifti, tüm zorluklara rağmen mutlu bir aile yaşamı sürdürüyor.
Günlük yaşamda bazı fiziksel zorluklar yaşadıklarını dile getiren Aylin Arslan, özellikle ev şartlarının kendilerine uygun olmamasının hayatı zorlaştırdığını belirtiyor. En büyük hayallerinin kendilerine ait, erişilebilir bir eve sahip olmak olduğunu ifade ediyor.
Dansla Değişen Hayat
Çiftin hayatındaki en büyük dönüşüm ise Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi ile tanışmalarıyla başladı. Burada aldıkları dans eğitimleri sayesinde hem sosyalleşen hem de özgüven kazanan çift, sahnede izleyenleri duygulandıran performanslara imza atıyor.
Zeybek ve Latin dansı yapan çift, başta “yapamayız” diye düşündükleri bu yolculukta bugün yarışmalara katılacak seviyeye ulaştı. Dansın kendilerine sadece fiziksel değil, ruhsal anlamda da büyük katkı sağladığını vurguluyorlar.
“Önce İnanacaksın”
Ahmet Arslan, başarılarının sırrını “önce inanmak” olarak özetliyor. Toplumdaki “engelli yapamaz” algısına karşı durduklarını belirten Arslan, yaptıkça özgüvenlerinin arttığını ve hayatlarının değiştiğini ifade ediyor.
İlham Veren Bir Mesaj
Arslan çiftinin hikayesi, sadece bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda toplumsal ön yargılara karşı güçlü bir duruş. Sevgi, azim ve inançla kurulan bu hayat, “imkânsız” denilenlerin aslında mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kocaeli’de sahneye taşınan bu hikâye, engellerin değil, inancın belirleyici olduğunu kanıtlayan güçlü bir yaşam örneği olarak öne çıkıyor.