
Son yıllarda sokak oyunlarının, mahalle kültürünün ve halı saha maçlarının yerini dijital platformların alması, toplumsal bir sağlık krizini de beraberinde getirdi. Aile içi sohbetlerin ve yüz yüze iletişimin hızla azaldığı bu dönemde uzmanlar, ekran bağımlılığının sadece çocukları değil, yetişkinleri de pençesine aldığına dikkat çekiyor. Psikolog Meryem İlhan, teknoloji çağında ekranla teması inkar etmenin imkansız olduğunu ancak bu ilişkinin sağlıklı ve verimli bir noktaya taşınmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
EBEVEYN ROLÜ: ÇOCUKLAR SİZİN AYNASINIZDIR
Ekran süresi tartışmalarında sürekli çocukların hedef alındığını ancak asıl belirleyicinin ebeveyn tutumu olduğunu ifade eden İlhan, "Çocuğun ekrana ulaşmasını sağlayan ebeveyndir. 0-2 yaş arasında ekran süresi kesinlikle önerilmez çünkü bu dönem gelişimsel açıdan kritiktir. 2-5 yaş arasında ise süre minimize edilmeli ve içerikler uyarıcı olmaktan ziyade gelişim destekleyici seçilmelidir. Okul çağında ise siber zorbalık ve uygunsuz içerik riski nedeniyle ebeveyn kontrolü şarttır. Unutulmamalıdır ki kitap okuyan çocuk istiyorsak, kitap okuyan anne babalar olmalıyız" dedi.
YETİŞKİNLERDEKİ YIKICI ETKİ: DİKKAT EKSİKLİĞİ VE UYKU BOZUKLUĞU
"Bana bir şey olmaz" düşüncesinin yetişkinleri kontrolsüz ekran kullanımına ittiğini belirten Psikolog İlhan, bu durumun zihinsel kapasite üzerinde ağır tahribatlar yarattığını söyledi. Çocuklarda öfke nöbetleri ve oyuncaklara ilgisizlik olarak görülen bağımlılık belirtileri, yetişkinlerde şu şekilde kendini gösteriyor:
Odaklanma Güçlüğü: Zihnin sürekli dijital uyaran beklemesi nedeniyle iş ve sosyal hayata odaklanamama.
Uyku Problemleri: Ekranlardan yayılan mavi ışığın melatonin dengesini bozması.
Zihinsel Tahribat: Dikkat süresinin kısalması ve kalıcı yorgunluk hissi.
AİLE MİRASI TEHDİT ALTINDA: AYNI EVDE FARKLI DÜNYALAR
Ekran bağımlılığının Türk toplumunun en önemli yapı taşı olan aile birliğine zarar verdiğini anlatan İlhan, "Anne telefonla, baba televizyonla, çocuk bilgisayarla meşgulken o evde iletişimden söz edilemez. Kültürel bir miras olan aile bağlarımıza bu şekilde zarar veriyoruz. Ekran bağımlılığı, etkisi uzun süreye yayıldığı ve zihinsel semptomlar gösterdiği için yeterli önem verilmiyor. Ancak bu bağımlılık, en az kimyasal bağımlılıklar kadar tehlikelidir" uyarısında bulundu.
ÇÖZÜM: ZİHİNSEL SAĞLIĞI KONTROL ALTINA ALMAK
Zihinsel sağlığın fizyolojik sağlık kadar önemli olduğunun altını çizen uzmanlar, ekran kullanımının bilinçli bir düzeye çekilmesi gerektiğini savunuyor. Ailece geçirilen nitelikli zamanların artırılması, teknoloji kullanımına sınır getirilmesi ve çocuklara spor ile sanat alanında örnek olunması, dijital esaretten kurtulmanın anahtarı olarak gösteriliyor. Bağımlılığın sadece ekran başında geçirilen zaman değil, o ekran kapandığında hissedilen yoksunluk ve huzursuzluk hali olduğu hatırlatılıyor.
Editör Notu
Psikolog Meryem İlhan’ın "Çocuklar harika gözlemcilerdir" tespiti, dijital bağımlılıkla mücadelede iğneyi kendimize batırmamız gerektiğini gösteriyor. Elinde akıllı telefonla çocuğuna "tableti bırak" diyen bir ebeveynin inandırıcılığı maalesef yoktur. Aile içi iletişimin ekranlara kurban edilmesi, sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir yalnızlaşma krizidir. Zihinsel sağlığımızı korumak için bazen fişi çekmek ve göz göze gelmek, en modern tıbbi müdahaleden daha etkilidir. Lütfen sevdiklerinizin yüzüne ekrandan daha çok bakın.
Ekran bağımlılığı ve aile içi iletişim üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Evinizde teknoloji kullanımıyla ilgili hangi kuralları uyguluyorsunuz? Deneyimlerinizi ve çözüm önerilerinizi yorumlarda paylaşın.