“Dijital Erkeklik” Krizi: Şiddet Dili Nasıl Normalleşiyor?

Sosyolog Dr. Nihan Kalkandeler Özdin, dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin nasıl sıradanlaştığını ve erkeklik algısının şiddetle nasıl yeniden üretildiğini değerlendirdi.

Haber Giriş Tarihi: 19.02.2026 10:56
Haber Güncellenme Tarihi: 19.02.2026 10:56

Üsküdar Üniversitesi’nden Sosyolojik Değerlendirme

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.

Özdin’e göre mesele yalnızca bireysel sapmalar değil; erkekliğin nasıl öğretildiği, nasıl ödüllendirildiği ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğiyle ilgili yapısal bir sorun.

“Erkeklik Güç ve Kontrol Üzerinden Tanımlanıyor”

Özdin, erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlandığını belirtiyor. Yıllar boyunca erkeklere değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiğinin öğretildiğini ifade eden Özdin, bu durumun eşitlikçi ilişki kurmayı zorlaştırdığını söylüyor.

“Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz.”

Kaybedildiği düşünülen gücü yeniden kurma çabasının bazı durumlarda daha sert ve tahakkümcü davranış biçimlerine yol açabildiğini vurguluyor.

Dijital Alanlarda Mesafe Hissi

İnternetin yarattığı anonimlik ve mesafe hissinin sınırları esnekleştirdiğini belirten Özdin, kapalı gruplarda üretilen dilin zamanla gündelik hayata taşındığını ifade ediyor.

“Bir yandan ‘her şeyi söyleyebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi, diğer yandan başka bir insanın mahreminin fütursuzca metalaştırılması aynı anda karşımıza çıkıyor.”

Kadını nesneleştiren ifadelerin tekrarlandıkça sıradanlaştığını ve sorgulanmaz hale geldiğini vurguluyor.

WhatsApp Grupları: Erkekliğin Onay Alanı

Özdin’e göre ilk bakışta masum görünen WhatsApp grupları, bazı durumlarda erkekliğin kolektif olarak onaylandığı alanlara dönüşebiliyor.

Bu tür gruplarda:

Kadın üzerinden kurulan dil

Aidiyet ve onay mekanizması

Erkekliğin belirli bir biçiminin “makbul” kabul edilmesi

toplumsal bir çıkmazın işareti olarak değerlendiriliyor.

Zorbalık Bir Aidiyet Diline Dönüşüyor

Erkek çocuklarının çoğu zaman kırılganlık ve korku gibi duyguları ifade etmeyi değil bastırmayı öğrendiğini belirten Özdin, bastırılan duyguların öfke ve saldırganlık olarak dışa vurulabildiğini söylüyor.

Zorbalık bu noktada yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın ve kabul görmenin yolu haline gelebiliyor.

Neden Geç Fark Ediliyor?

Eğitim ve iş hayatında başarı ve performansın ön plana çıktığını, ilişkisel ve etik boyutların geri planda kaldığını belirten Özdin, erkekliğin görünmez bir norm olarak kabul edilmesinin erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına yol açtığını ifade ediyor.

Sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli kültürel koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini söylüyor.

“Erkekliği Yeniden Tanımlamak Gerekiyor”

Özdin’e göre çözüm, erkekliği güç ve tahakküm üzerinden değil; sorumluluk, eşitlik ve yüzleşme üzerinden yeniden tanımlamakta.

“Bu mesele sadece kadınların değil, erkeklerin de sorunu. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor ve duygusal olarak yoksullaştırıyor.”

Erkek çocuklara erken yaştan itibaren duyguları tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerilerinin kazandırılmasının önemine dikkat çekiyor.