
Rize’nin Ardeşen ilçesinde termometreler eksiyi gösterirken, Kaçkar Dağları’nın eteklerinde "iç titreten" ama bir o kadar da eğlenceli anlar yaşandı. "Bize her yer yaz" diyen 60 çılgın yüzücü, kar yağışı altında kısmen buz tutmuş göle balıklama daldı. Sudan çıkanlar ise titremek yerine horon tepti.
Karadeniz insanının hırçın doğası ve bitmek bilmeyen enerjisi, Rize'nin Ardeşen ilçesinde düzenlenen 10. Kış Yüzme Şenliği'nde bir kez daha tescillendi. Deniz seviyesinden tam 1300 metre yükseklikteki Deremezra köyünde (yayla), bu yıl 10'uncusu gerçekleştirilen etkinlik, Rize ve çevre illerin yanı sıra İstanbul ve İzmir gibi uzak şehirlerden gelen yaklaşık 500 adrenalin tutkununu bir araya getirdi.
Kısmen Buz Tutan Gölde "Şok" Etkisi
Etkinliğin yapıldığı gölün yüzeyi yer yer buz tutmuştu ve lapa lapa kar yağıyordu. Normal şartlarda montla bile durmanın zor olduğu bu ortamda, mayolarını giyen 60 cesur katılımcı, izleyenlerin şaşkın bakışları arasında kendilerini dondurucu suya bıraktı. Kimi suya girer girmez çığlığı bastı, kimi ise soğukkanlılıkla yüzmeye çalıştı. Göle girmeyen diğer katılımcılar ise o anları cep telefonlarıyla kaydederken, aslında onlar da izlerken üşüdü.
"İnsan Gençken Denemeli"
Etkinlik için ta İzmir’den kalkıp gelen Ekin Atar, yaşadığı deneyimi "delilik" olarak tanımladı. Arkadaşının teşvikiyle bu maceraya atıldığını belirten Atar, "Her yıl gelen arkadaşım sayesinde burayı keşfettim. O suya girdiğinde deli olduğunu düşünüyordum, şu an kendimin de deli olduğunu düşünüyorum. Ama çok hoştu, bir daha olsa yine girerim. Bence herkes yapmalı, hayata bir kez geliyoruz, gençken denemek lazım" diyerek duygularını paylaştı.
15 Yaşındaki Pelin: "Resmen Cildim Acıdı"
Festivalin en genç katılımcılarından biri olan 15 yaşındaki Pelin Şaşmaz ise ilk tecrübesini şu sözlerle anlattı: "Babamlar 3 senedir geliyordu, ben de bu sene cesaretimi toplayıp denemek istedim. Girdiğimde nefesim kesildi, su o kadar soğuktu ki resmen cildim acıdı. Ama bence çok güzeldi, kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir şey."
Suya giren bir diğer katılımcı Ali Banko da soğuğun keskinliğini vurgulayarak, "Hava dışarıda ılıman gibi dursa da su çok soğuktu. Vücudumda yanma hissettiğim için sadece 2 dakika durabildim" dedi.
Isınmanın Yolu: Organik Çay ve Horon
Buz gibi sudan çıkanların ilk durağı, gürül gürül yanan kamp ateşi oldu. Etkinliği organize eden doğa aktivisti Hasan Önder, "Fırtına Vadisi'nin doğu kolunda bu yıl 10. kez toplandık. 60 kişi o buz gibi suya girdi ve çıkar çıkmaz dünyanın en organik çayıyla ısındılar" ifadelerini kullandı. Isınmanın en etkili yolu ise tabii ki Karadeniz klasiği olan horondu. Sudan çıkanlar, tulum eşliğinde ateş başında saatlerce horon teperek vücut ısılarını dengeledi.
İstanbul’dan sırf bu heyecan için gelen İrfan Önder ise, "Bu zamana kadar 7 kez girdim, 3 tanesini kaçırdım. Şu an ayaklarım çıplak ama alıştıktan sonra hiçbir şey olmuyor. Yörenin turizmle şenlenmesi bizi çok mutlu ediyor" diyerek etkinliğin turizme katkısına dikkat çekti.
EDİTÖRÜN NOTU: KARADENİZ USULÜ KRİYOTERAPİ
"Açıkçası dünyanın dört bir yanında 'Kriyoterapi' (soğuk tedavisi) için binlerce dolar harcanırken, Rizeliler bu işi bedavaya ve çok daha eğlenceli bir hale getirmiş durumda. Buzlu suya girmek, bağışıklık sistemi için bir şok etkisi yaratır ve vücudu dinçleştirir (tabii kalbiniz sağlamsa!). Ancak bu festivalin en güzel yanı, o soğuktan ziyade insanları bir araya getiren o sıcak ortam. İzmir'den kalkıp Rize'nin bir yaylasında buzlu suya girmek, sonra da tanımadığınız insanlarla el ele horon tepmek... İşte buna 'anılar biriktirmek' denir. O 60 cesur yüreği tebrik ediyorum, izleyen 440 kişiye de seneye 'mayonuzu unutmayın' diyorum!"
HABER ÖNERİSİ: Beyaz Cennet'te Sömestir İzdihamı: Pistlerde Adım Atacak Yer Kalmadı