
Kendisi de deprem gerçeğiyle yoğrulmuş bir şehir olan Düzce’nin kurtarma ekipleri, 3 yıl önce 6 Şubat sabahı aldıkları haberle hiç düşünmeden yola koyuldu. İstikamet, kıyametin koptuğu yerlerden biri olan Elbistan’dı. Düzce Belediyesi İtfaiyesi ve Afet İşleri ekipleri, aradan geçen yıllara rağmen hafızalarından silinmeyen o "can pazarını" anlattı.
"Korkuyu Dışarı Yansıtmadık"
Elbistan’a vardıklarında şehrin yok olduğunu gören ekipler, bir yandan zamanla yarışırken diğer yandan kendi canlarını hiçe saydı. İtfaiye eri Ömer Faruk Özcan, o anki psikolojiyi, "Depremin ilk saatlerinde artçılar çok yoğundu. Enkaz altında çalışırken biz de sallanıyorduk. Korktuk ama bunu dışarı yansıtmamaya çalıştık, çünkü insanlar bizden umut bekliyordu" sözleriyle özetledi.
Özcan, enkazdan sağ çıkardıkları Mahmut isimli depremzede için verdikleri 20 saatlik mücadeleyi ise hiç unutmuyor: "Birkaç saat geciksek bacağı kesilecekti. Onu sağ salim çıkardığımızdaki o sevinç, uykusuz geçen 3 günün tüm yorgunluğunu sildi."
Bir Babanın En Zor Bekleyişi
Afet İşleri Müdürü Mehmet Caner Polat ise enkaz başındaki trajedilere değindi. Polat’ın anlattığı bir anı, felaketin boyutunu gözler önüne serdi: "Bir anne ve iki evladı enkazdaydı. Oğlunu sağ çıkardık. Baba umutla bekliyordu ama eşi ve kızının maalesef cenazelerine ulaştık. Onları çıkarmadan önce babanın oradan uzaklaşmasını istedik. O babanın bakışları, o an yaşadığımız çaresizlik hafızamızdan silinmiyor."
"Her Yere Yetişememek Bizi Yaraladı"
İtfaiye eri Hakan Hüseyin Menekşe, en büyük zorluğun "seçim yapmak" olduğunu vurguladı. Yıkılan binalar yüzünden kapanan yollarda ilerlemeye çalışırken insanların araçlarının önünü kestiğini belirten Menekşe, "Herkes 'Buradan ses geliyor, yardım edin' diye yalvarıyordu. O an her yere aynı anda yetişememek, bir kurtarıcı için en ağır yük" ifadelerini kullandı.
Uyarı: "Toplanma Alanınızı Öğrenin"
Yaşanan acıların tekrar etmemesi için uyarılarda bulunan ekipler, binanın sağlamlığı kadar bireysel hazırlığın da şart olduğunu vurguladı. E-Devlet üzerinden toplanma alanlarının kontrol edilmesi ve acil durum çantalarının hazır tutulması, hayatta kalmak için atılacak en basit ama en hayati adım.
Editörün Notu: "Kurtarma ekiplerini genellikle 'süper kahraman' gibi görürüz; duygusuz, yorulmaz ve korkusuz... Oysa Düzce ekibinin 'Korkuyu içimize attık' itirafı, yapılan işin ne kadar insani ve ne kadar zor olduğunu hatırlatıyor. Onlar enkazdan sadece bedenleri değil, o anın travmasını da sırtlanıp çıkıyorlar. 3 yıl sonra bile 'Gözümün önünden gitmiyor' demeleri, enkazın ruhsal ağırlığının hala kalkmadığının kanıtı."
HABER ÖNERİSİ: 65 Saniye Yetti: “Her Şeyimiz Bir Anda Değişti”