Babasının emanetini sırtlandı, 8 kardeşini bal ile okuttu

Düzce Yığılca’da yaşayan 63 yaşındaki Hacer Uğurlu, 45 yıldır arıcılıkla hem ailesinin kaderini değiştirdi hem köyüne eser kazandırdı.

Haber Giriş Tarihi: 16.01.2026 16:00
Haber Güncellenme Tarihi: 16.01.2026 16:00

DÜZCE’nin Yığılca ilçesine bağlı Hocatman köyünde yaşayan Hacer Uğurlu (63), genç yaşta kaybettiği babasından kalan arıcılık mesleğini yıllar boyunca büyük bir özveriyle sürdürerek örnek bir yaşam hikâyesine imza attı. Hiç evlenmeyen Uğurlu, 45 yıllık emeğiyle 8 kardeşini okuttu, ailesinin geleceğini arıcılıkla şekillendirdi.

Yaklaşık 45 yıl önce yalnızca 10 kovanla arıcılığa başlayan Hacer Uğurlu, babasını kaybettikten sonra ailesinin sorumluluğunu üstlendi. Zorlu doğa şartlarına, ekonomik sıkıntılara ve kırsalda bir kadın olarak çalışmanın güçlüklerine rağmen üretimden vazgeçmeyen Uğurlu, bugün 300 kovanla arıcılık yapıyor. Yıllık ortalama 1 ton çiçek ve kestane balı üreten Uğurlu, Yığılca balının marka değerine de önemli katkı sağlıyor.

Arıcılıktan elde ettiği gelirle kardeşlerinin eğitimine destek olan Hacer Uğurlu’nun ailesinde biri doktor, biri öğretmen, biri polis olurken, diğer kardeşleri de lise eğitimlerini tamamladı. Uğurlu, yalnızca kendi ailesi için değil, köydeki birçok insan için de ilham kaynağı oldu.

Mesleğini geliştirmek için çeşitli eğitimlere katılan Hacer Uğurlu, bal üretiminin yanı sıra propolis ve arı zehri üretimi de yapıyor. Bilinçli üretim sayesinde verimin arttığını belirten Uğurlu, yayla alanlarında kovan başına 50-60 kiloya kadar bal elde edilebildiğini ifade ediyor. Üretim alanlarının akademisyenler tarafından da incelendiğini söyleyen Uğurlu, bazı uzmanların kendisinden arı satın aldığını dile getiriyor.

Arıcılıktan kazandığı gelirle köyüne mescit yaptıran Hacer Uğurlu, üretmenin ve paylaşmanın mutluluğunu yaşadığını belirtiyor. Kardeşlerinin de arıcılıkla ilgilendiğini söyleyen Uğurlu, onların kovanlarının bakımını da kendisinin yaptığını ifade ediyor.

Arıcılığı herkese tavsiye eden Hacer Uğurlu, “Arılar sayesinde kardeşlerimi okuttum, aileme faydalı oldum. Bu meslek sabır istiyor ama karşılığını veriyor. İsteyen herkes yapabilir, güzel kazançlar elde edebilir” diyerek özellikle gençlere üretime yönelmeleri çağrısında bulundu.

Hacer Uğurlu’nun hikâyesi, emeğin, sabrın ve toprağa bağlı kalmanın bir insanın ve bir ailenin kaderini nasıl değiştirebileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Editör Notu

Bu haber, kırsalda emeğin sessiz ama derin gücünü bir kez daha hatırlatıyor. Hacer Uğurlu’nun hikâyesi yalnızca bir üretim başarısı değil; aynı zamanda sorumluluk, fedakârlık ve direncin somut bir karşılığı. 45 yıl boyunca doğayla mücadele ederek, sabırla ve inatla arıcılığı sürdüren bir kadının, ailesinin kaderini bal peteği gibi ilmek ilmek örmesi kolay anlatılabilecek bir başarı değil.

Bugün sıkça konuşulan “kırsalda kadın emeği”, “üretimde sürdürülebilirlik” ve “yerel kalkınma” kavramlarının hepsi bu hikâyede ete kemiğe bürünüyor. Hacer Uğurlu, herhangi bir teşvik programının, sloganın ya da kampanyanın ötesinde; üretmenin, paylaşmanın ve vazgeçmemenin ne anlama geldiğini bize gösteriyor. Arıcılıkla yalnızca geçimini sağlamamış, kardeşlerini okutmuş, köyüne mescit kazandırmış ve yaşadığı coğrafyaya değer katmış.

Bu satırları okurken akılda kalması gereken en önemli nokta şu: Kırsalda üretim hâlâ mümkün, hâlâ değerli ve doğru destekle hâlâ geleceğe umut olabiliyor. Hacer Uğurlu’nun hikâyesi, özellikle gençlere ve kadınlara “imkânsız” denilen şeylerin aslında sabırla nasıl mümkün hale geldiğini anlatıyor. Biz de bu hikâyeleri görünür kılmayı, unutturmamayı ve çoğaltmayı bir editoryal sorumluluk olarak görüyoruz.

Haber Önerisi: Kanalizasyonda Çalışıyordu, Şimdi Alevlerle Savaşıyor: "Bu Bir Tutku"