
Ordu’nun Fatsa ilçesinde yaşayan Hasan ve Adem Biliş kardeşlerin hikayesi, azmin ve meslek aşkının bedensel engelleri nasıl aştığını, "ekmek davası"nın her türlü zorluğun üstesinden nasıl geldiğini gözler önüne seriyor. Dolunay Mahallesi’ndeki kendilerine ait küçük atölyelerinde yarım asra yakın süredir soba imalatı yapan iki kardeş, hayatlarının en büyük talihsizliğini aynı tezgahta, aynı makinede yaşadı. Aralarında sadece iki yıl farkla, aynı pres makinesinde parmaklarını kaybeden Biliş kardeşler, yaşadıkları bu ağır travmaya ve fiziksel kayba rağmen işlerine küsmedi. 48 yıldır çekiç seslerinin susmadığı atölyede, eksik parmaklarıyla üretime devam eden ustalar, çalışma azimleriyle görenlerin takdirini topluyor.
Aynı Pres Makinesi İkisini de Yaraladı
Hasan Biliş (70) ve kardeşi Adem Biliş (67), geçimlerini sağladıkları soba atölyesinde kaderin acı bir cilvesiyle karşılaştı. İki kardeşin hayatını değiştiren ilk kaza 1996 yılında meydana geldi. Soba parçalarını şekillendirmek ve sac bükmek için pres makinesinin başına geçen ağabey Hasan Biliş, bir anlık dalgınlık sonucu elini makinenin dişlilerine kaptırdı ve sağ elinin 4 parmağını kaybetti. Bu üzücü olaydan sadece iki yıl sonra, 1998 yılında ise "tarih tekerrür etti" dedirten bir olay yaşandı. Ağabeyinin yaşadığı acı tecrübenin aynısını yaşayan Adem Biliş, aynı pres makinesinde çalışırken 2 parmağını yitirdi. Ancak iki kardeş, uzuvlarını kaybetmelerine neden olan o makinenin başından ve atölyelerinden bir gün olsun ayrılmadı.
"Parmaklarımız Gitti Ama Sevgimiz Gitmedi"
Yaşadıkları iş kazalarının ardından mesleklerine küsmek yerine daha sıkı sarılan Biliş kardeşler, çalışma disiplinleriyle genç ustalara örnek oluyor. Dile kolay tam 48 yıldır bu mesleği icra ettiklerini belirten Hasan Biliş, yaşadıkları zorlu süreci ve bitmeyen meslek aşkını şu sözlerle anlattı:
"1996 yılında talihsiz bir kaza sonucu 4 parmağımı kaybettim. Benden tam iki sene sonra kardeşim de aynı şekilde, aynı makinede 2 parmağını kaybetti. Bu bizim için hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük bir imtihandı. Ancak biz bu işi severek yapıyoruz. Hem ben hem de kardeşim, parmaklarımız olmadığı halde, eksik ellerimizle çalışmaya devam ediyoruz. Parmaklarımızı kaybettik ama işimize olan sevgimizi, bağlılığımızı ve üretme heyecanımızı asla kaybetmedik. Sağlığım ve ömrüm el verdiği müddetçe bu atölyeye gelip soba yapmaya devam edeceğim."
Baba Mesleğini Oğulları Devralıyor
Adem Biliş de ağabeyi gibi hiçbir engeli bahane etmediklerini, kazadan sonra hayata küsmediklerini vurguladı. 1998’deki kazadan sonra "iş bitti" demediklerini belirten Adem Biliş, "Ağabeyimle birlikte işimizi büyük bir tutkuyla yapıyoruz. Engel tanımıyoruz, çalışmak bizi hayata bağlıyor. Gücümüzün yettiği son ana kadar soba üretmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. İki kardeşin bu zorlu yolculuğunda en büyük destekçileri ve mirasçıları ise çocukları oldu. Hasan ve Adem Biliş’in iki oğlu da babalarının yanında çalışarak hem mesleğin inceliklerini öğreniyor hem de babalarına destek olarak aile geleneğini sürdürüyor.
EDİTÖRÜN NOTU: EKMEK DAVASI KORKUYU YENER
"Bir makine düşünün ki; önce ağabeyin elini, iki yıl sonra kardeşin elini alıyor. Normal şartlarda insan o makinenin yanına yaklaşmaya korkar, o atölyeye girmek bile istemez. Psikolojide buna 'travma sonrası kaçınma' denir. Ancak Biliş kardeşlerin hikayesi, Anadolu insanının 'ekmek davası'nın ve meslek aşkının, korkudan daha baskın bir duygu olduğunu kanıtlıyor. Aynı tezgahta, aynı acıyı yaşayıp, yine aynı tezgahta üretmeye devam etmek, sadece fiziksel güçle değil, demir gibi bir iradeyle açıklanabilir. Onların elleri eksik olabilir ama yürekleri tam."
HABER ÖNERİSİ: 6 YAŞINDA BAŞLADI, 54 YILDIR DURMADI: SADECE 700 GRAM İP İÇİN BİR ÖMÜR