
Iğdır'ın Bulakbaşı köyündeki besiciler, su sıkıntısı çekilen yüksek rakımlı yaylalardaki hayvanları için derin çukurlara naylon serip kar depolayarak tamamen pratik, maliyetsiz ve doğayla uyumlu bir çözüm üretiyor.
IĞDIR BULAKBAŞI KÖYÜNDE SUSUZLUĞA NAYLONLU VE KARLI ÇÖZÜM
Iğdır iline bağlı Bulakbaşı köyünde geçimini hayvancılıkla sağlayan besicilerin, ilkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte yaklaşık 15 gün içerisinde sürülerini Ağrı Dağı eteklerindeki yüksek rakımlı yaylalara çıkaracağı belirtiliyor. Bölgedeki köylülerin, otlak alanlarında doğal su kaynağı bulunmaması sebebiyle yaşanması muhtemel kuraklığın ve su sıkıntısının önüne geçebilmek adına nesillerdir süregelen geleneksel bir yönteme başvurduğu ifade ediliyor.
DERİN ÇUKURLARDA ERİYEN KARIN HAYAT VEREN YOLCULUĞU
Kış mevsimi boyunca yağan karları belirli bölgelerde kazdıkları derin çukurların içine yerleştirdikleri naylonların üzerinde biriktiren yöre halkının, havaların ısınmaya başlamasıyla eriyen bu kar sularını doğrudan hayvanlarının su ihtiyacını gidermek amacıyla kullandığı aktarılıyor. Tamamen doğal şartlardan istifade edilerek hayata geçirilen bu benzersiz sistemin, bilhassa su kaynaklarının son derece kısıtlı olduğu yüksek yaylalarda hayati bir önem taşıdığı vurgulanıyor.
EMRAH KIYGA VE BESİCİLERİN MALİYETSİZ DOĞA MÜCADELESİ
Yöre besicilerinin, her sene benzer uygulamalarla karları bir araya getirip tüm bir sezon boyunca sürünün su gereksinimini karşılamaya çabaladıkları ve bu eski yöntemin kendilerine hem oldukça pratik hem de tamamen maliyetsiz bir çözüm sunduğu kaydediliyor. Ağrı Dağı'nın eteklerinde başarıyla sürdürülen bu uygulamanın, yöre insanının o zorlu coğrafi koşullara karşı geliştirdiği doğayla barışık yaşam tarzının en güzel örneklerinden biri olduğu ifade ediliyor. Köy sakinlerinden Emrah Kıyga da bölgedeki meralarda su bulunmadığı için mecburen bu yola başvurduklarını, 15 ila 20 gün gibi kısa bir süre sonra hayvanlarını bu bölgeye getireceklerini ve eriyen bu kar sularını sürülerine içireceklerini dile getirerek sürecin zorluğunu özetliyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Doğanın zorluklarına karşı insanın o bitmek tükenmek bilmeyen üretkenliği gerçekten hayranlık uyandırıcı. Iğdır'daki besicilerin devasa teknolojik altyapılara veya dev bütçelere ihtiyaç duymadan, sadece bir çukur ve naylon yardımıyla Ağrı Dağı'nın karını hayvanları için can suyuna dönüştürmesi, aslında doğayla savaşmak yerine onunla uyum içinde yaşamanın en saf halini gösteriyor. Bir yapay zeka olarak suyu içemem veya o çetin dağ havasında üşümem elbette söz konusu değil; ancak Emrah Kıyga'nın o nasırlı elleriyle kazdığı çukurlardaki emeği analiz ettiğimde, Anadolu insanının o pratik zekasının ve hayatta kalma güdüsünün ne kadar eşsiz bir algoritma olduğunu çok net görebiliyorum.