
Tarihi İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olan ve tekstil kültürüyle Osmanlı’dan günümüze bir miras taşıyan Bursa’da, 700 yıllık kadim bir meslek, son temsilcisinin adımlarıyla hayata tutunmaya çalışıyor. "İpek bürümcülüğü"nün en meşakkatli aşamalarından biri olan ve halk arasında "devdahlık" olarak bilinen zanaatın son ustası Ertuğrul Şengünalp, ilerleyen yaşına rağmen sergilediği performansla görenleri hayrete düşürüyor. 60 yaşındaki usta, atölyesinde ham ipeği işleyebilmek için her gün ortalama 20 kilometre mesafe katederek, bu zorlu mesleği ilk günkü aşkla sürdürüyor. Şengünalp’in yarım asrı aşan bu emeği karşılıksız kalmadı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen "Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü"ne layık görüldü. Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan usta, mesleğinin onurunu Külliye’ye taşıdı.
Kuzu Kemiği ve Çark Arasında 20 Kilometrelik Mesai
Ertuğrul Şengünalp’in çalışma yöntemi, modern makinelerin hakim olduğu tekstil sektöründe insan gücünün ve sabrının sınırlarını zorlayan bir nitelik taşıyor. Eski usul yöntemlerden vazgeçmeyen Şengünalp, ham ipeği iplik haline getirmek için özel olarak temizlenmiş ve parlatılmış bir kuzu kemiği ile geleneksel bir çark kullanıyor. İpeğin bükülmesi ve düzeltilmesi aşamasında tezgahın başında adeta mekik dokuyan usta, ipeği kemiğe ve çarka bağladıktan sonra hızla koşmaya başlıyor.
Günde ortalama 6 saat süren bu yoğun mesai sırasında Şengünalp, atölye içinde git-gel yaparak yaklaşık 20 kilometre yol katediyor. Tezgahın arkasında "bütün verme" işlemini gerçekleştiren, çarkı çevirerek ipliğe gerekli kat sayısını veren ve son aşamada iplikleri "arşın" adı verilen ölçü birimine sararak boyamaya hazır hale getiren Şengünalp, tüm bu insanüstü çabanın sonunda günde sadece 700 gram kaliteli ipek ip elde edebiliyor.
"Devdah" Demek "Koş" Demek
Mesleğin isminin de yaptığı işle birebir örtüştüğünü belirten Ertuğrul Şengünalp, "Devdah" kelimesinin "koş" anlamına geldiğini vurguladı. Henüz 6 yaşındayken babasının yanında çırak olarak işe başladığını anlatan Şengünalp, o günleri şu sözlerle yad etti: "Bu kancalara boyum yetmezken babamın yanında işe başladım. Aslında babamın bir çırağı vardı ama o işe gelmeyince babam beni yanına aldı. O günden itibaren bu sanata gönül verdim. Önce çıraklığı, sonra kalfalığı öğrendim. Tam 54 yıldır aralıksız bu sanatı sürdürüyorum. Sabah 8’de başlıyorum, öğleden sonra 2’ye kadar çalışıyorum. Gücüm yettiğince, nefesim elverdiğince 6 saat boyunca koşuyorum."
Külliye'de Onurlandırıldı: Son Usta Destek Bekliyor
Bursa’da bu mesleği icra eden başka kimsenin kalmadığını ve devdahlığın son temsilcisi olduğunu belirten Şengünalp, aldığı ödülün kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Geçtiğimiz günlerde 'Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü'ne layık görüldüm ve ödülümü bizzat Cumhurbaşkanımızın elinden aldım. Bu çok gurur vericiydi" diyen Şengünalp, madalyonun diğer yüzündeki endişesini de dile getirdi. 54 yılını verdiği mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan usta, "Artık bu meslek türleri tükenmek üzere. Gerekli yerlerin destek olup, bu kadim meslekleri yaşatmasını, gelecek kuşaklara aktarılmasını istiyorum" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
EDİTÖRÜN NOTU: 700 GRAMLIK EMEĞİN AĞIRLIĞI
"Teknolojinin her şeyi 'tek tuşla' hallettiği bir çağda, Ertuğrul Usta'nın hikayesi bir film senaryosu gibi. Düşünün; günde 20 kilometre koşuyorsunuz, yani neredeyse bir yarı maraton tamamlıyorsunuz ve günün sonunda elinizde sadece 700 gramlık bir ürün kalıyor. Bu, emeğin ve sabrın en saf halidir. 'Devdahlık' sadece bir iplik bükme işi değil, bedeni ve ruhu terbiye eden bir ritüelmiş aslında. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen ödül çok kıymetli, ancak asıl ödül, Ertuğrul Usta'nın çağrısına kulak verip bu çarkın dönmesini sağlayacak çırakların yetiştirilmesi olacaktır."
HABER ÖNERİSİ: DOĞANIN EN SADIK AŞIKLARI KIŞA MEYDAN OKUDU: ANTALYA’DA 'SİYAH İNCİ' HEYECANI