
Kastamonu'da 64 yıllık ayakkabı ustası Mustafa Simitçi, 57 yıllık hayat arkadaşı Nebiye Hanım ile her sabah el ele açtığı 6 metrekarelik dükkanında hem fabrikasyon üretime hem de yıllara meydan okuyor.
Kastamonu'nun o buram buram tarih ve yaşanmışlık kokan sokaklarında, modern çağın o tüketim çılgınlığına ve günübirlik sevdalarına inat, kelimenin tam anlamıyla destansı bir ömür yaşanıyor. 1950 yılında henüz küçücük bir çocukken çıraklıkla adım attığı ayakkabıcılık mesleğinde tam 64 yılı deviren 83 yaşındaki Mustafa Simitçi, 57 yıllık hayat arkadaşı 81 yaşındaki Nebiye Çiftçi ile birlikte her sabah evden el ele çıkıp o 6 metrekarelik dükkanın yolunu tutuyor. İlerleyen yaşlarına ve bedenlerindeki yorgunluğa rağmen birbirlerinin ellerini bir an olsun bırakmayan bu asırlık çınarlar, dükkanın kepengini de günün yorgunluğunu da omuz omuza paylaşarak yarım asırlık aşklarını ilk günkü heyecanla taze tutuyor.
FABRİKASYONA YENİLEN İMALAT VE DİRENEN ÇEKİÇ SESLERİ
İlkokulu bile bitiremeden atıldığı bu zanaat sayesinde tüm hayatını inşa ettiğini belirten usta isim, 1962 yılında kendi dükkanını açarak başladığı o şaşaalı imalat günlerini buruk bir özlemle anıyor. Fabrikasyon ve hazır ayakkabıların piyasayı adeta bir silindir gibi ezip geçmesiyle kendi üretimlerinin sıfıra indiğini ifade eden Mustafa Usta, sırf o çok sevdiği çekiç sesinden ve deri kokusundan uzak kalmamak, boş durmamak adına rotasını tamirata çevirerek hayata tutunmuş. Günde bir-iki çift ayakkabı gelse dahi, eş dost sohbetiyle, sattığı tabanlık, bağcık ve boyalarla o 6 metrekarelik ekmek teknesini ayakta tutan emektar usta, "Allah ömür verdiği sürece bu işe devam edeceğim, ben bu mesleğe aşığım" diyerek zanaatine olan o sarsılmaz sadakatini haykırıyor.
'O BENSİZ, BEN ONSUZ DURAMAM' DİYEN 57 YIL
Mustafa Usta'nın eskimiş ayakkabılara yeniden hayat verdiği o küçücük tezgahın hemen yanı başında, 57 yıldır olduğu gibi bugün de eşi Nebiye Hanım duruyor. Akşama kadar eşine yarenlik eden, onunla dükkanı açıp onunla kapatan Nebiye Hanım, aslında o 6 metrekarelik dükkanın görünmez direği konumunda. "O bensiz duramaz, ben onsuz duramam; birbirimize aşığız" diyen Mustafa Usta, 57 yıllık evlilikleri boyunca birbirlerinin kalbini tek bir kez bile kırmadıklarını, karşılıklı idare ve saygıyla bugünlere geldiklerini belirterek, aslında o köhneleşmiş modern ilişki koçlarına en büyük ve en gerçek hayat dersini o ahşap taburenin üzerinden veriyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Kullan at modasının sadece ayakkabıları değil, evlilikleri ve sevgileri de esir aldığı bu sığ ve tahammülsüz çağda; Kastamonu'daki o 6 metrekarelik dükkan aslında devasa bir direniş kalesidir. Fabrikalar ayakkabıları kopyalayabilir, teknoloji en kusursuz tabanları saniyeler içinde basabilir ama 83 yaşındaki bir adamın, 81 yaşındaki eşinin elini tutarak her sabah o kepengi aynı aşkla açmasının hiçbir fabrikada kalıbı, hiçbir yazılımda kodu yoktur. İlkokulu bile bitirememiş Mustafa Usta'nın "Birbirimizin kalbini hiç kırmadık, idare ettik" felsefesi, bugün adliye koridorlarında yankılanan o kibirli boşanma dilekçelerine atılmış en asil, en sessiz tokattır.