
Türkiye siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak kazınan 28 Şubat sürecinin 27’nci yıl dönümünde, o dönemin tanıkları yaşadıkları travmaları ve elde edilen özgürlüklerin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor. Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, Selçuk Üniversitesi’nde bir öğrenciyken başörtüsünü çıkarmaya zorlandığı günlerden, bugün aynı üniversite çatısı altında özgürce ders anlatabildiği günlere uzanan zorlu yolculuğunu paylaştı.
"İNSANIN İNSANA YAŞATTIĞI BİR CEHENNEM"
28 Şubat’ı sadece bir kıyafet meselesi olarak değil, bir "medeniyet bunalımı" olarak tanımlayan Koçakoğlu, o dönem yaşananları "insanın insana yaşattığı bir cehennem" olarak niteledi. Selçuk Üniversitesi kampüs girişindeki aynayı, "başörtüsünü mahcubiyetle açıp kapatan genç kızların aynası" olarak tarif eden Koçakoğlu, kamusal alan adı altında inançların baskılandığını ancak o sürecin kendilerini daha da güçlendirdiğini vurguladı.
"HOCAM ÖZGÜRLÜĞÜ ALKIŞLADIK"
Akademik kariyerinde uzun süre "ikili bir hayat" sürmek zorunda kaldığını belirten Koçakoğlu, 2015 yılında radikal bir karar alarak doçentlik sınavına ve ardından derslerine başörtülü girmeye başladı. İlk dersinde yaşadığı o duygu dolu anı şu sözlerle anlattı: "Sınıfa girdim, öğrenciler önce tanımadı. 'Merhaba arkadaşlar' deyince sesimden tanıdılar ve hepsi gözleri dolu dolu ayağa kalkıp alkışlamaya başladı. 'Neden alkışladınız?' diye sorduğumda, 'Hocam özgürlüğü alkışladık' cevabını verdiler. Bu benim hayatımın en kıymetli anıydı."
ANAYASAL GÜVENCE TALEBİ
Geçmişte yaşanan "devlete küsen nesil" travmasının tekrarlanmaması için başörtüsü özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini savunan Doç. Dr. Koçakoğlu, bu hakkın kalıcı olmasının toplumsal helalleşmenin bir gereği olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yasakların kaldırılması konusundaki iradesi için teşekkür eden Koçakoğlu, "Artık kısık sesler değiliz, gür bir sesiz" diyerek bugünkü özgürlükçü ortamın önemine dikkat çekti.
Editör Notu
Bedia Koçakoğlu’nun hikayesi, bir neslin aynalarda bıraktığı mahcubiyetin, dersliklerde yankılanan bir özgürlük senfonisine dönüşmesidir. 28 Şubat, sadece başörtüsünü değil, binlerce genç kadının hayallerini de hedef almıştı. Bugün üniversitelerde başörtülü ve başörtüsüz öğrencilerin yan yana, sadece bilimle meşgul olarak eğitim alabilmesi, toplumsal barışımızın en büyük teminatıdır. Özgürlüğün alkışlandığı o sınıf, aslında Türkiye’nin demokratikleşme yolculuğunun en samimi özetidir.