
Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) 2026 Kampüs Buluşmaları’nda Türkiye’nin uzay alanındaki hedefleri masaya yatırıldı. Program, OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, yaptığı konuşmada Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalmaması gerektiğini söyledi. Dulkan, “Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz” dedi.
Dulkan, dünyanın en prestijli uzay etkinliklerinden biri olan IAC’nin tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirileceğini belirterek, uzay ekonomisinin hızla büyüdüğüne dikkat çekti. Küresel uzay ekonomisinin yaklaşık 600-700 milyar dolar seviyesine ulaştığını ifade eden Dulkan, 2030’lu yıllarda bu hacmin 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini söyledi. Uzay sektöründeki büyüme oranının yüzde 10’un üzerinde seyrettiğini kaydeden Dulkan, Türkiye’nin bu alanda daha fazla pay alması gerektiğini vurguladı.
Programa ayrıca astronot Tuva Cihangir Atasever, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Danışmanı ve IAC 2026 Direktörü Emine Doğruok ile IAC Uluslararası Program Komitesi Eş Başkanı Mustafa Arif Karabeyoğlu da katıldı.
OMÜ Rektörü Fatma Aydın ise uzay çalışmalarının artık yalnızca keşif değil, yüksek katma değer üreten stratejik bir ekonomik alan haline geldiğini belirtti. Aydın, küresel uzay ekonomisinin 2035 yılında 1,8 trilyon dolara yaklaşmasının beklendiğini ifade ederek, üniversitelerin bilgi üretimi ve insan kaynağı yetiştirme rolünün bu süreçte kritik olduğunu söyledi.
Bir gün süren etkinlik, katılımcıların sunumları ve tecrübe paylaşımlarıyla sona erdi.
Editör Notu
Uzay artık yalnızca bilim insanlarının değil, ekonomistlerin ve stratejistlerin de gündeminde. Trilyon dolarlık hacme yaklaşan uzay ekonomisinde söz sahibi olmak; teknoloji üretmek, insan kaynağı yetiştirmek ve uzun vadeli vizyon gerektiriyor. Samsun’daki buluşma, bu hedefin akademi ve kamu ayağında ciddiyetle ele alındığını gösteriyor.