
Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda geliştirilen Alzheimer ilacı için Faz I klinik araştırma başvurusu Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından değerlendirilmek üzere sunuldu.
İlaç adayı, TRUSTLIFE ile Atatürk Üniversitesi iş birliğinde geliştirildi. Keşif aşamasından klinik başvuru sürecine kadar tüm Ar-Ge faaliyetlerinin Türkiye’de yürütüldüğü bildirildi.
Türkiye’de geliştirilen özgün molekül
Söz konusu başvuru, Türkiye’de keşfedilen özgün bir molekülün klinik araştırma sürecine taşınması açısından tarihi bir ilk adım olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, Türkiye’nin yalnızca ilaç tüketen değil, aynı zamanda kendi molekülünü geliştirip klinik aşamaya taşıyan bir ülke olma yolunda önemli bir eşik olarak görülüyor.
15 yerli ilaç projesi yürütülüyor
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onaylı Türkiye’nin ilk ve tek sağlık teknolojileri odaklı Girişim Sermayesi Yatırım Fonu olan TRUSTLIFE bünyesinde farklı hastalık alanlarına yönelik 15 yerli ilaç projesi yürütülüyor.
Klinik aşamaya en yakın 5 ilaç adayı için Faz I başvuru sürecinin planlandığı, Alzheimer ilacının bu kapsamda ilk başvuruyu yaptığı bildirildi. Diğer 4 ilaç projesi için başvuruların mart, nisan ve mayıs aylarında TİTCK’ya sunulması hedefleniyor.
Ulusal kapasite güçlenecek
Faz I başvurusunun ardından TİTCK Başkanı Ahmet Ayar ziyaret edildi. Görüşmede, yerli ilaçların klinik araştırma süreçlerinin hızlandırılması ve Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi ülkeler arasına taşınması konuları ele alındı.
TRUSTLIFE İcra Kurulu Başkanı Dr. Bülent Denkdemir, bilim ekibi liderleri Prof. Dr. Adil Mardinoğlu ve Prof. Dr. Hasan Türkez ile Ahmet Hacımüftüoğlu’nun da katıldığı görüşmede, ulusal Ar-Ge kapasitesinin kalıcı şekilde güçlendirilmesi vurgulandı.
Kritik dönüm noktası
Tamamı Türkiye’de geliştirilen ilaç adaylarının klinik aşamaya taşınması, dışa bağımlılığın azaltılması ve yüksek katma değerli yerli üretimin artırılması açısından stratejik bir adım olarak görülüyor.
Uzmanlara göre bu süreç başarıyla ilerlerse, Türkiye sağlık teknolojilerinde sadece bölgesel değil küresel ölçekte de daha güçlü bir konuma ulaşabilir.