Haber Giriş Tarihi: 22.06.2026 10:58
Haber Güncellenme Tarihi: 22.06.2026 10:58

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında sık görülen kulak çınlamasının (tinnitus) bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade ederek, özellikle tek taraflı çınlamanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Özer, tıptaki adıyla ’tinnitusu’, dışarıda herhangi bir ses yokken, kişinin kulağında ya da beyninde ses duyulması olarak tanımlayıp, "Halk arasında ’Birisi beni andı’ şeklinde yorumlanan, gelip geçici seslerden farklı olarak; kişiler özellikle yalnız kaldığında, işini yaparken, uykuya geçerken ya da ’Acaba bende bir sorun mu var?’ diye düşündürecek şekilde sürekli duyduğu bir sesten bahsederler. Çok nadiren hem hastanın hem de muayene sırasında doktorun duyabildiği tinnitus türleri bulunur. Ancak en sık gördüğümüz durum, yalnızca hastanın duyduğu, çevresindekilerin duymadığı ve kişinin beyninde ya da kulaklarında algıladığı seslerdir" dedi. Beyin olmayan sesi algılıyor Kulak çınlamasının en önemli nedenlerinden birinin, işitmeyi sağlayan iç kulaktaki ve halk arasında ’salyangoz’ olarak bilinen yapıda bulunan tüylü hücrelerin hasar görmesi olduğunu vurgulayan Özer, "Özellikle gürültüye maruz kalan kişilerde bu hücreler zarar görebiliyor veya kaybolabiliyor. Bu durumda sesin algılanma biçimi değişir. Ses dalgaları sinirler aracılığıyla beyne iletilirken azalma olur ve beyin bu eksikliği telafi etmek amacıyla sinirlerde daha fazla aktivite oluşturur. Bu spontan sinirsel aktivite, gerçekte ses olmamasına rağmen beyin tarafından ses olarak algılanır. Burada algı çok önemli, aynı düzeyde çınlaması olan iki kişiden biri uyuyamazken bir diğer kişi zamanla çınlamaya alıştığını söyleyebilir. Bunun nedeni beynin ilgili bölgelerinin sesi farklı şekilde işlemesidir. Dolayısıyla çınlamanın kişiye etkisi bireysel farklılıklar gösterebilir" dedi. "Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir" Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat çeken Doç. Dr. Fulya Özer, "Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu durumda nazofarenks tümörlerinden işitme siniri tümörlerine kadar çeşitli nedenlerin araştırılması gerekir. Nabız atışı şeklinde hissedilen çınlamalarda damarsal anomaliler açısından inceleme yapılmalıdır. Çınlamaya baş dönmesi, ani işitme kaybı, yüz felci, kulak akıntısı veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan farklı hastalıkların ipucu olabilir. Bu nedenle çınlamayı tek başına değerlendirmiyoruz, eşlik eden bulgularla birlikte inceliyoruz. Bazen de tüm incelemelere rağmen belirgin bir neden saptanamayabiliyor. Hastanın işitmesi normal olabilir ve standart işitme testlerinde herhangi bir sorun görülemeyebilir. Ancak buna rağmen çınlama devam edebilir. Bu durumda iç kulaktaki hücrelerle sinirin birleşim noktalarında, standart testlerle kolayca tespit edilemeyen problemler olabileceğini düşünürüz. Daha ileri testlerle bu alanları değerlendirmeye çalışırız" şeklinde konuştu. "Tedavide amaç sesi değil, yaşam kalitesini iyileştirmek" Özer, sesi ortadan kaldırmadan önce çınlamaya eşlik eden hastalığın tedavisini önemsediklerini vurgulayarak, "Tedavide temel amacımız her zaman sesi tamamen ortadan kaldırmak değil, öncelikle çınlamaya eşlik eden bir hastalık varsa onu tedavi etmeye çalışmak. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise beynin sesi algılama düzeyini azaltmayı hedefleriz. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi süreci daha kolay ilerleyebiliyor ve bu kişilere işitme cihazı önerebiliyoruz. Günümüzde bazı işitme cihazlarının içinde tinnitusu maskeleyen beyaz gürültü sistemleri bulunuyor. Hastanın çınlamasının frekans ve şiddetinin belirlenmesinin ardından buna uygun beyaz gürültü sesleri, kişinin sevdiği müziklerin arka planına yerleştirilerek çınlama sesi maskeleniyor. Böylece hem işitme düzeliyor hem de çınlama algısı azaldığı için kişinin yaşam kalitesi artırabiliyor. İşitme kaybı olmayan hastalarda öncelikle hastaya çınlamanın nasıl oluştuğunu ayrıntılı şekilde anlatıyoruz. Hastalar, duydukları sesin neden oluştuğu ve ciddi bir beyin hastalığıyla ilişkili olup olmadığına dair kaygılanıyorlar. Çınlamanın mekanizmasını açıklamak bile çoğu zaman hastayı rahatlatabiliyor diye konuştu. Çınlamanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, uyku sorunlarına ve yoğun kaygıya yol açabildiğini belirten Özer, bu tür durumlarda bilişsel terapi gibi yöntemlerden yararlanıldığını söyledi. Özer, "Klinik ortamda çeşitli ölçekler ve anketler aracılığıyla çınlamanın kişinin günlük yaşamını ne derece etkilediğini değerlendiriyoruz. Gerekli gördüğümüz durumlarda ise hastalarımızı psikoloji veya psikiyatri desteğine yönlendiriyoruz" dedi. İlaç tedavisinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özer, vitamin ve mineral eksiklikleri ya da sistemik hastalıklar söz konusuysa öncelikle bunların tedavi edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bu tür sorunların bulunmadığı durumlarda ise kulak çınlamasını tamamen ortadan kaldıran, güçlü ve kesin etkili bir ilaçtan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Özer, bazı hastalarda ilaçların psikolojik rahatlama sağlayan plasebo etkisi gösterebildiğini de kaydetti. "Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat" Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, son olarak sağlıkla ilgili bilgilerin sosyal medya ve dijital platformlarda doğru kaynaklardan alınmasının önemini vurgulayarak, "Bu nedenle bilimsel ve uzman görüşlerine dayanan içeriklerin toplumla paylaşılması son derece değerlidir" diyerek sözlerini tamamladı.