Uzmandan Uyarı: Kirli Hava ve Sıcaklar Böbrekleri Vuruyor

Prof. Dr. Hüseyin Töz, sinsi ilerleyen böbrek hastalıklarının en büyük yeni tetikleyicisinin çevre kirliliği ve iklim krizi olduğunu açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 12.03.2026 07:04
Haber Güncellenme Tarihi: 12.03.2026 07:04

Türkiye'de yaklaşık 9 milyon, dünya genelinde ise 850 milyon insanın sessizce mücadele ettiği böbrek hastalıklarında tablo giderek ağırlaşıyor. 65 binin üzerinde hastanın hayata diyaliz makineleriyle tutunduğu ülkemizde, 2026 yılı Dünya Böbrek Günü'nün teması ezber bozarak "Böbrekler ve çevre sağlığı" olarak belirlendi. Bugüne kadar hep beslenme ve genetik faktörlerle anılan böbrek yetmezliğinin ardında artık çok daha acımasız ve küresel bir düşman yatıyor: İklim krizi ve çevre kirliliği.

KÜRESEL ISINMA VE KİRLİ HAVA BÖBREKLERİ VURUYOR

Acıbadem Kent Hastanesi Nefroloji ve Böbrek Nakli Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Töz, soluduğumuz havanın ve içtiğimiz suyun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Hastalığın bilinen risk faktörlerinin ötesine geçtiğini belirten Prof. Dr. Töz, o ürkütücü tabloyu tırnak içinde şu sözlerle özetliyor:

"Bazı ülkelerde böbrek hastalıkları daha sık görülüyor ve daha hızlı ilerliyor. Yapılan araştırmalara göre hava kirliliğinin, egzoz gazlarının, orman yangınları sonucu dağılan ve inşaat tozlarından kaynaklanan küçük partiküllerin böbrek hastalıklarıyla ilişkili olduğu belirlendi. Küresel ısınma ve aşırı sıcaklar insanlarda sıvı kaybına neden olmakta. Susuzluk buna eklendiğinde ciddi bir dehidratasyon tablosuyla karşı karşıya kalınmakta ve bu durum böbrekleri olumsuz etkilemektedir. Suyun ve toprağın ağır metallerle kontamine olması böbrekler üzerinde zararlı olmaktadır."

RİSK GRUPLARINA HAYAT KURTARAN TARAMA ÇAĞRISI

Böbreklerin, hastalık son evreye gelene kadar sessizce acı çektiğini ve belirti vermediğini vurgulayan uzman isim, özellikle risk altındaki bireylerin basit ama hayat kurtaran testleri aksatmaması gerektiğini şu hayati uyarılarla dile getiriyor:

"Şeker hastası, tansiyon yüksekliği olan, kilo fazlası olan, ailesinde böbrek hastası bulunanların yanı sıra tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve taş hastalığı olan kişilerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi lazım. Bir doktor tarafından muayene edilmeli, tansiyon ölçülmeli, kanda kreatinin tahlili ve bir de idrar tahlili yapılmalı. Aslında bu basit tetkikler küçük bir taramadır ve bize büyük fikirler verebilir. Hastaların ne olduğunu ve içeriğini bilmedikleri bitkisel ürünlerden de mutlaka uzak durmasını tavsiye ediyoruz."

8 ALTIN KURAL VE DOĞAYLA BARIŞMA ZORUNLULUĞU

Geri dönüşü olmayan o karanlık yola girmemek için yaşam tarzımızda yapacağımız ufak değişikliklerin altın değerinde olduğunu belirten Prof. Dr. Töz, "İdeal kilomuzu korumalıyız çünkü şişmanlık böbreğe doğrudan zararlı bir faktördür. Tansiyon ve şeker hastalarının kan değerlerini kontrol altında tutması gerekiyor. Doğal beslenmeli ve tuzdan kesinlikle uzak durmalıyız. İnsanlar susadıkça su içmeli, abartılı miktarda su tüketmemeli ancak susuz da kalmamalıdır. Ayrıca romatizmal ağrı kesiciler ve anjiyografik işlemlerde kullanılan bazı ilaçlar böbreğe zarar verebileceği için doktor kontrolü olmadan kullanılmamalıdır. Sigara her şeye olduğu gibi böbrekler için de zararlı bir etkendir ve bırakılması kuvvetle önerilir" diyerek şifa reçetesini yazıyor.

Sonuç olarak; doğaya verdiğimiz her zarar, yaktığımız her orman ve kirlettiğimiz her damla su, aslında kendi bedenimize, kendi böbreğimize indirdiğimiz ağır bir darbeden farksız. Çevreyi iyileştirmeden bedeni iyileştirmenin mümkün olmadığı bu yeni çağda, doğayla barışmak artık sadece vicdani bir sorumluluk değil, hayatta kalmanın en temel tıbbi zorunluluğudur.