Tüp Mide Sonrası Hormonal Devrim: Sadece Mide Değil Beyin de Değişiyor!

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yılmaz Polat, tüp mide ameliyatının sadece fiziksel bir küçülme değil, açlık hormonlarını susturan ve insülin direncini kıran bir süreç olduğunu belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 16:45
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 16:45

Obezite ile mücadelede modern cerrahinin en güçlü silahlarından biri olan tüp mide ameliyatı, Türkiye’de başarı oranlarıyla dünya standartlarını yakaladı. Medicana Sağlık Grubu’ndan Op. Dr. Yılmaz Polat, bu operasyonun başarısını sadece kilo kaybıyla değil, vücutta meydana gelen köklü hormonal ve metabolik iyileşmelerle tanımlıyor. Ameliyat sonrası hastaların %95 üzerinde memnuniyet oranına sahip olması, Türkiye’nin bu alanda uluslararası bir merkez haline gelmesini sağladı.

AÇLIK HORMONU 'GHRELIN'E CERRAHİ MÜDAHALE

Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık %70-80’i çıkarılarak muz şeklinde ince bir tüp haline getiriliyor. Ancak bu işlemin en kritik sonucu iştah üzerindeki etkisidir. Op. Dr. Yılmaz Polat, "Ameliyatla birlikte midenin açlık hormonu salgılayan kısmı çıkarıldığı için Ghrelin seviyesi ciddi oranda düşer. Yani sadece mide küçüldüğü için değil, beyne giden ‘açım’ sinyali azaldığı için iştah kesilir" dedi.

DİYABETTE HIZLI İYİLEŞME VE İNSÜLİN DİRENCİ

Ameliyatın en mucizevi etkilerinden biri henüz kilo kaybı tam gerçekleşmeden kan şekerinde görülen düzelmedir. Dr. Polat, operasyonun insülin direnci üzerinde olağanüstü bir etkisi olduğunu belirterek; birçok Tip 2 diyabet hastasının ameliyattan kısa süre sonra ilaçlarını doktor kontrolünde bırakabildiğini vurguladı. Bu süreçte vücut, kısıtlanan dış enerji yerine depolanmış yağları yakmaya odaklanarak metabolik bir dönüşüm başlatıyor.

TÜRK CERRAHLARIN TECRÜBESİ BAŞARIYI GETİRİYOR

Türkiye’nin obezite cerrahisinde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için çekim merkezi olduğunu hatırlatan Polat, başarıdaki teknik sebepleri şöyle sıraladı:

Vaka Sayısı ve El Alışkanlığı: Türk cerrahların yüksek operasyon hacmi komplikasyon yönetiminde tecrübe kazandırıyor.

Teknolojik Altyapı: JCI akreditasyonuna sahip hastanelerde kullanılan dünya standartlarındaki cihazlar güvenliği artırıyor.

Kilo Kaybı Oranları: Hastalar ilk 18 ayda fazla kilolarının %60-80’ini vererek hedeflerine ulaşıyor.

PSİKOLOJİK DÖNÜŞÜM VE YAŞAM KALİTESİ

Operasyon sonrası sadece fiziksel değil, duygusal bir değişim de yaşanıyor. Kilo kaybıyla birlikte diz, kalça ve bel üzerindeki baskının azalması hareket kabiliyetini artırırken; ayna karşısındaki yeni görüntü özgüveni perçinliyor. Dr. Polat, başarının kalıcı olması için ameliyat sonrası beslenme ve egzersiz uyumunun, profesyonel klinik takiple desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Editör Notu

Op. Dr. Yılmaz Polat’ın vurguladığı "hormonal değişim" detayı, tüp mide ameliyatını basit bir "mide daraltma" işleminden ayırıp onu sistemik bir tedaviye dönüştürüyor. Türkiye'nin bu alanda dünya devi haline gelmesi, sadece teknolojiyle değil, Türk hekimlerinin "el alışkanlığı" olarak tabir edilen cerrahi ustalığıyla mümkün olmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki; cerrahi bir mucize olsa da, sonrasındaki sağlıklı beslenme disiplini bu mucizenin ömrünü belirleyen en temel faktördür.

Obezite cerrahisi ve tüp mide operasyonları hakkındaki bu bilgiler sizin kararınızı nasıl etkiler? Sizce bu cerrahi yöntemler sadece bir seçenek mi yoksa kronik hastalıklar için bir zorunluluk mu? Yorumlarınızı bekliyoruz.