Topuk Dikenini "Kırmaya" Çalışırken Sağlığınızdan Olmayın

Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, topuk dikeni tedavisinde yapılan en büyük hatayı açıkladı: "Dikeni kırmak için topuğu sert yere vurmak, iyileşmeyi geciktirir."

Haber Giriş Tarihi: 11.02.2026 06:58
Haber Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 06:58

Muğla’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, özellikle sabah saatlerinde yaşam kalitesini düşüren ve halk arasında yaygın olarak görülen topuk ağrıları hakkında ezber bozan açıklamalarda bulundu. Tıbbi adı ‘Plantar Fasiit’ olan ancak röntgende görülen çıkıntı nedeniyle ‘Topuk Dikeni’ olarak adlandırılan rahatsızlık, yanlış müdahalelerle daha karmaşık bir hale gelebiliyor.

Prof. Dr. Karalezli, hastalığın en tipik belirtisinin "sabah tutukluğu" olduğunu belirterek, "Hastalar sabah yataktan kalktıklarında topuklarına çivi batıyormuş gibi hissederler. Birkaç dakika yürüdükten sonra bir açılma olur ancak gün sonuna doğru ağrı tekrar geri gelir" diyerek semptomları özetledi.

"Diken, Ağrının Sebebi Değil Sonucudur"

Rahatsızlığın mekanizmasını anlatan Karalezli, sorunun aslında kemikte değil, ayak tabanındaki zarda olduğunu vurguladı. Ayak tabanında topuktan parmaklara uzanan ‘Plantar Fasya’ isimli zarın esnekliğini kaybetmesiyle sürecin başladığını belirten uzman isim, şu ifadeleri kullandı:

"Vücut, buradaki mikroskobik yırtıkları tamir etmek için o bölgeye kalsiyum yığar ve orada dikensi bir kemik çıkıntısı oluşur. Yani o diken ağrının sebebi değil, vücudun kendini tamir etmeye çalışırken ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Bizim amacımız dikeni yok etmek değil, zardaki ödemi iyileştirmektir."

Halk Arasındaki O Yönteme Sert Uyarı: "Sakın Yapmayın!"

Prof. Dr. Karalezli, halk arasında kulaktan kulağa yayılan ve son derece tehlikeli olan bir yönteme karşı vatandaşları uyardı. Bazı hastaların topuktaki o çıkıntıyı kırmak amacıyla topuklarını sert zeminlere vurduğunu belirten Karalezli, "Topuğu sert yere vurarak dikeni kırmaya çalışmak gibi çok yanlış inanışlar var. Sakın yapmayın! Bu yöntem oradaki ödemi ve yırtığı artırarak iyileşmeyi geciktirir, tabloyu ağırlaştırır. Çözüm 'kırmak' değil, o bölgeyi yumuşatmak ve esnetmektir" dedi.

Ameliyatsız İyileşme Oranı Yüzde 99

Hastalığın tedavisinde cerrahinin en son seçenek olduğunu, hastaların yüzde 99'unun ameliyatsız iyileştiğini belirten Karalezli, evde uygulanabilecek basit ama etkili reçeteyi paylaştı:

Buzlu Şişe Egzersizi: Ayağın altına donmuş bir pet şişe koyup ileri geri yuvarlamak, hem masaj etkisi yapar hem de soğuk uygulamayla ödemi azaltır.

Havlu Germe: Otururken ayağın ucuna havlu geçirip kendinize doğru çekerek taban zarını esnetin.

Evde Terlik Şart: Evde asla çıplak ayakla sert zemine basılmamalı, mutlaka yumuşak ve destekleyici tabanlı terlik kullanılmalı.

Prof. Dr. Karalezli, tedavide ayrıca ESWT (Şok Dalga Tedavisi) gibi yöntemlerin de etkili olduğunu, iyileşme sağlandığında kemik çıkıntısı orada kalsa bile ağrının tamamen biteceğini sözlerine ekledi.

Editörün Notu: "Eskilerin 'kireçlenme' dediği, modern tıbbın ise mekanik sorunlarla açıkladığı bu ağrılar, aslında modern yaşamın getirdiği hareketsizliğin ve yanlış ayakkabı seçiminin bir faturası. Prof. Dr. Karalezli'nin 'buzlu şişe' önerisi o kadar basit ve masrafsız ki, denemekten kimse zarar görmez. Ancak en önemlisi 'kırma' uyarısı. Bir sorunu çözmek için şiddet uygulamak (vücuda bile olsa) asla doğru bir yöntem değildir. Evde giyilen o dümdüz, sert tabanlı terlikleri çöpe atıp, ortopedik veya yumuşak tabanlı olanlara geçmek bile ağrılarınızı yarı yarıya azaltabilir. Unutmayın, ayaklarınız sizi bir ömür taşıyacak, onlara iyi bakın."