
Tansiyon, kanın damar duvarına uyguladığı basıncı ifade eden temel bir tıbbi göstergedir. Hipertansiyon ise bu basıncın normal değerlerin üzerinde seyretmesi durumunu tanımlar. Halk arasında “yüksek tansiyon” olarak bilinen bu hastalık, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla kişiyi etkileyen ve çoğu zaman sessiz ilerleyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.
Yüksek tansiyon; kalp krizi, inme, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, aort yırtılması ve periferik damar hastalıkları gibi hayati risk taşıyan birçok hastalıkla doğrudan ilişkilendiriliyor. Uzmanlara göre hipertansiyon, bu hastalıkların en sık görülen ve kontrol altına alınabilir risk faktörleri arasında yer alıyor.
Belirti vermeden ilerliyor
Hipertansiyonun en tehlikeli yönlerinden biri, uzun yıllar boyunca hiçbir belirti göstermeden ilerleyebilmesi. Bu nedenle “sessiz katil” olarak adlandırılan hastalık, çoğu zaman geç dönemde tanı alıyor. Uzun süre kontrolsüz kalan yüksek kan basıncı; kalp, beyin, böbrek ve göz damarlarında kalıcı hasarlara yol açabiliyor.
Erişkin bireylerde, farklı iki günde yapılan ölçümlerde büyük tansiyonun 140 mmHg, küçük tansiyonun ise 90 mmHg ve üzerinde olması hipertansiyon tanısı için yeterli kabul ediliyor. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde sistolik tansiyonun yüksek seyretmesi, koroner arter hastalığı riskini ciddi oranda artırıyor.
En sık görülen belirtiler
Her ne kadar belirti vermeden ilerleyebilse de bazı durumlarda yüksek tansiyon kendini çeşitli şikâyetlerle gösterebiliyor. Başın arka kısmında hissedilen zonklayıcı baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, çarpıntı, burun kanaması, aşırı terleme ve sık idrara çıkma bu belirtiler arasında yer alıyor.
Risk faktörleri dikkat çekiyor
Genetik yatkınlık, ileri yaş, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, kronik stres, aşırı tuz tüketimi, sağlıksız beslenme ve sigara kullanımı hipertansiyon riskini önemli ölçüde artırıyor. Ailesinde yüksek tansiyon öyküsü bulunan bireylerde hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkma olasılığı dikkat çekiyor.
Yaşam tarzı değişikliği hayati önem taşıyor
Uzmanlara göre hipertansiyonun kontrol altına alınmasında ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Kilo kontrolü, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi kan basıncının düşürülmesinde etkili oluyor. Yapılan araştırmalar, yalnızca birkaç kiloluk kilo kaybının dahi tansiyon değerlerinde anlamlı düşüş sağladığını ortaya koyuyor.
Yüksek tansiyon şikâyeti olan ya da risk grubunda bulunan bireylerin, düzenli tansiyon ölçümü yaptırması ve gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurması hayati önem taşıyor.
Editör Notu
Hipertansiyon haberleri çoğu zaman sıradan bir sağlık başlığı gibi algılansa da aslında toplumun tamamını ilgilendiren sessiz bir tehditten söz ediyoruz. Belirti vermeden ilerlemesi, bu hastalığı daha da tehlikeli hale getiriyor. Bu nedenle tansiyon ölçümünü ihmal etmemek, küçük yaşam tarzı değişikliklerini ertelememek ve “bana bir şey olmaz” düşüncesinden uzak durmak hayati önem taşıyor. Yüksek tansiyonla mücadelede en güçlü silahın farkındalık olduğunu bir kez daha hatırlatmak gerekiyor.
Haber Önerisi: ABD’de 'Kutup' Paniği: Raflar Tamtakır, 10 Eyalette OHAL!