
Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ediyor. Medicana Ataköy Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Şengül, hastalığın yalnızca HPV virüsü ile ilişkilendirilmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu belirterek, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının da önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi.
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, özellikle aşırı şeker tüketiminin bağışıklık sistemi ve hücresel savunma mekanizmaları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Şengül, bu durumun rahim ağzı kanseri riskini dolaylı olarak artırabildiğine dikkat çekti. Şengül, “Kanser artık yalnızca genetik bir hastalık olarak değil, büyük ölçüde yaşam tarzı ile ilişkili bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor” dedi.
Toplumda sıkça dile getirilen “şeker kanseri doğrudan besler” ifadesinin bilimsel olarak doğru olmadığını vurgulayan Şengül, tüm hücrelerin enerji kaynağının şeker olduğunu hatırlattı. Ancak kanser hücrelerinin şekeri normal hücrelere göre daha hızlı tükettiğini belirten Şengül, asıl tehlikenin aşırı şeker tüketiminin vücutta oluşturduğu hormonal ve metabolik ortam olduğunu ifade etti. Sürekli yüksek şeker alımının, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörlerini artırarak kanser hücrelerinin büyümesini kolaylaştırabildiğini söyledi.
Doç. Dr. Şengül, özellikle beyaz şeker, beyaz un ve şekerli içeceklerin kan şekerini hızla yükselttiğini belirterek, bu ürünlerin yerine tam tahıllar, sebzeler ve baklagillerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Günlük serbest şeker tüketiminin toplam enerjinin yüzde 5’ini geçmemesinin önerildiğini ifade eden Şengül, bunun yaklaşık 25 gram yani 5–6 küp şekere denk geldiğini aktardı.
Çocukluk çağında yüksek şeker tüketiminin de önemli riskler taşıdığına dikkat çeken Şengül, obezite, insülin direnci ve hormonal bozuklukların ilerleyen yaşlarda bazı kanser türleri için zemin hazırladığını söyledi.
Sadece şekerli gıdaların değil, cips gibi yüksek sıcaklıkta kızartılmış ürünlerin de kanser riskini artırabileceğini dile getiren Şengül, bu gıdalarda oluşan akrilamid maddesinin mide, bağırsak ve pankreas kanserleriyle ilişkilendirildiğini belirtti. Haftada birkaç kez cips tüketiminin obezite ve metabolik bozukluklara yol açarak riski dolaylı biçimde artırdığını söyledi.
Sağlıklı beslenmenin kanserden korunmada önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Doç. Dr. Şengül, taze meyve, sebze ve tam tahıllardan oluşan bir beslenme düzeninin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini vurguladı. Bununla birlikte rahim ağzı kanserinden korunmada yalnızca beslenmenin yeterli olmadığını belirten Şengül, HPV aşısı, sigaradan uzak durma ve düzenli tarama testlerinin hayati öneme sahip olduğunu kaydetti.
Editörün Notu
Bu haberi hazırlarken bir kez daha gördüm ki rahim ağzı kanseri konusunda toplumda hâlâ eksik ve yanlış bilinen pek çok nokta var. Uzman görüşleri, hastalığın yalnızca HPV ile açıklanamayacağını, yaşam tarzı ve özellikle beslenme alışkanlıklarının da ciddi rol oynadığını net biçimde ortaya koyuyor. Günlük hayatta “zararsız” gibi görülen şekerli ve paketli gıdaların uzun vadede nasıl riskler oluşturabileceğini bilimsel verilerle okumak, bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini gösteriyor. Sağlıklı beslenme, HPV aşısı ve düzenli taramalar birlikte ele alındığında, rahim ağzı kanseriyle mücadelenin çok daha güçlü hale geleceği açıkça görülüyor.
Haber Önerisi: Grönland rekabeti kızışıyor: Nadir toprakta Türkiye detayı